Manisa Son Haber

KORKU ÜZERİNDEN DÜZEN / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Türkiye’nin yaşadığı temel sorun yalnızca güvenlik meselesi değildir; asıl sorun güven ile yönetim arasındaki bağın kopmuş olmasıdır.

Türkiye’de uzun süredir “asayişi sağlıyoruz, terörü engelliyoruz, kaosa izin vermiyoruz” söylemi üzerinden şekillenen bir yönetim dili hâkim. İlk bakışta güvenliği önceleyen bu yaklaşım, zamanla toplumsal itirazı ve meşru eleştiriyi bastırmanın da aracı hâline geldi.

Bugün artık sadece şiddetle değil, düşünceyle ve itirazla da güvenlik parantezi içinde mücadele ediliyor. Her bireysel olay, her kamuoyu tepkisi ya “terör” ya da “paralel yapı” etiketiyle açıklanıyor. Hukuki süreçlerden önce algı oluşturuluyor, yargıdan önce hüküm veriliyor.

Eskişehir’de açığa alınan trafik polisi Onur Şener hakkında ortaya atılan FETÖ iddiaları bunun çarpıcı bir örneğidir. Kendi beyanına göre, geçmişte tam da FETÖ gerekçesiyle polisliğe alınması engellenmiş bir kişinin bugün yine aynı örgütle ilişkilendirilmesi, suçlamaların ne kadar keyfileştiğini göstermektedir. Buradaki sorun bir kişiden ibaret değildir; “suçun kişiliği” ilkesi fiilen ortadan kalkmıştır.

Son yıllarda yargılama pratiği de benzer biçimde dikkat çekicidir. “Halkı infiale sürüklemek” gibi son derece muğlak bir suçlama, insanları tutuklamaya yeterli hâle gelmiştir. En masum açıklamalar bile bu kapsama sokularak tutuklama gerekçesi yapılabilmektedir. Oysa tutuklama, evrensel hukukta istisnai bir tedbirdir; Türkiye’de ise fiilen cezaya dönüşmüştür.

Daha da tehlikelisi, suçlamaların çoğu zaman aynı merkezden çıktığı izlenimini veren, eş zamanlı bir dille yayılmasıdır. İnsanlar daha mahkemeye çıkmadan itibarsızlaştırılmakta, sosyal olarak infaz edilmektedir. Hukukun yerini algı, mahkemelerin yerini sosyal medya ve siyasi merkezler almaktadır.

Türkiye’nin yaşadığı temel sorun yalnızca güvenlik meselesi değildir; asıl sorun güven ile yönetim arasındaki bağın kopmuş olmasıdır. Halka güvenmeyen, halka rağmen siyaset üreten anlayışın demokrasi üretmesi mümkün değildir. Demokrasi, halk adına değil, halkla birlikte yönetmektir.

Bugün sorulması gereken temel soru şudur: Türkiye gerçekten terörle mi mücadele etmektedir, yoksa itirazla mı? Bu soruya dürüstçe cevap verilmeden ne adalet tesis edilebilir ne de kalıcı huzur sağlanabilir.

10 Aralık 2025

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.