Rapora göre, nehirdeki kirlenme yalnızca İzmir Körfezi’ni değil, aynı zamanda tarım alanlarını ve yeraltı su kaynaklarını da ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, özellikle yeraltı sularında geri dönüşü zor etkiler oluşabileceği konusunda uyarıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi kapsamında yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde Gediz Nehri’ni mercek altına aldı. Deniz kirliliğine yönelik ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen, gemi kaynaklı kirliliği dronlarla tespit eden ekipler, Körfez’deki kirliliğin ana kaynaklarından biri olan Gediz’de de kapsamlı su analizleri gerçekleştiriyor.
23 Nokta İzmir’de, 36 Nokta Manisa’da İnceleniyor
Gediz Nehri ve yan derelerinde yürütülen izleme çalışmaları, kirliliğin sadece denize değil, doğrudan tarımsal üretime ve içme suyu kaynaklarına da yansıdığını ortaya koyuyor. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) ile Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) tarafından yürütülen ortak çalışmada, havza genelinde toplam 59 farklı noktadan düzenli numune alınıyor.
Her ayın ilk haftasında yapılan örneklemelerle elde edilen veriler, TÜRKAK akreditasyonlu laboratuvarlarda analiz edilerek aylık raporlar halinde değerlendiriliyor. Yıllık raporla birlikte kirliliğin kaynağı ve yayılımı daha net ortaya konulacak.
Su Kalitesi “Orta Kirli” Seviyede
Ocak ve Şubat 2026 verilerini kapsayan rapora göre, Gediz Nehri’nin İzmir sınırındaki birçok noktasında su kalitesi III. sınıf, yani “orta kirlenmiş su” seviyesinde. Özellikle toplam azot ve fosfor değerlerinin tüm örnekleme noktalarında sınırların üzerinde olması dikkat çekiyor.
Bunun yanı sıra, iletkenlik (tuzluluk), kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ) gibi parametrelerde de ciddi artışlar tespit edildi. Raporda ayrıca bromür, alüminyum, demir ve bakır gibi elementlerin çevresel kalite sınırlarını aştığı belirtildi. Bu durum, hem sanayi hem de tarımsal faaliyetlerin nehir üzerindeki baskısını açıkça ortaya koyuyor.
Kirlilik Çok Kaynaklı ve Birikimli
Bilimsel değerlendirmeler, Gediz Havzası’nda kronik ve yaygın bir kirlilik yükü bulunduğunu ortaya koyuyor. Rapora göre kirlilik; sanayi atıkları, evsel deşarjlar ve yoğun gübre kullanımına bağlı tarımsal faaliyetlerin birleşimiyle oluşuyor.
İleri biyolojik arıtma tesislerinin devreye alınmasına rağmen, özellikle endüstriyel deşarjların ve arıtmasız atıkların devam etmesi, sorunun büyümesine neden oluyor. Uzmanlar, yeni arıtma tesislerinin kurulması ve mevcut denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
“Gediz, Kirlenmiş Şekilde Körfez’e Ulaşıyor”
Yusuf Kurucu, Gediz’in Murat Dağı’ndan doğarak Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir üzerinden Ege Denizi’ne ulaştığını hatırlatarak, nehir boyunca oluşan tüm atıkların Körfez’e taşındığını vurguladı. Kurucu, “Gediz yalnızca su taşımıyor; geçtiği her yerden kirliliği de beraberinde getiriyor. Tarımsal, sanayi ve evsel kaynaklı kirlilik eş zamanlı olarak etkili” dedi.
Tarihsel süreçte nehrin yatağında yapılan değişikliklere de değinen Kurucu, eski yatağın hâlâ aktif olduğunu ve Ağıldere hattı üzerinden iç Körfez’i beslemeye devam ettiğini ifade etti.
Sulama ve Yeraltı Suları İçin Kritik Uyarı
Uzmanlara göre Gediz’deki kirlilik, özellikle tarımsal sulamada kullanılan suyun kalitesini doğrudan etkiliyor. Bu durum hem ürün verimliliğini hem de insan sağlığını tehdit eden bir zincirleme etki yaratıyor. En büyük risk ise yeraltı sularında oluşabilecek kalıcı kirlilik.
Hazırlanan rapor, Gediz Havzası’nın idari sınırlarla değil, ekosistem bütünlüğü içinde ele alınması gerektiğini ortaya koyarken; İzmir Körfezi’ni ve bölge tarımını korumak için daha güçlü ve koordineli adımlar atılması gerektiğine işaret ediyor.
Gediz Alarm Veriyor: Kirlilik Körfez’i, Tarımı ve Yeraltı Sularını Tehdit Ediyor
Gediz Alarm Veriyor: Kirlilik Körfez’i, Tarımı ve Yeraltı Sularını Tehdit Ediyor
İzmir ve Manisa Büyükşehir belediyelerinin ortak hazırladığı bilimsel rapor, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin boyutunu gözler önüne serdi.