Manisa Son Haber

Erdoğan'ın 3Y'si / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Türkiye'nin öncelikli 2 sorunu vardır. 1- Devlet yönetiminde liyakat 2- Yolsuzluk, rüşvet ve zimmet Bu iki sorun bir daha görülmemek üzere yok edilmeden gelecek karanlıktır. Devlet yönetimi başta olmak üzere tüm yönetim kademelerindeki liyakat sorunu, çok kapsamlı bir konu olup her yaştaki vatandaşımızı derinden etkilemekle birlikte geleceğimizi tayin edecek kadar etki alanı geniştir. Bu nedenle “liyakat başlı başına ele almak üzere daha sonraki bir yazıma bırakıyor 2. Maddeye geçiyorum.

 

YOLSUZLU RÜŞVET VE ZİMMET

Çalanın, yolsuzluk yapanın, hırsızın yaptığı yanına kar kalırsa adalet duygusu toplumda hâkim kılınamadığı gibi kötülüğün yaygınlaşmasına neden olunur.

İtalya başta rüşvetin bazı gelişmiş ülkelere nispeten yaygın görüldüğü birçok batı ülkesi bu mücadeleyi neredeyse yarım asır önce başarıyla bitirmişlerdir.

Almanya'da arkadaşı tarafından ödenen 719 Euro‘lük bir otel faturası Cumhurbaşkanı Christina Wullf’un istifasıyla sonuçlanabilmiştir.

Gelin görün ki Türkiye'de rüşvet ve irtikâp yoluyla haksız zenginleşenlerin önemli bir kısmı politikacı ve bürokratlardan oluşmaktadır.

Minareyi çalan kılıfını uydurur deseler de artık utanmaz-arlanmazlar kılıfa dahi ihtiyaç hissetmeden yolsuzluk yapacak kadar pervasızlaşmışlardır.

2001 yılında Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasakları(3Y) ortadan kaldıracağız diye yola çıkan AKP, bugün itibariyle tüm iddia ve uygulamalarının gerisine düşmüştür.

YASAKLAR

Yasaklar, terör ve toplumda infiale sebebiyet verme gibi gerekçeler gösterilerek yaygınlaşmış sıradan uygulama haline gelmiştir.

Milletin hakkını aramakla görevli olanlar bile demokratik tepki araç ve yöntemlerini aynı nedenlerle kullanamamaktadır.

Bu kapsamda bir parti başkanı bile tek başına bakanlık önünde açıklama yapmamaktadır.

Bir polis şefi mahkeme kararına bile ihtiyaç hissetmeden tek başına, hak arayışını alenen yapmaya çalışan milletvekilinin karşısına geçip müdahil olabilmektedir.

YOKSULLUK

Yoksulluk mu dediniz?

Türkiye'de halkımız, çok az zengin ve çok çok kalabalık yoksuldan oluşan bir toplum haline gelmiştir.

Müreffeh ve huzurlu toplumun en büyük güvencesi olan orta sınıf yok denecek kadar azalmıştır.

Türkiye ücretler bakımından merhum maliye bakanı Unakıtan’ın dediği gibi Avrupa'nın Çin’i olmuştur.

Küçücük kasabalarda bile Türk milleti zenginler ve yoksullar olarak ayrışmıştır.

Zengin mahallelerinde milyonluk havuzlu villa evlerde veya çok katlı ultra lüks rezidanslarda, yoksul mahallelerinde ise kentsel dönüşümü bekleyen evlerde yaşanmaktadır.

YOLSUZLUK

Yolsuzluğa gelince AKP hükümetinin en başarısız olduğu başlık budur.

Yolsuzluk suçları açısından Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemi yaşanmaktadır.

Bu dönemde “Yolsuzluk” Türkiye’nin iç sorunu olmaktan çıkmış İranlı Rıza Sarraf ve Sezgin Baran Korkmaz(SBK) örneklerinde olduğu gibi uluslararası boyut kazanmıştır.

Birkaç küçük bürokrat ve birkaç alt kademe küçük siyasi aktör dışında kanuni takibata uğrayan yok dersek yanlış olmayacaktır.

Hırsızlık dendi mi mütedeyyin namuslu AKP çoğunluğu, başını öne eğerek büyük bir mahcubiyet içine girmekte, söyleyecek söz bulamamaktadır.

Hukuk bu konularda işlememekte, iddialar incelemeye bile tabi tutulmamaktadır.

Yolsuzlukla mücadelede dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından olan ve 100’ün üzerinde ülkede faaliyet gösteren Uluslararası Şeffaflık Örgütü (Transparency International), 1995’ten bu yana her yıl yayınladığı Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçlarını kamuoyuyla paylaşır.

2021 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 38 puanla 96. sırada yer almıştır.

Yolsuzluk Algı Endeksi 2021 sonuçlarına göre Türkiye, son 10 yıl içerisinde en çok puan kaybeden ülkeler arasında yer aldı. 2013 yılı ile kıyaslandığında ise Türkiye 12 puan kaybederek 43 sıra gerilemiştir.

Kabul gören bu endeks Türkiye’nin yolsuzluklar bakımından nereye savrulmakta olduğunu göstermeye yeter.

Her ne kadar günümüzde çoğu zaman Millet İttifakı ortağı partilerin ele aldığı bir konu olarak görünse de yolsuzluklarla mücadelede en net ifadeleri Kemal Kılıçdaroğlu ortaya koymaktadır.

Yolsuzlukların karşılıksız kalması, vatandaşımızdaki adalete güven duygusunu azaltmakta, küçük sayılabilecek rüşvetler uğruna milletimizin hakkı olan kaynaklar israf edilmekte hatta boşa heba edilmektedir.

Türkiye, eğer dünyanın önde gelen ülkeleri arasında itibar gören bir devlet olmak istiyorsa yolsuzluk, rüşvet ve irtikâp gibi suçlarla etkin savaşarak ortadan kaldırmalı, hiç olmazsa asgari seviyeye geriletmelidir.

Bunu başardığımız gün, daha adil bir Türkiye’de tüm vatandaşlarımızı mutlu edecek bir paylaşımın önü açılmış olacaktır.

29 Ağustos 2022

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.