Manisa Son Haber

Karar beklenen davada savcı esasa ilişkin mütalaasını okudu. "Herkes suç ortağı, cezada indirim yapılmasın"

GÜNDEM

Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın katledilmesine ilişkin davada, sanıklar bugün ikinci kez hakim karşısına çıktı. Karar beklenen davada savcı esasa ilişkin mütalaasını okudu. "Herkes suç ortağı, cezada indirim yapılmasın" dedi.

Diyarbakır'da vahşice katledilen 8 yaşındaki Narin Güran'ın cinayet davasının ikinci duruşması bugün başlıyor. Narin’in annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes, amcası Salim Güran ve cinayetin ardından küçük kızın cesedini dere yatağında gizleyen Nevzat Bahtiyar, yeniden hakim karşısına çıkıyor. Duruşmada, dört sanık hakkında 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

İlk duruşma 7 Kasım’da yapılmıştı. 4 tutuklu sanığın yargılandığı davanın ilk aşaması üç gün sürdü. Duruşma sırasında, dava dosyasına önemli yeni deliller eklenmişti. Mahkemenin talebi üzerine, Narin’in kaybolduğu gün Daran-2 üs bölgesine ait görüntüler, Ulusal Kriminal Büro tarafından incelendi. Görüntülerde, Narin’in okul kamerasının kadrajından çıktıktan sonra, eve giden patikada bir karartının hareket ettiği tespit edildi. Ayrıca, o gün kırmızı ve beyaz renklerinde olduğu düşünülen iki aracın da Narin’in peşinden gittiği belirlendi.

Bir diğer dikkat çeken gelişme ise daraltılmış baz çalışmasıydı. 22 baz istasyonundan alınan sinyaller üzerinden yapılan analizde, sanıkların hangi saat diliminde, nerede oldukları detaylı bir şekilde belirlendi. Bu veriler de davanın seyrini etkileyen kritik unsurlar arasında yer aldı.

Aile içi görüntüler ve yeni bilirkişi raporu

İkinci duruşma öncesi Cumhuriyet Savcısı, sanıkların iddianamede belirtilen suçlardan cezalandırılmasını talep etti. Savcı, dört sanık hakkında 'iştirak halinde kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini istedi.

Bugün gerçekleşen ikinci duruşmada, dört tutuklu sanık yeniden hakim karşısına çıkıyor. Narin Güran’ın katledilmesi, tüm Türkiye’nin dikkatle takip ettiği bir dava haline gelirken, dava sürecinin nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor.

Sanıklar ve Arif Güran solanda
Duruşmayı salonda takip eden Gazeteci Rojda Altıntaş, "Narin Cinayeti duruşması için Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi salonundayım. Mahkeme heyeti, avukatlar ve izleyiciler yerini aldı. Sanıklardan amca Salim Güran, elleri kelepçeli şekilde salona getirildi." dedi.

"Anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve komşu Nevzat Bahtiyar salona getirildi.

Baba Arif Güran salona geldi."

Mahkeme başkanı duruşma başlamadan önce herkesi uyardı: "Geçen celse gayet saygılı bir duruşma oldu. Video ve fotoğraf kaydı yapmıyoruz. Polis ve jandarma çekim yapılırsa müdahale edecek. Bu duruşma 3 tanığı dinledikten sonra avukatlarımızın konuşacağı bir duruşma olacak, belki saatlerce avukatlarımızı dinleyeceğiz. Avukatlar konuşunca of pof gibi hareketler olursa salondan atarım. Sanıklar ailesi, sizlerden de bir tepki beklemiyorum. Geçen celse yaşananlar tekrar yaşanmasın. Oturup seyirci gibi dinleyin, siz de aksi durumda topyekûn çıkarırım. En son yapmak istediğim şeyler bunlar ama iyi niyetim suistimal edilmesin."

Ramazan Atasoy’a ses kayıtları dinletiliyor
15 yaşındaki Soruları pedagog soruyor. Ramazan Atasoy (15), duruşma salonunda değil; pedagog eşliğinde SEGBİS üzerinden bağlandı.

Pedagog: Ramazan, sıra sende. Bu dosyada tanık olarak dinleneceksin. Hakkında yürütülen başka bir soruşturma var. Bu yüzden sorulara cevap vermek istemediğini söyleyebilirsin.

