Manisa Son Haber

Enerji Jeopolitiği ve Doğu Akdeniz’de Güç Mücadelesi / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Özellikle Doğu Akdeniz’de son yıllarda keşfedilen doğalgaz rezervleri, bölgeyi küresel ölçekte bir rekabet alanına dönüştürmüştür. Türkiye, Suriye, Libya, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, İsrail, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında geliştirilen enerji iş birlikleri, Türkiye’nin dışlandığı bir enerji denklemine dönüşme eğilimi göstermiştir.

21. yüzyılın en belirleyici unsurlarından biri, enerji kaynakları üzerindeki rekabettir. Petrol ve doğalgaz rezervleri, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir güç unsuru olarak devletlerin stratejik kararlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, enerji kaynakları açısından zengin bir ülke olmamakla birlikte, bu kaynakların taşındığı en kritik geçiş hatlarının merkezinde yer alması nedeniyle son derece stratejik bir konuma sahiptir.

Özellikle Doğu Akdeniz’de son yıllarda keşfedilen doğalgaz rezervleri, bölgeyi küresel ölçekte bir rekabet alanına dönüştürmüştür. Türkiye, Suriye, Libya, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, İsrail, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında geliştirilen enerji iş birlikleri, Türkiye’nin dışlandığı bir enerji denklemine dönüşme eğilimi göstermiştir.

Bu çerçevede kurulan, ABD’nin desteklediği; içinde İsrail, Filistin, Mısır, Lübnan, Yunanistan, Güney Kıbrıs Yönetimi ve İtalya’nın bulunduğu Doğu Akdeniz Gaz Forumu, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımı ve taşınması konusunda Türkiye’yi dışarıda bırakan bir yapı olarak dikkat çekmektedir. Türkiye ise bu gelişmelere karşı hem diplomatik hem de sahada aktif politikalar geliştirmek zorunda kalmıştır. Söz konusu bölgedeki menfaatlerini korumak için Türkiye, Mavi Vatan doktrinini geliştirmiştir.

Türkiye’nin temel hedefi, enerji arz güvenliğini sağlamak ve enerji geçiş ülkesi olma avantajını stratejik bir güce dönüştürmektir. Bu doğrultuda boru hatları projeleri, LNG altyapı yatırımları ve yerli enerji arama faaliyetleri ön plana çıkmıştır.

Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, zaman zaman askerî ve diplomatik gerilimlere de yol açmıştır. Deniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge tartışmaları, bölge ülkeleri arasında ciddi anlaşmazlıklara neden olmuştur.

Enerji jeopolitiği yalnızca bir güç mücadelesi değil, aynı zamanda ciddi ekonomik maliyetler doğuran bir süreçtir. Türkiye açısından bakıldığında; yüksek enerji ithalat faturası, dalgalanan petrol ve doğalgaz fiyatları ve jeopolitik risklerin yatırım ortamına etkisi, ekonomik istikrar üzerinde baskı oluşturan temel unsurlar arasında yer almaktadır.

Bu karmaşık tabloda Türkiye, çok boyutlu bir denge politikası izlemek zorundadır. Bir yandan Batı ile ilişkilerini sürdürmek, diğer yandan Rusya ve bölge ülkeleriyle enerji temelli iş birliklerini devam ettirmek, Türkiye’nin dış politikasının temel karakterini oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, enerji jeopolitiği ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Türkiye’nin yalnızca bir tüketici ülke değil, aynı zamanda enerji denkleminin merkezinde yer alan bir aktör olduğunu göstermektedir.

30 Mart 2026 

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.