Dinimizde niyet amelden önce gelir; ameller niyetlere göredir. “ Bir kimse bir beldede tuzak kurmak amacıyla bir kuyu açtırsa ve o kuyudan su çıksa, çıkan o sudan beldedeki tüm insanlar faydalansa o kimse bundan sevap kazanmaz.
Yine bir kimse bir beldede hayır yapmak amacıyla bir kuyu açtırsa ve o kuyuya biri düşüp ölse o kimse de bundan mesul olmaz.” Yani gerçekten de ameller niyetlere göredir.
Şimdi bu değişmez gerçek ışığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ekim ayı başında genel başkanlığını Bilal Erdoğan’ın yaptığı Türkiye Gençlik Vakfının genel kurulundaki konuşmasını ve akabinde yaşananları gözden geçirelim.
Erdoğan konuşmasında; Yolsuzlukların olmadığı, rüşvetin olmadığı, yoksulluğun Allah’ın izniyle olmayacağı bir Türkiye’yi biz hallederiz. Bunu biz yaparız, demişti.
Görevlilere talimat anlamındaki bu açıklama sonrası özellikle belediyelerle ilgili Sayıştay raporları ortaya saçıldı.
Bazı raporların gereği suç duyurularına da başlandığı anlaşılmaktadır.
Şimdi soru şu; sizce hangi niyetle bu operasyonlar yapılıyor? Hukuk ve adalet için mi, yoksa yaklaşan seçimler öncesi AKP hakkında halkta var olan olumsuz düşünceleri değiştirmek için mi?
Sadece İstanbul Ataköy belediyesi İmar Müdürlüğündeki suçüstü rüşvet olayına ve Manisa Turgutlu belediyesi dosyalarına baktığımızda bile 3-4 yıllık bir gecikme görebiliyoruz ( bir de Turgutlu sosyal yardımlaşma vakfında yaşanan gelişmeler var) .
2014-2019 dönemi belediye başkanı Turgay Şirin, meclis üyeleri ve bazı bürokratları kapsayan soruşturma izni taraflı tarafsız herkes tarafından çok gecikmiş bir karar olarak kabul ediliyor.
2019 yerel seçimlerinde bu konu belediye başkan adayları tarafından defalarca yüksek sesle gündeme getirilmiş, mevcut başkan ve kadrosu suçlanmış olmasına rağmen en küçük bir adım atılmamıştı.
Oysa adalet timsali Hz Ömer “ Dicle kenarında bir kurt bir kuzuyu kapsa korkarım Allah bunun hesabını Ömer’den sorar” derken İslam halifesiydi yani İslam coğrafyasının tek devlet başkanıydı.
Kendi sorumluluk bölgesinde ve kendi sorumluluk döneminde meydana gelen her hukuksuzluk makam mevki sahibini doğrudan bağlar.
Bu sorumluluk bilinci ile gerekli hukuki altyapı ve düzenlemeler gerçekleştiğinde temiz siyaset ve temiz bürokrasi çok daha kolay inşa edilebilecektir.
Tabii ki kamu malının kutsallığına olan inanç ve bu ahlaki donanım konunun bambaşka bir boyutudur.
Maalesef büyük oranda kaybettiğimiz bu yüksek ahlaki değeri yeniden yaygın hale getirmek için uzun vadeli bir çalışma ve eğitime ihtiyaç vardır.
Yüksek ahlaki değerleri kazanıncaya kadar yaşanan hırsızlık yolsuzluk ve rüşvet gibi olaylara göz yumamayacağımıza göre önleyici ve cezalandırıcı hukuki altyapı üzerinde ciddiyetle çalışılması gerekmektedir.
Hiç olmazsa da en ağır cezalar uygulanarak caydırıcı etki yaratmanın önü açılmalıdır.
Turgutlu gibi 200 bin nüfuslu bir beldede bile birkaç senelik bir sürede 219 adet kamu malı bu kadar kolay haraç mezat satılamamalıydı.
Aceleyle yangından mal kaçırır gibi bir köyün (Büyükşehir’e göre kırsal mahalle) mezarlığı bile satışa konurken “ne oluyor?” diye sorulabilmeliydi.
Aynı şehirde tüm yapsatçı müteahhitler belediye ofislerinde, tuvaletlerde rüşvet verdikleri söylemleri ayyuka çıktığında hiçbiri “benden rüşvet istendi” diye şikayet edemedi!
Ondan daha üzücü olanı da seçim meydanlarındaki isim vererek yapılan aleni rüşvet iddialarına ve halkın arasındaki yaygın söylemlere rağmen hiçbir hukuki çalışmanın yapıldığına da şahit olunmadı.
Onlarca yapsatçı müteahhidin ve inşaat yapan vatandaşın 5 yıl boyunca belediyeye verdiği milyonlarca liranın ne kadarının muhasebeleştirildiği ne kadarının ise rüşvete dönüştü tam anlamıyla muammadır.
Hiçbir takibatın yapılmamış olmasını, hukukumuzda FETÖ yapılanmasını bile çözen itirafçı uygulamasının varlığına rağmen sadece rüşvet verenin de alan kadar suçlu kabul edildiği yasalara bağlamak gerekçe olamaz.
Bu soru ve açıklamalardan sonra tekrar başa dönecek olursak; “niyet “ çok önemli…
Şimdilik çok az da olsa bu yapılan çalışmalar Ülkemizin menfaatleri için mi, yoksa kendi siyasi geleceği için mi?
Bu sorunun cevabını siz değerli okurlarımız, kendiniz vereceksiniz…
22 Kasım 2022
Ahmet Orhan