Ramazan Atasoy: Tamam.

Mahkeme başkanı: Önce seni dinleyelim, Narin’in kaybolduğu gün neler yaşandı?

Ramazan Atasoy: Aynı şeyler yaşandı. Köye bir kez gittim, babamla birlikte gittim. Sonra Salim ile görüştük.

Mahkeme başkanı: Nerede görüştünüz?

Ramazan Atasoy: Tarlaya geldi. Mahkeme başkanı: Saat kaç gibiydi?

Ramazan Atasoy: İlk geldiğinde saat 08.00-09.00 gibiydi.

Mahkeme başkanı: Sabah mı?

Ramazan Atasoy: Evet. Mahkeme başkanı: Sonra?

Ramazan Atasoy: Bir buçuk saat kadar kaldı, sonra gitti.

Mahkeme başkanı: Sonra ne oldu?

Ramazan Atasoy: Saat 13.30 gibi babam işçileri çıkarmaya gitti, ben orada kaldım. Saat 15.00-16.00 gibi Salim geldi. Baban nerede? diye sordu. Dedim ki işçileri dağıtmaya gitti. Sonra babamı aradı. Mahkeme başkanı: Sonra?

Ramazan Atasoy: Biraz oturduk. Çay yaptık, ocağı yaktık. Üstüne çayı koyduk.

Ramazan Atasoy: Sonra oturduk, yemek yedik.

Pedagog: Sonra?

Ramazan Atasoy: Birisi Salim Güran’ı aradı. "Kız kaybolmuş" dedi.

Salim de "Bu saatte kaybolma saati mi olur?" dedi. Sonra babamla aramaya gittiler.

Mahkeme başkanı: Ramazan, tutuklandığında Salim’e küfredip bir şey söylediğin belirtiliyor. Jandarma böyle bir tutanak tutmuş. Bunu sorar mısın?

Pedagog: Şöyle bir tutanak tutulmuş. "Senin yüzünden böyle oldu" demişsin. Ayrıca "Her iki ayağı suyun içine girmiş gibi ıslaktı" diye ifade vermişsin. Ne dersin?

Ramazan Atasoy: Ben böyle demedim. İfadelerimi okumadım, bana imza attırdılar.

Mahkeme başkanı: Bu ifadeyi sorgu sırasında değil, sonrasında söylemiş, tutuklandıktan sonra. Pedagog: Sen bunu tutuklandıktan sonra söylemişsin.

Ramazan Atasoy: Bir savcı ve komutan geldi ama ben böyle bir şey söylemedim.

Mahkeme başkanı: Peki, ayakları ıslak mıydı? Bunu soralım.

Ramazan Atasoy: Yani değildi, ayaklarına bakmadım.

Pedagog: Saat 15.00-16.00’da Salim Güran’ın tarlaya geldiğini söyledin. 15.52’de bir telefon konuşman var.

Ramazan Atasoy: Ne için aranmışım?

Pedagog: Bununla ilgili fikrim yok? Yan yana olduğunuzu belirtiyorsun ya, yan yanayken araması… Ramazan Atasoy: Nasıl aramış, abla?

Pedagog: Salim Güran öğleden sonra 15.00-16.00 sıralarında senin yanına geldi. Sonra kaç gibi kalktı? Ramazan Atasoy: İşte, ona telefon geldi, "kız kaybolmuş" diye.

Pedagog: Peki, kıyafet değiştirme saati kaçtı, hatırlıyor musun?

Ramazan Atasoy: Babam aşağı suyu değiştirmeye gitti. Salim Güran da "Üstüm müsait değil, üstümü değiştireyim" dedi.

Pedagog: Kaç gibi? Ramazan Atasoy: 18.00 gibi.

Pedagog: Peki, Narin’in kaybolduğu arama kaç gibiydi?

Ramazan Atasoy: 19.00-20.00 gibiydi.

Diyarbakır eski Baro Başkanı Nahit Eren soruyor
Diyarbakır eski Baro Başkanı Nahit Eren soruyor: Pedagog Dilek Hanım’dan şu ricada bulunacağım. Kendisine herhangi bir tehdit var mı?

