Demirci Alarm Veriyor! Bugün Susarsak Yarın Çok Geç Olacak
Bir toplumun en büyük yanılgılarından biri, konuşulması gereken meseleleri görmezden gelmesidir.
Bana göre Demirci'nin de önemli eksiklerinden biri budur. Konuşulması gereken konular çoğu zaman konuşulmuyor; bunun yerine sessizlik tercih ediliyor. Oysa herkesin kendi içinde yorum yaptığı, dost meclislerinde dile getirdiği sorunlar artık gözle görülür bir hâl almış durumda.
Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım kimseyi suçlamak ya da hedef göstermek değildir. Tam tersine, hepimizin kendi arasında konuştuğu ancak kamuoyu önünde dile getirmekten çekindiği bir soruna dikkat çekmektir. Çünkü bir sorunun çözümü, önce onun doğru şekilde tespit edilmesiyle mümkündür.
İlçemizin birçok noktasında; yol kenarlarında, ağaç diplerinde, parklarda, seyir tepelerinde ve çeşitli kamusal alanlarda alkol tüketiminin giderek yaygınlaştığını görmek mümkündür. Ki, ilçeye giren alkollü içecekler, bayilere inen raflara dizilen miktarlar yani tüketim verileri ortada iken bunu bugün konuşmalıyız.
Eğer "Böyle bir durum yok." diyorsanız, bu yazının devamını okumanıza gerek olmayabilir. Ancak okumaya devam ediyorsanız, en azından bu sorunun varlığını kabul ediyor olmalısınız.
O zaman devam ediyorum.
Burada özellikle altını çizmek isterim ki bu yazının amacı alkol kullanımını meşrulaştırmak değildir. İnancımızda alkolün haram olduğu açıkça belirtilmiştir. Bunun yanında alkol; ailelerin dağılmasına, şiddet olaylarının artmasına, suç oranlarının yükselmesine, trafik kazalarına ve daha birçok toplumsal acıya neden olabilmektedir. Bu nedenle halk arasında "Tüm kötülüklerin anasıdır." sözü boşuna söylenmemiştir.
Sorunları görmezden gelerek, halının altına süpürerek çözmemiz mümkün değildir. Aksine, sessiz kaldıkça sorunlar büyür ve toplumun huzurunu tehdit eden daha ciddi boyutlara ulaşır.
Ne yazık ki çoğu zaman bu tabloyu yalnızca seyretmekle yetiniyoruz. Oysa yetkililerden beklenti sadece denetim yapmak olmamalıdır. Önleyici sosyal politikaların geliştirilmesi, gençlerin güvenli vakit geçirebileceği sosyal ve kültürel alanların artırılması, spor ve sanat faaliyetlerinin desteklenmesi, ailelerle ve eğitim kurumları arasında güçlü iş birliklerinin kurulması kamu sorumluluğunun ayrılmaz bir parçasıdır.
Ancak burada önemli olan, bu çalışmaların sadece varmış gibi gösterilmesi değil; gerçekten amacına uygun, etkili ve sürdürülebilir şekilde hayata geçirilmesidir.
Bu yazı hiçbir kişi ya da kurumu hedef almak için yazılmadı. Toplumun konuşmaktan çekindiği, zaman zaman tabu hâline gelen konular hakkında fikir beyan etmek; sağduyulu, sorumluluk sahibi insanların görevidir. Çünkü suskunluk hiçbir zaman çözüm üretmedi.
Şehrimizi yönetenlerin, bu ve benzeri sorunları alanında uzman kişilerle birlikte kapsamlı biçimde değerlendirmesi, doğru analizler yapması ve uzun vadeli çözümler üretmesi büyük önem taşımaktadır.
Eğer huzuruyla, güvenliğiyle ve bozulmamış toplumsal yapısıyla Demirci'yi daha güzel yarınlara taşımak istiyorsak; atalarımızdan emanet aldığımız bu güzel ilçeyi çocuklarımıza aynı güzellikte bırakabilmek için, coğrafi dezavantajlarını da göz önünde bulundurarak tüm sorunları ortak akılla tespit etmeli ve çözümünü hep birlikte üretmeliyiz.
Ortak akıl ile kontrolü mümkün ve her mekanın kendi adabı içinde, isteyenin gidebileceği bir ortam için ne yapılabilir sorusunun cevabı bulunmalıdır.
Elbette hiçbir gerekçe çevreyi kirletmeyi, kamu malına zarar vermeyi, gürültü yapmayı veya başkalarının huzurunu bozmayı haklı göstermez.
Kamu düzenini korumak ve kuralları uygulamak ilgili kurumların görevidir. Ancak kalıcı çözüm yalnızca denetimden değil; sosyal ihtiyaçları doğru analiz eden, güvenli yaşam alanları oluşturan ve gençleri şehir hayatının dışına itmeyen bir anlayıştan geçmektedir.
Bir şehrin başarısı, sorunları görünmez kılmakla değil, onları doğru yönetebilmesiyle ölçülür.
Gençlerin yol kenarlarında, arazilerde veya ıssız bölgelerde toplanmasının önüne geçmek isteniyorsa, bunun yolu sadece yasaklardan değil; güvenli, denetlenebilir ve toplumun tüm kesimlerini gözeten sosyal politikalar geliştirmekten geçmektedir.
Çünkü şehirler yalnızca yolları ve binalarıyla değil, huzuru, güveni ve ortak vicdanıyla ayakta kalır.
Gelişiniz güle güle, gidişiniz güle güle olsun.
Kalın huzur ve sağlıkla.
8 Temmuz 2026
Kazım Aysan
İnşaat Mühendisi
Ahmet EREN 2 Hafta Önce
Doğru tespit ülkenin heryerinde ayni problem var nedense! Daha güvenli daha saglikli ortamlari yetkililer sağlamalidir.
Sadettin Özdemir 2 Hafta Önce
Merhaba kazım bey çok yerinde bir tespit olmuş teşekkür ederim böyle bir konuya değindiğiniz için ama bu is ailelerde bitiyor demirciye benim gördüğüm kadarıyla manevi bir yozlaşma var bizim atalarımız dinini diyanetin tam manasıyla öğretirdim bunun yanında aile terbiyesi vardı bir hata yapıldığında gençlerin kulakları çekiliyordu ana şimdi maalesef aileler üzerlerine düşeni yapsalar bu iş düzelir inşallah.
Mehmet TUNCER 2 Hafta Önce
Öncelikle böyle bir konuya değindiğimiz içinsize teşekkür ediyorum Kazım bey.Bahsi geçen konu gerçekten ülkemizin ve yaşadığımız çevrenin kanayan yarasıdır.Eğer yetkililer önlem almaz ise zamanla daha çok büyük olumsuz sonuçlar meydana gelebilir.Yetkililer ve gerekli kurum yada kuruluşlar gerekli hassasiyeti göstermelidir.Önlem alınmaz ise kavgalar,boşanmalar,cinayetler,kazalar ve bunun gibi istenmeyen durumlar artarak devam edecektir.