TBMM’de kurulan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralı ziyaretine ilişkin tartışmaları sürerken, TBMM eski Başkanı Bülent Arınç canlı yayında çarpıcı bir öneride bulundu: “Eğer kimse bu konuda gönüllü olmazsa, gerekirse İmralı’ya ben gider, Öcalan’la görüşürüm.” Arınç, görüşmenin şeffaf olacağını ve Meclis komisyonu veya kamuoyuyla paylaşılabileceğini söyledi.
Tartışmalar sürerken, TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç TV5’te katıldığı canlı yayında konuyla ilgili görüşlerini aktardı. Arınç, “Risk alınmazsa başarı da gelmez, başarı için risk almak gerekir” diyerek sürecin cesaret gerektirdiğini vurguladı. Arınç’ın açıklamasından satırbaşları şöyle:“Eğer kimse bu konuda gönüllü olmazsa, gerekirse İmralı’ya ben gider, Öcalan’la görüşürüm. Görüşmenin tüm detaylarını da ister Meclis Komisyonu’yla, ister kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşırım. Çünkü bu ülke, susarak değil; konuşarak, yüzleşerek, çözerek büyüyecek.”
Arınç ayrıca cezaevlerindeki tıkanıklığın giderilmesi ve toplumsal huzursuzluğun azaltılması için kapsamı belirli, adil bir genel af düzenlemesinin gerektiğini savundu. “Bu, sadece hukukî değil, insanî bir zorunluluktur” diyen Arınç, “adaletin geciktiği yerde devletin merhameti konuşmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Umut Hakkı” vurgusuArınç, “Umut Hakkı” kavramına da atıfta bulundu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına dayandırdığı açıklamasında, ömür boyu hapse mahkûm edilenlerin belli bir süre sonra yeniden değerlendirme hakkı tanınmasının uluslararası hukukta yer alan bir ilke olduğunu belirtti. Arınç, bu çerçevede Öcalan’ın da diğer müebbet mahkûmlarıyla aynı kategoride değerlendirilebileceğini söyledi.
Arınç’ın ileri sürdüğü yöntem ve koşullarArınç, ziyaretin milletvekillerinden seçilecek parti temsilcileriyle yapılmasının mümkün olduğunu, ancak milletvekillerinin uygun görülmemesi halinde toplumun saygı duyduğu, objektifliğiyle tanınan devlet adamları veya akademisyenlerin görevlendirilebileceğini kaydetti. Bu kişilerin devlet adamlığı vasfına sahip, geçmişte güven kazanmış isimler olması gerektiğini belirtti. Görüşmenin, sürecin ahlaki ve siyasi sorumluluğunu taşıyan kurumların nezaretinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Siyasi tepki ve süreçBahçeli’nin önerisine bazı partilerden sert tepki geldiği, YRP ve DSP’nin komisyondan çekilme olasılığını aktarmalarıyla Meclis içi tartışmanın derinleştiği bildirildi. Arınç’ın “ben giderim” çıkışı, komisyonda ya da kamuoyunda nasıl karşılanacağı ve hangi yöntemle bir temas sağlanacağı tartışmalarını alevlendirecek gibi görünüyor.
Arınç’ın açıklamaları, barış süreci ve cezaevleri politikaları tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Şeffaflık vurgusu ve “risk alma” çağrısı, hükümet ve muhalefet cephesinde yeni tartışma başlıkları yaratabilir. Komisyonun üyelerinin tavrı, partilerin tepkileri ve TBMM içindeki dengeler, sürecin yönünü belirleyecek kritik unsurlar olarak öne çıkıyor.
Bülent Arınç’ın sözleri, Meclis’teki tartışmaların sıcaklığını koruduğu bir dönemde geldi. Komisyonun adımları ve partilerin pozisyonları netleştikçe, İmralı’ya yönelik önerinin somut karşılığı ya da reddi daha net görülecek.