Pedagog: Ramazan, sana "Böyle cevap ver, şöyle söyle" gibi şeyler söylendi mi?

Ramazan Atasoy: Hayır söyleseydi şimdiye kadar söylenirdi. Yeter ki buradan çıkayım.

Pedagog: Sana "Saati değiştir" diyen oldu mu?

Ramazan Atasoy: Yok, olmadı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı avukatlardan biri soru soruyor: “Ramazan’ın kız kardeşlerini Salim arabayla eve bıraktı mı?”

Pedagog: Ramazan, olay günü Salim, senin kardeşlerini eve bıraktı mı?

Ramazan Atasoy: Hayır, o daha önceki günlerdi.

"Karakolda beni dövdüler"
Salim Güran’ın avukatı Onur Akdağ soruyor: İfade sırasında kötü muamele görmüş mü?

Pedagog sordu.

Ramazan Atasoy: Karakolda beni dövdüler. Bir komutan geldi, "Bunun suçu yoktur" dedi.

Pedagog: Onun öncesi peki?

Ramazan Atasoy: Birisi arkadan bana saldırdı, yere düştüm, nefesim kesildi.

"Baban kurban keser mi?"
Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Adnan Ataş, soru yöneltiyor: Pedagog soruyor: “Ramazan, baban kurban keser mi?”

Ramazan Atasoy: Biz kuzu besliyoruz, Narin’in köyünde besliyoruz.

Pedagog: Baban hayvan kesmeyi bilir mi?

Ramazan Atasoy: Evet, biliyor. Bazı avukatlar bu soruyu yersiz buldu.

Mahkeme Başkanı: Bunun bence de bir alakası yok.

Ramazan Atasoy’un tanıklığı sona erdi. Çoban Ahmet Akgün getiriliyor.

Çobana işkence mi edildi?
Çoban Ahmet Akgün anlatıyor: Ahmet Akgün: "Gittim, 'Ne var?' dedim Erhan abi. Erhan abi dedi, 'Sen çöldesin, hayvanlarla ilgilisin, bir şey gördün mü?' Hayır, görmedim dedim. Zaten benim bir gözüm sakattır."

Mahkeme Başkanı: "Allah şifa versin. Sen Narin’i gördün mü?"

Ahmet Akgün: "Hayır, görmedim."

Mahkeme Başkanı: "Peki, size ne sordular?"

Ahmet Akgün: "Bana dediler, 'Sen hiç birine denk geldin mi?'"

Mahkeme Başkanı: "Peki, sana neden inanmıyorlar? Hatta arka tarafa gidiyorsunuz? Bir şey yaptılar mı?"

Ahmet Akgün: "Burama vurdular." (Ağlamaya başladı.)

Mahkeme Başkanı, yanına geldi: "Sakin ol, bir şey yok."

Çoban Ahmet Akgün: Bana saat alındı
Mahkeme başkanı soruyor, çoban Ahmet Akgün anlatıyor:

Mahkeme Başkanı: "Kız meselesi nedir?"

Ahmet Akgün: "Ben görmedim."

Mahkeme Başkanı: "Ama sana 'Kız gördün mü?' diyorlar."

Ahmet Akgün: "Ben bir şey görmedim. Namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."

Mahkeme Başkanı: "Peki, orada neden Enes yok?"

Ahmet Akgün: "Bilmiyorum."

Mahkeme Başkanı: "Bu olaydan sonra sana baskı yapan oldu mu?"

Ahmet Akgün: "Hayır, olmadı."

Mahkeme Başkanı: "Çobanlık nasıl gidiyor?"

Ahmet Akgün: "İyi gidiyor."

Mahkeme Başkanı: "Allah daha iyi etsin."

Ahmet Akgün: "Şerefim üzerine yemin ederim, ben bir şey görmedim."

Mahkeme Başkanı: "Seni tehdit ettiler mi?"

Ahmet Akgün: "Hayır, etmediler."

Mahkeme Başkanı: "Sana saat mi aldılar?"

Ahmet Akgün: "Evet, saat aldılar."

Mahkeme Başkanı: "Seni tembihlediler mi, 'Bilmiyorum' de dediler mi?"

Ahmet Akgün: "Vallahi başkanım, bana öyle bir şey demediler."

