Manisa Son Haber

Bilim Deprem ve Devlet / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Yaşadığımız felaketin boyutu gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor.

Acı, gözyaşı, acizlik, öfke gibi duygular yoğunlukla ve iç içe yaşanırken bir yandan da zamanla yarışılıyor.

Olayın ilk şoku atlatılırken “neden bunlar bizim başımıza geliyor” diye başlayan sorular da bir taraftan gündeme gelmeye başladı.

“Japonya çok daha şiddetli depremleri adeta hafif sıyrıklarla atlatırken bizde neden bu kadar yıkıcı oluyor” cümlelerini duymaya başladık bile...

Bu noktada ülkemizde şu anda en çok konuşulan tanınan isimlerin başında olan Prof. Dr. Naci Görür Hoca’ya sözü getirmek istiyorum.

Kendisi o kadar tanınan isimdir ki arama motoruna Prof. yazınca listenin ilk sırasında onun adını görürsünüz.

Bu ünlü akademisyen jeolog ve yer bilimci Naci Görür hoca dünyanın bilim çevrelerinde tanınan deprem uzmanıdır.

Değerli hocamız aylardır hatta yıllardır bu bölgede, Doğu Anadolu Fayı ile Antakya’dan geçen Kuzey-Güney Fayının düğüm noktasında şiddetli deprem ihtimalinin çok arttığını söylüyordu.

Özellikle Elazığ depreminden bu yana bölge illerin valilerini ziyaret edip uyarır, seminerler verir, televizyon programlarına çıkar, yani elinden ne geliyorsa fazlasıyla yapmaktaydı.

Tüm çabalarına rağmen bugün yaşadığımız büyük acıların yaşanmaması için hiç olmazsa kolay atlatılması için bile maalesef ciddiye alınmamıştır.

Oysa yetkin bir bilim adamı olan Naci Görür, “ GELİYOR “ diye haykırırken, bunu kehanet olarak değil bilim olarak kabul edip dikkate alsaydık bugün belki yaşadığımız felaketin boyutu daha başka olurdu.

Elazığ depreminde kırılan fayın enerjisi bu bölgeye aktarıldı, bu bölgede büyük bir depremi ön görüyorum diye defalarca uyaran bir bilim insanı niçin dikkate alınmaz anlamıyorum.

Hâlbuki 1999 depreminden bu yana geçen 23 yılda tüm Türkiye’yi depreme dayanıklı kentler haline getirmemiz gerekmez miydi?

Bu konuda çoklarımızın önerileri elbette vardır.

Nasıl olur, diye sorulacak olursa;

-Her şeyden önce resmî prosedürler bilim ışığında yeniden düzenlenmeli ve bilimin belirleyiciliği kabul edilmelidir...

-Deprem tehdidi altındaki şehirlerde mikro ölçekli bölgeler oluşturularak fay sistemi, derinliği boyu analiz edilmeli...

-Her şiddette deprem olasılıkları göz önüne alınarak risk analizleri yapılmalı ve ne kadar yıkım olabileceğinin yanında ne kadar can kaybının da olabileceğine dair senaryolar oluşturulup alınması gereken tedbirler tasarlanmalı...

Bilimsel veriler ışığında ortaya konan bu rapor yerel yönetimler, valiler ve bütün resmî kurumlarla paylaşılarak bir yol haritası belirlenmeli...

Ne yazık ki en çok can kaybının çok katlı betonarme yapılarda olduğu gerçeği akılda tutularak konut inşaat teknik ve teknolojileri depreme göre yeniden güncellenmeli...

-Yıkılan binaların içinde çok sayıda 1999 sonrası yapı yönetmeliği hükümlerine göre yapılmış olması gereken ve belediyelerce ruhsatlandırılmış binaların bulunması dikkate alınarak tespit edilecek riskler ışığında inşaat ruhsatı prosedürleri yeniden oluşturulmalı...

-Zemin etüdü kriterleri yeniden belirlenmeli, kentsel dönüşüm çalışmaları bu veriler ve değerlerle hızlı bir şekilde başlatılmalı...

-En önemlisi de tüm bu bir dizi çalışmadan sonra ülke olarak önceliğimizi depreme dayanıklı kentler kurmaya vermeliyiz.

Tekrar başa dönecek olursak Prof. Dr. Naci Görür yaşanan bu felaketten sonra Ege ve Akdeniz’i içine alacak şekilde Hatay ve Adana’nın daha riskli hale geldiğini söylüyor.

Bir de yıllardır konuşulan olası İstanbul depremini düşünecek olursak depremin ülkemizin bir gerçeği olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Son cümle;

Sadece deprem ve kentsel dönüşümde değil hayatın her alanında “BİLİM” i en hakiki mürşit ve yol gösterici olarak kabul etmeliyiz.

8 Şubat 2023

Ahmet Orhan

Yorumlar (9)

Mehmet Tan 3 Yıl Önce

Aynen katılıyorum hatta geç bile kalındı

Ayla Demir 3 Yıl Önce

Çok büyük felaket hava soğuk. On bin lira müjde gibi dağıtılıyor

Hakan Kolcu 3 Yıl Önce

Altına imza atılacak harika bir değerlendirme elinize sağlık

Ahmet Orhan 3 Yıl Önce

Değerli takipçi dostlarım yaşadığımız onca acı tecrübeden ders almakta üstümüze yok. Dünyanın en büyük maden faciasından deprem kayıplarına kadar dünya başımıza yıkılıyor biz bunlardan ders almak yerine düşünen insanlarımızı susturmayı tercih ediyoruz. Ardından da daha büyük acıları yaşamaya devam ediyoruz. Biz değişmeden başımıza gelenlerin değişmeyeceğini bilmemiz gerekiyor.

Fatma Kadıoğlu 3 Yıl Önce

Ders almadığımız ortada bence yasa çıkararak mecbur etmeliyiz. Yani bilimsel verilere uymayan herkes ceza alsın. Depreme dayanıklı ev yapmayan ceza alsın

Hasan Tekdemir 3 Yıl Önce

Sayın vekilim kaleminize sağlık, problemi çok iyi belirleyip çözüm önerisi sunuyorsunuz

Ahmet Orhan 3 Yıl Önce

Değerli Manisa Son Haber takipçileri sizlerin yorumlarını okudukça geleceğimizin daha aydınlık olacağına inancım artıyor. Görüyorum ki olan bitenin farkında olanların sayısı artmaya devam ediyor. Eleştiren ve önerileri olan sizin gibi vatandaşlarımız Türkiye'yi uygarlık seviyesinin üzerine taşıyacaktır. Varlığınız daim olsun.

Melike Aycan 3 Yıl Önce

Ahmet bey makaleleriniz oldukça gerçekçi ve anlaşılır. Tebrik ederim

Ahmet Orhan 3 Yıl Önce

Melike hanım beni daha fazla yazmaya cesaretlendiren iltifatlar yorumunuz için çok teşekkür ederim. Selamlar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.