Siyasetteki ilkesizlik, dün söyleneni bugün inkâr eden bir anlayışı beraberinde getirdi. Bu tutarsızlık halkın güvenini derinden sarsarken, Türkiye’nin yeniden saygı duyulan bir yönetim anlayışını inşa etmesini zorlaştırıyor.
Özellikle AK Parti ve MHP’de ifadesini bulan siyaset tarzı, bugün ciddi bir ilkesizlik girdabı içinde boğuşmaktadır. Türk siyaseti, ne yazık ki umursamaz bir şekilde dün “ak” dediğine ertesi gün “kara” diyebilecek kadar birbirine zıt söylemleri üretmekte hiçbir sakınca görmemektedir.
Geçmişte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ve onun şahsında AK Parti’ye en ağır sözlerle yüklenen Devlet Bahçeli, bugün aynı Erdoğan’a büyük bir hayranlıkla sarılmış durumdadır. Bu durumu, 15 Temmuz’un dönüm noktası etkisini gerekçe göstererek savunmaya kalksalar da inandırıcı değildir.
Ya odasının duvarında asılı saatin yalnızca 17.25’i göstermesine ne demeli?
Yıllarca “PKK’yı ve Apo’yu yerle bir edeceğiz” diyerek meydanlarda oy isteyen Bahçeli, şimdi Abdullah Öcalan’a umut hakkı tanımaktan bahseder hale gelmiştir.
Bir zamanlar “Asmak için ip mi yok?” diyerek sert bir dille eleştirdiği Tayyip Erdoğan’a ip atan Bahçeli’nin bugün aynı Erdoğan’ın yanında saf tutması, siyasetin geldiği yönsüzlüğün açık bir göstergesidir.
Aynı şekilde, Tayyip Erdoğan’ın dış politikada sergilediği çelişkiler zinciri de bu umursamazlığın bir başka yüzüdür. Bir zamanlar Mısır’da darbe yaparak yönetimi ele geçiren Sisi’ye karşı “Benim için Mısır’ın meşru lideri Mursi’dir.” diyen Erdoğan, dün yapılan zirvede Sisi ile can ciğer kuzu sarması pozlar vermekte ve bu yakınlaşmayı Türk milletine “diplomatik başarı” olarak pazarlamaya çalışmaktadır.
Bunun gibi örnekler çoğaltmakla bitecek değildir.
Halk, artık bu tür ani dönüşleri izlemekten bıkmış, “Hangi söz doğrudur, hangi duruş gerçektir?” diye sormaktan usanmıştır.
Siyaset kurumu, bu kadar tutarsızlık ve yönsüzlük içinde debelenirken halkın nezdindeki itibarını ve güvenini kaybetmesi kaçınılmazdır. Vatandaş artık siyasetçinin sözünü değil, sadece çıkarını takip etmektedir. Politikacılara duyulan güven, toplum nezdinde en alt seviyelere inmiştir.
Oysa Türkiye, yeniden siyasete güveni tesis etmeden, yöneticiye saygının yeşereceği bir zemin oluşturamaz.
İlkesizliğin yerini dürüstlük, ikbal hesaplarının yerini milletin menfaati almadıkça; bu kısır döngü sürecek, siyaset kurumu halkın gözünde biraz daha küçülecektir.
20 Ekim 2025
Ahmet Orhan