Mahkeme Başkanı: "Bu olaydan sonra televizyona çıkmışsın, ben görmedim ama sana bir şey dediler mi?"

Ahmet Akgün: "Hayır demediler."

Mahkeme Başkanı: "Son kez soruyorum. Tekrar sorulmasın. Kimseyi gördün mü?"

Ahmet Akgün: "Vallahi kimseyi görmedim."

"Neden seni Enes'le yüzleştirmediler?"
Savcı: "Kürtçe bilmesem de Türkçe biliyorum. Enes ismi çok duyuluyor. O videoda Enes ismi geçiyor. O videoda Enes kelimesini duyuyorum. Neden ısrarla 'duymadım' diyorsun?"

Ahmet Akgün: "Kendi aralarında demişlerdir belki."

Savcı: "Seni sorguluyorlar seni. Bana bak, kardeşim, bir bak. Kendi aralarında konuştuklarını da anlat." Savcı, çoban Ahmet Akgün’ün yanına indi.

Sanık avukatları araya girdi: "Tanığın üzerine yürüyor."

Mahkeme Başkanı: "Siz de sordunuz daha önce. Geçen duruşmada bana video açtırtmayın."

Savcı: "Siz ikiniz..." (Cümlesini kesti.)

Savcı, çoban Ahmet Akgün’e tekrar sordu: "Yanında ne konuştular? Enes’i gördün mü diyeceklerine, neden Enes’le seni yüzleştirmediler?"

Nahit Eren: "Biri sana orada 'Konuş eşeğin oğlu, konuş' diyor."

Ahmet Akgün: (Kürtçe konuşarak) "Ben garibanın tekiyim, okuma yazma bilmiyorum. Siz benden ne istiyorsunuz Allah aşkına?"

Mahkeme Başkanı kürsüden inerek Ahmet Akgün’ün yanına geldi. "Biz sana Narin’i gördün demiyoruz. Bize böyle bir aile toplantısı olmadı demişlerdi. Ama böyle bir video geldi. O konuşmalarda bir senaryonun peşinde oldukları gibi görünüyor. Bunu soruyoruz, orada 'Enes' diyorlar."

Ahmet Akgün: "Ben duymadım Enes’i." (Sesini yükselterek) "Allah hakkımızı bırakmasın." (Ağlıyor.) Mahkeme Başkanı: Allah kimsenin hakkını bırakmasın

Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Ali Eryılmaz: "Senden tek istediğimiz doğruları söylemen. Bu kadar insan neden toplandık?" (Yüksek sesle)

Mahkeme Başkanı, Avukat Ali Eryılmaz’a döndü: "Üslup, lütfen!"

Ali Eryılmaz sesini yükseltti: "Bu son tanığımız, çok iyi değerlendirmeliyiz."

Mahkeme Başkanı: "Ne yapalım, kafasına silah mı dayayalım, ne yapalım?"

Ahmet Akgün: "Bu bana hakaret ediyor."

Mahkeme Başkanı: "Dur, kimse sana hakaret etmiyor."

Enes Güran
Çoban Ahmet Akgün'ün konuşması sona erdi. Narin'in ağabeyi Enes Güren getiriliyor.

"Çoban Ahmet Akgün benden kaçtı"
Evine güvenlik nedeniyle Narin kaybolduktan sonra kamera taktığı belirtilen Erhan Güran, Çoban Ahmet Akgün ile ilgili konuyu anlatıyor: "Ben köyün çıkışına gittim. Hayvanlar geldiği zaman tek başınaydı. Dedim, 'Kızımız kayıp, bize yardımcı ol. Hiç kimseyi mi görmedin?' dedim. 'Benim yanımdan kaçtı! Kaçınca ben peşinden gittim. Eve gitti, kendini kilitledi.' Astsubayı çağırdım, 'Bu adam şüpheli hareketler yapıyor' dedim. Ama bir şey yapmadılar. Ertesi gün yine beni görünce gelmedi. Yine şüphelendim ondan. Benim evimin altından hayvanları geçiriyordu. Dedim, 'Ahmet’i çağırın konuşalım.' Ahmet kaçtı. Sonra Ahmet’i getirdiler. Onlar getirince sorduk, 'Hiç kimseyi görmedim' dedi. Sen gözü kapalı mı eve gidiyorsun?"

