Manisa Son Haber

Başını öne eğen Milliyetçilik / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Bugün “çözüm”, “normalleşme”, “yeni sayfa açma” gibi kulağa hoş gelen kavramlar eşliğinde Türkiye’ye yeni bir siyasal kıyafet biçilmeye çalışılmaktadır.

PKK ve KCK’nın diline düşen milliyetçilik iddiası, Türkiye’yi kaosa sürükleyen yeni senaryoda kimlerin nerede durduğunu ibretlik biçimde gösteriyor.

Türkiye ne yazık ki ibretlik günler yaşamaktadır. Terör örgütü KCK yapılanmasının elebaşlarından birinin gazetelerde yer alan sözleri, çok büyük bir siyasi hareketi utandıracak niteliktedir. PKK ve KCK yapılanmalarının, kendilerine referans olarak Devlet Bahçeli’yi ve Milliyetçi Hareket çizgisini göstermeye cüret edebilmesi; Türk milliyetçiliği adına üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir tabloyu ortaya koymaktadır.

Türk dünyasının, devlet geleneğinin ve milliyetçi ülkülerin savunucusu olması gereken bir hareketin, terör odaklarının dilinde övgüyle zikredilir hale gelmesi ister istemez milyonlarca insanın başını öne eğmesine yol açmaktadır. Çünkü bu durum, yıllarca “devlet ve millet” adına yürütüldüğü söylenen siyasetin sahada nasıl algılandığını da gözler önüne sermektedir.

Bugün gelinen noktada, Türk Devleti’nin temel niteliklerini pervasızca yok sayan, hatta bunlara açıktan meydan okuyan beyanlar artık olağan bir dilmiş gibi dolaşıma sokulmaktadır. “Sözde çözüm”, “sözde barış”, “sözde demokratikleşme” adına yıllardır üretilen kurguların ne kadar temelsiz olduğu, bizzat terör cephesinden gelen bu pervasız ifadelerle bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’yi zayıflatmak, parçalamak, kimliksizleştirmek isteyenlerin; bir yandan “demokrasi ve özgürlük” söylemi üzerinden meşruiyet devşirmeye çalışırken, diğer yandan Türk Devleti’ne alenen meydan okumaları artık saklanamaz hale gelmiştir. Bu meydan okuma sadece PKK veya KCK yandaşlarının cüretiyle açıklanamaz. Asıl mesele, kendilerini devlet adamı zanneden, devlet yönettiklerini sananların içine düştükleri acziyet ve basiretsizliktir.

Çok açıktır ki Türkiye yeni bir dayatmayla karşı karşıyadır. Bu dayatmanın izleri, yıllardır bölgeyi yeniden şekillendirmek isteyen yabancı merkezlerin stratejilerinde açıkça görülmektedir. Terör örgütleri bu stratejinin sahadaki taşeronları; içerideki bazı siyasi ve bürokratik unsurlar ise bu oyunun gönüllü veya gaflet içindeki aparatları haline gelmiştir.

Bugün “çözüm”, “normalleşme”, “yeni sayfa açma” gibi kulağa hoş gelen kavramlar eşliğinde Türkiye’ye yeni bir siyasal kıyafet biçilmeye çalışılmaktadır. Amaç, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluş ilkelerinden ve milli–üniter yapısından uzaklaştırarak sürekli kriz ve pazarlık üreten bir “yumuşak devlet” haline getirmektir.

Oysa Türkiye, içinde bulunduğu coğrafyada hâlâ bir huzur ve istikrar adasıdır. Yıllardır süren tüm saldırılara, terör dalgalarına, ekonomik baskılara rağmen bu ülke ayakta kalmayı ve ayakta tutmayı bilmiştir. Türk Milleti ise tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de yaşadığı coğrafyanın dengesini sağlayan asli unsurdur.

Tam da bu yüzden Türkiye, sürekli bir kargaşa iklimine çekilmek istenmektedir. Etrafı ateş çemberine çevrilen bir ülkede, iç barışı dinamitleyen hamleler “demokratik açılım” veya “yeni süreç” gibi ambalajlarla sunulmaktadır. Terör örgütü ve uzantıları cesaretlerini buradan almaktadır. Çünkü bilirler ki devlet aklı zayıflarsa, milletin iradesi bulandırılırsa bölgeye dair bütün hesaplar kolaylaşacaktır.

Türk Milleti, Türkiye’yi bir huzur ülkesi olmaktan çıkarıp bitmeyen kavgaların, bitmeyen pazarlıkların coğrafyası haline getirmek isteyen oyunu görmüştür. Aziz milletimiz, devletin temel niteliklerini hedef alan; terörle arasına mesafe koyamayan, dış merkezli kurgulara angaje olan hiçbir siyasi çizginin bu topraklarda kalıcı olamayacağının farkındadır.

Ümidim odur ki demokrasiyi içine sindirmiş Türk Milleti, bu oyunun farkına varmakla kalmayacak; sandıkta, sokakta, fikir dünyasında, hukuk zemininde bu kurguyu boşa çıkaracaktır. Tarih boyunca nice dev imparatorluklar kurmuş, nice badireleri atlatmış bu millet elbette ki yabancı merkezli tasarımları da terörün ve işbirlikçilerinin hesaplarını da tersine çevirecek kudrete sahiptir.

Bugün bize düşen, bu oyunu görmek, adını cesaretle koymak ve Türk Devleti’nin bekasını, Türk Milleti’nin birliğini her türlü siyasi hesaplaşmanın üzerinde tutmaktır. Çünkü bu topraklarda yaşayan herkes için gerçek özgürlük ve gerçek güvenlik ancak güçlü ve sahici bir milli devletle mümkündür.

01 Aralık 2025 

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.