Manisa Son Haber

Bahçeli Siyasetinin Çelişki Atlası! Sorumluluk Yok, Gündem Çok! / Mustafa Temiz Yazdı...

GÜNDEM

Bahçeli’yi; analitik kafasıyla dünyayı okuyan, krizleri gören, çözüm üreten, milli ilkeleri siyasi teorisinin temeline koyan bir lider tarifine sığdırmak mümkün mü?

Devlet Bahçeli, ülke siyasetinde gündem olmaya devam ediyor. Ama bu gündem, istikrarın değil; çelişkinin, zikzağın ve sorumluluktan kaçışın gündemi. En tuhafı da şu: Aynı kürsüden konuşan, aynı sıralarda oturan milletvekilleri; bir gün siyaha “ak” denildiğinde alkışlıyor, ertesi gün beyaza “kara” denildiğinde yine alkışlıyor.
Atalar boşuna dememiş: “Davul kimin boynundaysa tokmak onun elindedir; ama akıl kiradaysa ses hep yamuk çıkar.”

Son dönemin moda cümlesi belli: “Vardır bir bildiği.”
Peki soralım: Ne biliyor Bahçeli?
Bu soru, kendisi siyasette kaldığı sürece seçmenin zihninde dönüp duracak gibi. Çünkü bilgelik iddiası, tutarlılıkla ölçülür; çelişkiyle değil.

“Biz iktidar değil, ittifak ortağıyız” sözü mesela…
Bu cümlenin siyasi meali hâlâ çözülebilmiş değil. İktidarın tüm kritik kararlarında görünmeyen imzası olan, ama bedel ödeme noktasında “ben sadece ittifak ortağıyım” diyen bir siyaset…
Hem direksiyonda oturup hem kazada yolcu rolü oynamak, siyasetin en eski ama en aşınmış numarasıdır.

Gelelim erken seçim meselesine.
Bahçeli net konuştu: “Erken seçim yok.”
İyi de… Erken seçim yoksa, anayasa gereği Erdoğan yeniden aday olamıyor. Bu gerçeği kimse yüksek sesle söylemiyor.
AKP’nin resmen açıklanmış bir Cumhurbaşkanı adayı yokken; CHP, Ekrem İmamoğlu’nu ilan etmişken…
MHP’nin adayı, Bahçeli’nin ağzından çıkan ifadeyle Recep Tayyip Erdoğan değil mi?

O hâlde soralım:
Erken seçim yoksa bu adaylık nasıl olacak?
Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminde, Cumhurbaşkanı kendi partisince aday gösterilmemişken; Bahçeli’nin herkesten önce “adayımız Erdoğan” demesiyle, “erken seçim yok” sözü nasıl aynı cümlede durabiliyor?

Atalar der ki:
“Yanlışa anahtar olan, doğruya kilit vurur.”
Bugün siyasette yapılan tam da bu.

Bahçeli’yi; analitik kafasıyla dünyayı okuyan, krizleri gören, çözüm üreten, milli ilkeleri siyasi teorisinin temeline koyan bir lider tarifine sığdırmak mümkün mü?
Asla.

Çünkü dün söylediklerini bugün inkâr eden, bugün söylediklerini yarın unutan bir siyaset; ilke değil, refleks üretir.
Eleştiri kültürü olmayan ülkelerde kırıcı, kinli ve öfkeli dil tesadüf değildir; gönül yoksulluğunun doğal sonucudur.
Bir yazarın dediği gibi:
“Toprağa isyan tohumu dikme; kini, öfkeyi yeşertme.”

Günübirlik pozisyon değiştiren, dün “bebek katili” dediğine bugün “umut hakkı” talep eden bir siyasi akıl…
Üstelik Apo’nun, Bahçeli’nin iktidar ortağı olduğu dönemde yürütülen yargılama sonucu hangi cezayı aldığını da sanki tarih hiç yaşanmamış gibi görmezden gelerek…
Hafıza yırtılırsa, siyaset masala döner.

Emekli maaşlarına “sefalet aylığı” diyen Bahçeli’nin parti grubu, Meclis’te 20 bin liralık maaşa el kaldırmadı mı?
Daha yüksek maaş önergesine AKP-MHP birlikte “ret” oyu vermedi mi?
Burada sözle eylem arasındaki mesafe, artık uçurumdan da derin.

Bugün Bahçeli çıkıp şunu söylüyor:

“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.”
“PKK’nın kurucu önderliği verdiği sözlerin arkasında durdu.”

Bu sözler, geçmişte aynı konularda söylenenlerle nasıl yan yana duracak?
Buna cevabı siyasetçiler değil, seçmen verecek.
Çünkü sandık, hafızası en güçlü mahkemedir.

Bahçeli hem gündem yaratıyor hem sorumluluktan kaçıyor.
Zikzakları takip ederken ülke, freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor.
Nereye toslayacağı belli değil.

Son söz yerine bir atasözü daha düşelim:
“Rüzgârla yön değiştiren, fırtınada savrulur.”
Kimler savruluyor, kimler ayakta kalıyor; tarih günü geldiğinde hükmünü mutlaka verecek.

“Yeni bir kimlik arayışı” meselesi mi?
O, bu tablonun sadece devamı…
Onu da sonraki yazılarda konuşuruz.
4 Şubat 2026
Mustafa Temiz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.