Amca Erhan Güran, Çoban Ahmet Akgün'den şüphelenmiş
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı: "Siz çobandan şüphelendiniz yani?"

Erhan Güran: "Evet." Avukat: "Neden kolluğa bildirmediniz?"

Erhan Güran: "Bildirdim. 'Ben bundan şüpheleniyorum' dedim. Astsubayı çağırdılar. O da geldi, 'Gerçekten şüpheli' dedi. O zaman daha sorgulamamıştık."

"Savcıya bir şey anlatmayacaksın"
Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Adnan Ataş, Erhan Güran’a soruyor: "Hepimiz videoda 'Enes' kelimesini duyuyoruz."

Erhan Güran: "Biz kullanmamışız."

Avukat: "6 kadın kelimesi geçiyor."

Erhan Güran: "Hayır, öyle bir şey yok. 6 kadın ne demektir?"

Avukat: "Videoda duyduğumuz bu. Savcıya bir şey anlatmayacaksın diyorsunuz."

Erhan Güran: "Böyle bir şey yok. Biz ne bilsek, gidip kolluk kuvvetine anlatırdık."

"Narin bulunmadan 1 gün önce sorgulama yapmanız tesadüf mü?"
Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Ali Eryılmaz: "Narin’in cansız bedeninin bulunduğu günün önceki gecesinde sorgu yapıyorsunuz, bu tesadüf mü?

Erhan Güran: Bu görüntüler bu kadar ciddiyse, neden ortalıkta?"

Avukat Ali Eryılmaz: "O toplantıdan 7 gün önce Salim Güran tutuklandı. Bir suçlu yakalandı diye düşündünüz mü?"

Erhan Güran: "Hayır, ben inanmadım."

Avukat Ali Eryılmaz: "Hâlâ arıyor musunuz katili?"

Erhan Güran: "Evet."

Avukat Ali Eryılmaz: "Televizyon kanalına çıkarak mı?"

YASAK İLİŞKİ İDDİASI
Nahit Eren, Nevzat Bahtiyar, "Salim Güran’ın yasak ilişkisi var mıydı, bunu televizyonlardan görüp mü sordunuz?" diye sordu.

"Yok" yanıtı veren Nevzat Bahtiyar’ın avukatı soruya itiraz etti. Mahkeme Başkanı, "Bu doğru değil, itiraz etmeyin artık. Ortamı germek dışında bir şey olmuyor" diye karşılık verdi.

Nevzat Bahtiyar, "Narin’in çantasını evde açtın mı? Dere kenarında açtın mı?" sorusuna ise "Hayır" yanıtını verdi.

Anne Yüksel Güran’ın Avukatı Yılmaz Demiroğlu, Nevzat Bahtiyar’a,"Tüm aileden özür dilerim. Narin’de PSA bulundu" derken Nevzat Bahtiyar araya girerek, "Hayır, hayır kesinlikle."

Bahtiyar, Mahkeme Başkanı'nın "Yaptın mı böyle bir şey?" sorusuna "Hayır, yapmadım." yanıtını verdi.

Salim Güran takip etmiş
"Siz orada 38 dakika ne yaptınız?" sorusuna ise Bahtiyar, "İp aradım çuvalın ağzını kapatmak için" yanıtını verdi.

Avukat'ın "O kanca neydi?" sorusuna Nevzat Bahtiyar: "Beni takip eden Salim koymuştur" dedi. Avukat da , "Çok önemli bir şey söylediniz. Seni takip mi etti?" diyerek soru yöneltti, Bahtiyar, "Beni takip etmiş olabilir" yanıtını verdi.

FOTOĞRAF GERGİNLİĞİ
Salim Güran’ın avukatı Onur Akdağ, Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Ali Eryılmaz’ın fotoğraf çektiğini söyledi. Polis, Avukat Eryılmaz’ın telefonunu inceledi ve fotoğrafın duruşma başlamadan önce çekildiğini belirtti. Ardından gerginlik sonlandı.

Nevzat Bahtiyar, Yüksel Güran’ın avukatının "HTS kayıtlarına göre 15.10’da ahırdasın. Narin’in en son görüldüğü saat 15.11. İlk karşılayan kişi sen olmalısın. Narin’i gördün mü o gün?" sorusuna "Kesinlikle görmedim." yanıtını verdi.

