“ Aynı şeyleri tekrar tekrar yaparak farklı sonuçlar beklemek deliliktir.” A. Einstein
Her yarışın kazananı ve kaybedeni olur.
Bu durum mücadelenin doğası gereği böyledir.
Konu siyasete ve seçimlere gelince kazananı ve kaybedeni tespit etmek için sadece sandık sonuçlarına bakmak yanıltıcı olabilir.
Seçimin sosyolojik etkilerini de incelemek gerekir.
Bugün, yaşadığımız seçimi ve sonuçlarını bütün yönleriyle incelemeye çalışacağız.
Şüphesiz ki kazananların başında Erdoğan geliyor. Ülkemizin içinde bulunduğu bunca olumsuzluklara rağmen iktidarını devam ettirmeyi başarabildi.
Teknolojik iletişim araçları ve kurduğu medya yapılanması ile seçimi “ulusal güvenlik “ merkezli gündem ile istediği rotada tutmayı başardı.
Bu açıdan bakınca Bahçeli ve MHP de kazananlar arasında sayılır.
Devlet Bahçeli belirlediği strateji ile MHP’yi parlamentoda kilit parti haline getirdi.
Bunun yanı sıra Ak Parti’ye “bana mecbursun” mesajını net bir şekilde kabul ettirdi.
Burada bir parantez açarak şu soruyu sormak isterim; Kazanan Türk Milliyetçiliği mi yoksa Türk Milliyetçisi olduğunu iddia edenler midir?
Bu sorunun cevabını bugünden vermektense bekleyip ortaya çıkan gelişmelerin vermesini beklemek daha doğru olacaktır.
Kazananlara devam edelim...
Seçim çalışmalarını sığınmacılar üzerine yoğunlaştıran Ümit Özdağ de kazananlar arasındadır.
Aldığı %2 küsurluk oyun üzerinde bir etkiyle her iki ittifaka da milletin sığınmacılardan rahatsız olduğunu kabul ettirdi.
Ayrıca Kılıçdaroğlu ile yaklaşık çetin geçen üç günlük görüşme trafiğinden sonra geriye kalan bir günde kayda değer sayıda milliyetçi seçmeni Millet İttifakı adayına oy vermeye ikna etmeyi başardı.
Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş da kesinlikle kazananlar arasındadır.
Burada, bu nasıl olabilir diye bir soru sormak çok olasıdır. Öyle ya neticede Millet İttifakı seçim kaybetti...
İşte burada yazımın başında bahsettiğim sosyolojik etkiye dikkat çekmek istiyorum.
Her iki büyükşehir başkanı bundan böyle etki alanlarını büyüterek yönettikleri şehirlerin dışına, tüm Türkiye’yi içine alacak şekilde genişletmiş durumdadır.
Bir kaç ay sonra yerel seçim var.
Yavaş ve İmamoğlu artık sadece belediye başkanlığı performanslarıyla değerlendirilmeyecek, onlar çok daha yüksek makamlara ve sorumluluklara layık görüldüler.
Bu algı onların imajlarına işlendi.
Üstelik İmamoğlu şu anda CHP’nin dinamik, popüler ve alternatifsiz genel başkan adayı olarak bu algıyı yükseltmeye devam ediyor.
Sürecin sonunda genel başkan olur veya olamaz, onu bilemem ama bu süreç onu tekrar İstanbul belediye başkanlığı yolunda oldukça avantajlı bir konuma taşır.
Sinan Oğan’da kazandı çünkü kendince doğru tercih yaparak kariyerinde muazzam bir sıçrama yapma şansı yakaladı.
Deva, Gelecek Saadet ve Demokrat Parti gibi küçük partiler kazandı.
CHP den aldıkları milletvekillikleri sayesinde meclis çalışmalarında kendilerini ifade etme imkânına kavuşarak gelecekte de var olma şansı yakaladılar.
Böylece siyasi gelecekleri için fırsat kollayacaklar.
KAYBEDENLER
Gelelim kaybedenlere...
Öncelikle ve doğrudan CHP ve Kılıçdaroğlu diyeceğimi düşünmüş olabilirsiniz.
Doğrudur, onlar zaten kaybetti ama bence daha da önemlisi öncelikle bakış açıları, yaklaşımları ve metotları kaybetti.
Albert Einstein’ın dediği gibi aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemezsiniz.
CHP, Türk toplumunu özellikle sağ seçmeni tanımaya çalışmalı.
İnönü’de 1950 den sonra yaklaşık yirmi yıl seçim kazanamadı. Fakat bu süreç CHP ye Ecevit’i kazandırdı. Kim bilir, belki CHP’de zamanla kazananlar safına geçebilir.
Değişim diyen kendileriydi.
Ama şimdi ümitsizce değişime direniyorlar.
Diğer kaybeden ise büyük bir potansiyeli olmasına rağmen çizdiği zikzaklar ile İyi Partinin oylarını yarı yarıya düşüren Meral Akşener’dir.
Üstelik liderlik karizması ciddi anlamda yıprandı.
Söylemleri hapisteki teröristlere özgürlük ve etnik kimliği yüceltme üzerine kurulu olan HDP kaybetti.
Daha da önemlisi bu kaybın yarattığı bıkkınlıkla klasik seçmeninde olmasıdır.
Sonuç itibariyle kazananlarıyla ve kaybedenleriyle bir seçim dönemi daha geride kaldı.
Tabii ki olaya sadece kazanan ve kaybeden penceresinden bakmak doğru olmaz.
Milletin mesajlarını, istek ve uyarılarını dikkate almak gerekir.
Seçimler milletin konuştuğu ve siyasetin dinlediği bir süreçtir.
Tek tek analiz ederek değerlendirme yapmak ve bundan sonrası için ona göre pozisyon ve strateji geliştirmek şarttır.
Mesela “güven” ne kadar önemliymiş gördük.
Kılıçdaroğlu depremzedelere bütün konutları bedava dağıtacağım dedi ama deprem bölgesi Erdoğan’a oy verdi. Mesela, HDP desteğinin yanına milliyetçi oyları almak için söylemler inandırıcı bulunmadı.
15 bin lira gibi ciddi bir bayram ikramiyesi 2 bin lira bayram ikramiyesine karşı seçim kaybetti.
Demek ki önce güven inşa etmek gerekiyor.
8 Haziran 2023
Ahmet Orhan
Melih Yazıcı 3 Yıl Önce
Türkiye sadece bir noktada kazandı o da sığınmacılar konusunun önemi kabul edildi.
Ali Pehlivan 3 Yıl Önce
Kılıçdaroğlu giderse CHP de kazananlar arasında yer alır. Yoksa hep kaybetmeye mahkumdur
İlhami Genç 3 Yıl Önce
MHP işi öğrenmiş Akp nin gölgesinde dargın oyları topluyor ve başarılı olmak görülüyor
Bülent Benli 3 Yıl Önce
Ümit Özdağ beni çok etkiledi kesinlikle Türk siyasetinde olmalı
Yasin Kahveci 3 Yıl Önce
Seçimlerin etkisi zamanla daha da hissedilecek. Demokrasi kaybetti.
Murat Haseki 3 Yıl Önce
Erdoğan gerçekten tebrik edilmeyi hak ediyor geriden gelip seçimi aldı. Kılıçdaroğlu istifa etmezse CHP için daha kötü günler gelir
Ahmet Orhan 3 Yıl Önce
Değerli okuyucu dostlarım kendini ve birbirini tekrar etmeyen özgün yorumlarınızla muhteşemdiniz. Verdiğiniz güçlü katkı için hepinize ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Varlığınız daim olsun