Manisa Son Haber

Ahmet Davutoğlu ifade verdi: “O sözlerimin arkasındayım”

GÜNDEM

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, hakkında yürütülen “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması kapsamında Ankara Adliyesi’nde ifade verdi.

Davutoğlu, 11 Eylül 2021 tarihinde yaptığı konuşmanın soruşturma konusu olmasıyla ilgili, “11 Eylül 2021 tarihinde yaptığım o konuşma da bir provokatörün sorusu üzerine dosdoğru olmanın bir gereğiydi. O sözlerimin arkasındayım” dedi.

Eski Başbakan ve Gelecek Partisi’nin eski Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, hakkında başlatılan “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması kapsamında ifade vermek üzere Ankara Adliyesi’ne geldi.

Davutoğlu, saat 15.00 sıralarında adliyeye giriş yaptı. Soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren Davutoğlu’na destek amacıyla DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da Ankara Adliyesi’nde hazır bulundu.

Soruşturma 2021’deki konuşma nedeniyle başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3 Eylül’de yapılan açıklamada, Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 299/1. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu kapsamında soruşturma başlatıldığı duyuruldu.

Başsavcılık açıklamasında, yapılan inceleme sonucunda soruşturmanın başlatıldığı ve sürecin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sürdürüldüğü belirtildi.

Davutoğlu’nun Bingöl konuşması soruşturma konusu oldu

Soruşturmaya gerekçe gösterilen ifadelerin, Davutoğlu’nun Eylül 2021’de Bingöl ziyareti sırasında yaptığı konuşmada sarf edildiği belirtildi.

Davutoğlu söz konusu konuşmasında iktidara yönelik eleştirilerde bulunarak, “Milyarlarına milyar kattılar, haram lokma yediler, çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı, akrabalarını zengin etti, 5 müteahhide Türkiye’yi peşkeş çekti.” ifadelerini kullanmıştı.

İfade veren Ahmet Davutoğlu’ndan ilk açıklama

Davutoğlu, ifade işleminin ardından adliye önünde açıklama yaptı ve soru almayacağını belirtti.

Davutoğlu’nun açıklaması şu şekilde:

“Onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yargıya duyduğum saygı, adalet idealine duyduğum hürmet dolayısıyla biraz önce benden talep edilen ifadeyi verdim.

Her şeyden önce bütün bu süreçte desteğini esirgemeyen ve bugün de yanımda olan genel başkanlarımıza; Türkiye'nin her köşesinden, yurt dışından destek beyan eden bütün adalet, hukuk sevdalılarına teşekkür ediyorum.

Tabii bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan, düşüncesini ifade ettiği, eleştirilerini dile getirdiği için şüpheli sıfatıyla adliyeye çağrıldı. Bunun herkes tarafından bilinmesini isterim.

Ben yargıya duyduğum saygı gereği, hiç kimsenin de yargının üzerinde olmadığı inancıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ifademi verdim. Ama bu ülkeye dışişleri bakanı, başbakan olarak hizmet etmiş bir devlet adamı olarak da ilk kez böyle bir uygulamanın devletin üst katında yaşanmış olmasını da hüzünle karşılıyorum.

Soruşturmanın açıldığı ilk günden itibaren ulusal ve uluslararası basından çok sayıda görüşme talebi geldi. Geçmişte birlikte çalıştığım muhataplarımdan görüşme ve ne olup bittiğiyle ilgili sorular geldi. Bunların hiçbirisine cevap vermedim, hiçbir demeç vermedim. Ve hatta cuma günü son derece önemli bir kuruluşta eski devlet yetkililerinin, siyasilerin ve akademisyenlerin olduğu bir oturumda konuşmam vardı, onu da iptal ettim.

Çünkü kendi ülkemi, ülkemin yargısını bir olumsuz algıyla anılmasını asla istemedim. Böyle bir durumu savunmak bile bana zül olur.

Hâlâ çok sayıda telefon alıyorum ve bu telefonlara da verdiğim... Kimisine cevap vermiyorum, kimisine verdiğimde de ülkemin yurt dışında olumsuz bir algıyla anılmamasına özen gösteriyorum.

Şimdi uzun bir açıklama yapacak değilim. Avukatım Sayın Hasan Seymen baştan itibaren süreci takip ettiği için sizlere bütün teknik detayı o verecek.

Bundan sonra da sulusal basınımızın temsilcileri, çoğu da telefonla aradı, hiçbirisinin telefonuna dönmedim. Açık yüreklilikle söylüyorum; bundan sonra da ulusal ve uluslararası basının görüşmelerine asla olumlu bir yanıt vermeyeceğim. Çünkü bu benim şahsi itibarım değil, ülkemin itibarı.

Siyasetten çekilme kararı almıştım. Bundan sonra da aynı ilke çerçevesinde ama inandığım doğrular çerçevesinde görüşlerimi beyan etmeye devam edeceğim. Benim hayatımı yönlendiren en önemli ilke 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol' ilahi kelamının kendisidir.

Akademik hayatta ders verirken, kitap yazarken; büyükelçi olarak devletimi temsil ederken; Dışişleri Bakanı olarak Türkiye'nin menfaatlerini gözetirken ve Başbakan olarak ülkede şeffaflığı, hukuk devletini savunup terörle mücadelenin en sert şartlarında görevimi yaparken hep bu ilkeyle davrandım. Dosdoğru, emrolunduğum gibi dosdoğru olmaya çalıştım, buna milletim şahittir.

11 Eylül 2021 tarihinde yaptığım o konuşma da bir provokatörün şeyi üzerine, sorusu üzerine dosdoğru olmanın bir gereğiydi. O sözlerimin arkasındayım. Buradan milletime söz veriyorum: Bundan sonra da Rabbim ve milletim adına dosdoğru olmaya devam edeceğim.

Soru almayacağım. İlkesel bir şey söyledim, bu konuda hiçbir soruya cevap vermeyeceğim ülkenin itibarı adına.”

Ahmet Davutoğlu ne demişti?

Davutoğlu, katıldığı bir programda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Benden sonraki bakanlar gibi bir kuruş haram lokma yemedim. Onlara da 'Haram lokma yemeyin' dedim. Yediler. Çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı. Akrabalarını zengin etti. Beş tane müteahhide Türkiye'yi peşkeş çekti.”

Davutoğlu’nun ifade vermesinin ardından soruşturma kapsamında bundan sonraki hukuki sürecin nasıl ilerleyeceği merak konusu oldu.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.