Baba Arif Güran: Böyle bir dosyada kamera nasıl unutulur?
Baba Arif Güran anlatıyor: "Benim kızım gitmiş, benim ruhum gitmiş. En ufak bir şey, birisi bir şey dediğinde 'Allah için çağırın, getirin, konuşsun' diyorum. 300 kişi var bu köyde, benim kızımı nasıl kimse görmez? Bu mümkün değil. Bazılarının görmeleri lazım. Ama maalesef kimse görmüyor."

Mahkeme Başkanı: "Araştırılmasını istediğiniz bir şey var mıdır?"

Arif Güran: "Dara2 kayıt almıyormuş, havaalanı kamerası bozulmuş. Bütün tesadüfler benim kızıma denk geldi. Kızımın dosyası Türkiye’nin dosyası oldu. İlk günden beri kamera dedim ama unutuldu. Böyle bir dosyada nasıl kamera unutulur?"

Anne Yüksel Güran getirildi
Anne Yüksel Güran getirildi.

Mahkeme Başkanı: Araştırılmasını istediğiniz bir şey var mı?

Yüksel Güran: (Göğsüne vuruyor) “Narin’in katilini istiyorum” Yerine geçerken Nevzat Bahtiyar’a döndü. “Sen adam değilsin” dedi.

Enes Güran'ın avukatı: Bizi karara zorlayıp hıza kurban ediyorsunuz
Enes Güran’ın avukatı Mahir Akbilek: "Bizi karara zorlasanız da, bizi hıza kurban ediyorsunuz. Canlı keşif çok önemli. Ya da bizim bilmediğimiz şeyleri biliyorsunuz diye umut ediyorum."

Mahkeme Başkanı: "Sizin bilmediğiniz, bizim bildiğimiz hiçbir şey yok. Şeffaflık konusunda netiz."

Savcı mütalaasını okudu
Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’inde görülen Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin davada savcılık, esas hakkındaki mütalaasında şu taleplerde bulundu:

Sanıklar Enes Güran ve Yüksel Güran, İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme suçundan, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 37/1 maddesiyle birlikte 82/1-d,e, 53/1 ve 63. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları
Sanıklar Salim Güran ve Nevzat Bahtiyar, aynı suça ilişkin TCK'nın 37/1 maddesiyle birlikte 82/1-e, 53/1 ve 63. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları
TCK 62. Maddesi (Ceza indirimi): Sanıkların eyleminin niteliği ve yargılama sürecindeki tutumları dikkate alınarak ceza indirimi uygulanmamasına karar verilmesi
Cezaların ağırlığı dikkate alınarak sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi
Hak mahrumiyeti: Suçun niteliği nedeniyle TCK 53. madde gereğince sanıkların belli haklardan yoksun bırakılması
Cezanın mahsup edilmesi (Sanıkların gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezalarından düşülmesi istenmiştir) Yargılama giderleri: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 325/1 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin sanıklardan tahsil edilmesi
Erhan Güran’a ilişkin görüntüler: Van Kriminal Şube Müdürlüğü'ne gönderilen kamera kayıtlarının incelenmesi sonucunda görüntülerde yer alan şahısların, "kasten yaralama, tehdit, suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarına ilişkin deliller taşıdığı değerlendirilmiş ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulması
Baba Arif Güran getirildi. Arif Güran, "Olay günü Batman’daydım. Sabah 08.30 gibi evden çıkıp davetiye dağıtmaya gittim. Akşamüstü beni komşum aradı, 'Neredesin?' dedi. 'Hayırdır?' dedim. 'Yok, sormak istedim' dedi. 'Bismil’deyim' dedim. Sonra, 'Narin gözükmüyor ama endişelenecek bir şey yok' dedi. Bu saatte Narin nasıl kaybolur dedim. Sonra bir telefon daha geldi, 'Narin kayıp' dediler. Ben oradan eve gelene kadar 3-4 kez kaza yapıyorduk. Kızım benim için çok önemliydi. 5 oğlum vardı ama Narin benim için farklıydı. Annesi için de öyleydi. Eğer ben Narin’e ne kadar önem gösterdiysem, annesi bin kat daha fazla göstermiştir." dedi.

