Manisa Son Haber

Bahçeli ve Trump’ın Ortadoğu Gezisi

GÜNDEM

Türkiye,1 Ekim 2024 TBMM yeni dönem çalışmalarına başlamasından bu yana Terörsüz Türkiye başlığında bir dizi gelişmeye muhatap olmuştur.

BAHÇELİ VE TRUMP’IN ORTADOĞU GEZİSİ

Türkiye,1 Ekim 2024 TBMM yeni dönem çalışmalarına başlamasından bu yana Terörsüz Türkiye başlığında bir dizi gelişmeye muhatap olmuştur.

MHP lideri bu sürecin başlatıcısı olarak anılırken DEM ile el sıkışması Türk ve dünya kamuoyuna Milliyetçiler Kürtlerle barışıyor diye takdim edilmişti.

Devlet Bahçeli siyasi hayatı boyunca beklenmeyen sözler ve hareketlerle anılmış bir siyasetçidir.

Bahçeli en yakınında olanların beklemediği bir anda erken seçim çağrısı yaparak AKP iktidarına fırsat vermesi,

Başka bir gün miting meydanında güya APO’yu asacak ip bulamayan AKP’ye ip atarak MHP oylarını ve milletvekili sayısının beklenenden daha az kalmasına neden olması,

Görünürde AKP iktidarına sert muhalefet yaparken 7 Haziran 2015 seçimlerinde salt çoğunluğun AKP tarafının kaybedilmesi sonrasında koalisyonda yer almayı ret ederek 1 Kasım erken seçiminin önünü açması,

Sonrasında AKP’nin rekor kırarak iktidara gelmesini sağlaması,

FETÖ organizasyonu olan kaset kumpasında emsali görülmemiş sayıda genel başkan yardımcısının tasfiyesini onaylaması,

Dün söylediklerinin tamamen tersini yapabilen, geçmişte kara dediğine ak, ak dediğineyse kara demesi,

Bebek katili dediği APO’ya kurucu önder deyip şükranlarını sunabilecek bir noktaya gelmesi bu türden örneklerden bazılarıdır.

Örnekleri yaşanmakta olan süreç bağlamında uzatacak olursak, 2009 yılında hayata geçirilmeye çalışılan, PKK’yı uzlaşarak bitirme projesine en sert tepkiyi gösteren de Bahçeli olmuştur.

Devlet projesi olarak takdim edilen Çözüm sürecinde projeyi yürütmekle sorumlu olan Beşir Atalay’ı her fırsatta hedef almıştı.

Turgutlu’nun eniştesi Beşir Atalay elinden neler çekmişti neler.

Cumhurbaşkanın daha İstanbul Belediye Başkanıyken hazırlatıp kamuoyuyla paylaştığı Kürt Raporu dolaysıyla her fırsatta kendisine çok sert eleştirilerde bulunmuştu.

Bugünlerde herkes zaten geçmişte yapılan ve söylenenleri ortaya dökmekle meşgul.

Arşivi bir tarafa bırakarak cevap bulmamız gereken soruyu soralım;

Türkiye’nin içinde ve dışında gelişen olayların anlamı nedir?

Yaşananları romantik bir şekilde PKK silah bıraktı, oh ne güzel diyerek geçiştirmeye yeltenirsek büyük bir hataya düşeriz.

Yaşamakta olduğumuz olayları çok moda olan “milli ve yerli” bir süreç olarak değerlendirirsek daha da büyük bir hata yapmış oluruz.

İtalya’da yapılan NATO tatbikatında sözde kazaen sızdırılan Türkiye’nin Güneydoğusunu da içine alan harita olayından bu yana ABD’nin ülkemizi de içine alan planlarından şüphelenişimiz kırılma noktasıdır.

ABD planını doğru olarak tespit eden Türkiye aşamalı bir planın devreye alındığını fark etmiş, ne var ki ABD planlarını tamamen etkisiz hale getirmeyi başaramamıştır.

Gözlerimiz önünde PKK güçlerini PYD/YPG’ye dönüştürmüş, etnik temizlikle Türkiye sınırında Suriye Kürdistan’ı fiilen oluşturulmuştur.

Nasıl ki ASALA belasının yerini PKK aldıysa PKK ortadan kalkarken devlet olarak terör örgütü ilan ettiğimiz PYD/YPG, ABD baskısıyla meşrulaştırılmıştır.

Görünen o ki bu noktada Türkiye iddialarından vaz geçmiştir.

PKK, Bahçeli’nin 4 Mayısta Malazgirt’te toplanmasını istediği sözde kongresini 5-7 Mayısta Türkiye sınırları dışında yaparak silah bıraktığını ilan etmiştir.

Sonuç bildirgesi 5. günün sonunda ancak okunabilmiştir.

Kongrenin sona ermesi ve bildirinin ilan edilmesi arasında geçen süre bildirinin üzerinde birden fazla tarafın mutabakat arayışı olarak değerlendirilmelidir.

PKK bildirisi Türk Milletinin çoğunluğu tarafından kabul görmeyen Dolmabahçe Mutabakatını aşan cümleler içermektedir.

Söz konusu bildirideki kürtlere yönelik somut soy kırım ifadesinden soyut komünal demokrasiye, kürtlerin uluslaşmasına kadar bir çok ifade her Türk’ü rahatsız etmiş, barış isteğinin samimiyeti konusunda şüpheye düşürmüştür.

Bu nokta itibariyle bir çok hususun açıklığa kavuşturulması kaçınılmazdır.

Bölgemizde yaşanan olayların ABD’nin parmağı olmadan yaşanması mümkün değildir.

Tüm bu olanlar yoksa BOP’un güncellenmesi midir?

Suriye’de, Irak’ta, Suudi Arabistan’da, Katar’da hatta Ukrayna-Rusya Savaşında yaşananlar ABD etkisini dikkate almadan çözümlenemez.

ABD Başkanı Trump ikinci başkanlık dönemine başlar başlamaz kendisini Amerika ve Dünyayı yöneten adam olarak ilan etmiştir.

Çok ilginçtir ilk yurt dışı seyahatini de dünyanın yumuşak karnı Ortadoğu’ya yapmaktadır.

İlk gün ziyareti olan Suudi Arabistan’da söyledikleri kadar aldıkları da çok önemlidir.

Bu ziyaret Araplara yaklaşık 1 Trilyon dolarla çok pahalıya gelmiştir.

Trump’ın Katar ve Emirliklere yapacağı ziyaretin verilecek hediyeler bakımından aşağıda kalması beklenmemektedir.

Yani Trump yeni dönemine alarak devam etmektedir.

Şimdi beyin yakan o soruyu soralım;

Almadan vermeyen Trump Erdoğan ve dolaysıyla Türkiye‘den ne almıştır?

Bu toz duman ortadan kalkmadan bu sorunun cevabını bizim kendi başımıza bulmamız olası değildir.

Bizim söyleyeceklerimiz şimdilik yorumdan öteye geçmeyecektir.

Bu soruya doğru cevabı ancak projenin müellifleri yani Cumhur İttifakı verebilir.

Öyle anlaşılıyor ki cevapların hükümet tarafından zaman içinde verilmesi tercih edilmektedir.

Ülkemizin hayrına olmasını dileyerek bekleyelim, görelim.

Yorumlar (1)

Yakup yiğit 1 Yıl Önce

Tefarruata girmeden özet olarak söylüyorum Erdoğan da bahçeli de bop un uşaklıgını yapmaktadırlar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.