Burada şu an bir anneyi evladıyla sınıyorlar. Hem evladını aldılar hem sınıyorlar. Bunu yüce Allah biliyor. Ben 22 yıllık kalpleri tanıyorum. Biz köye yetiştik. Jandarma geldi, Allah razı olsun, bilgim geldi. Ben bir süre kendimden geçtim 'Bu insanlar buradaysa benim yaşadığımın başına bir şey geldi' diye bağırdım, 'Ne oluyor?' 'Narin gözükmüyor' dediler. 'Neden duruyorsunuz?' 'Herkes katılsın' dedim. O gece hiç durmadık. Mısırın nereye vurursa, ben oralara baktım. 20-30 genç ile mısırın içine girdik. dakikalarda ölsem Mısır'ın içinde bir koşuştu, 3-4 tur gelip gidiyordu.

Gece saatleri Memorial Hastanesi'ne gitti. (Kaza yaptığı söylenen küçük kız çocuğu ile ilgili olarak artık.) Benim telefonumu her yerde paylaşmışlar. Telefonum çalmaya başladı, sürekli arıyorlardı. Öyle bir hal aldı ki telefonuma cevap veremez hale geldim Sürekli ihbar, 'Kızın benimle' diyenler bile oldu. Hatta bana çocuk sesi dinleyen insanlar bile oldu.

Mahkeme Başkanı dinliyordu. Arif Güran şöyle anlatıyor: "Jandarma bana kimle sorunum olup olmadığını sordu. Nevzat'ın olayını anlattım. Bana '50 bin TL için adamı öldürmez' dediler. Ben de 'Boyutunda her şeyi anlattım, başka husumetim yok' dedim."

Arif Güran: "En sonunda karakola gittiğim zaman, karakol komutanımız oradaydı, Emre Yarbay oradaydı. Ben orada iddia ettim, 'Kızım tepeye çıkmamış' dedi. Onlar da dedi ki, 'Narin, görmemesi gereken bir şey gördü ki, onlar Narin'e kıydı .' Ben de dedim ki, 'Kızım 8 yaşında, ne çıkacak ne anlayacak?' Bana dediler ki, 'Erhan, Baran ve senin dışında herkesin haberi var.' Öyle bir şey mümkün değil dedim ama ısrarla, 'Narin'in görmemesi gereken bir şey gördü' dediler."

Arif Güran: "Benim değişimin gidişi iki güzergah var: biri evimin oradan patika, oradan okula gidiyor; diğer de bakkala gidiyor yol. Benim için ayrılanın öyle 2 saat zaman geçirecek, başkaları gibi söylemememiz gerektiğini söyledim. Sonra dediler ki, 'Bizim sana söylemememiz gerektiğini söyledi' bir şey yapmayız.' 'Söyleyin' dedim. Dediler ki, 'Şeyma Kaya 16.30'da senin kızını görmüştü, İsa Kaya 18.30'da görmüştü, Salim Güran ise 18.30'da Hüseyin amcanın oradan uzak kızını alıp hızla gidiyordu.' Dedim, 'Öyle bir şey olamaz. Salim'in 7 yaşındaki kızı var, Salim benim üremeye zarar vermez.' Dediler, 'Görgü tanıkları var.' Ama ben kendilerine, 'İnanmıyorum, ama siz öyle diyorsanız ben ne hayattayım' dedim. Sonra Salim tutuklandı."

Arif Güran: "Ben ve hanımım karakola gittik. Sayın savcımız karakoldaydı. Oradaki komutanlar dedi ki, 'Savcı müstakbel değil, sonra gelirsiniz.' 'Tamam' dedim, sonra komutan dedi ki, 'Siz Salim'in aracını kullanabiliyor musunuz?' 'Hayır' dedim. 'Narin bu arabaya binmiş mi?' dedi. Ben de dedim ki, 'Bu araba kapının önünde, kapı açık bir araba.' Sonra Yüksel' sordu, 'Ne sordun?' Dedi. Yüksel de dedi ki, 'Nişan'a kalmıştı, Narin de binmişti.' Sonra jandarma bana dedi ki, 'Bunu (nişan söz konusu) söylemeyeceksin.'"

KAYNAK HABER 240

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.