Manisa Son Haber

Muhalefetin Yeniden İnşası (2) Güven Kazanmanın Zorluğu / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Önümüzdeki süreçte; devam eden yargılamalar, geçmişte ortaya atılan iddialar, belediyelere yönelik soruşturmalar ve kamuoyunda tartışma konusu olmuş birçok gelişme yeniden gündeme taşınacaktır. Hukuki süreçler kendi mecrasında devam ederken, siyasal mücadele de bu gelişmeler üzerinden şekillendirilmeye çalışılacaktır.

Yeni bir siyasi hareket kurmak zordur.

Ancak Türkiye gibi siyasal kutuplaşmanın derinleştiği, yargı süreçlerinin siyasetin merkezine yerleştiği ve kamuoyu algısının en az siyasi programlar kadar belirleyici olduğu bir ülkede, yeni bir siyasi hareket kurmak çok daha zordur.

Özgür Özel'in öncülüğünde yeni bir parti kurulacağı yönündeki değerlendirmeler kamuoyunda konuşulmaya başladığı andan itibaren, bunun ilk işaretleri de görülmeye başlanmıştır.

Henüz ortada resmen kurulmuş bir parti bile yokken; yeni hareketin kimlerden oluşacağı, hangi belediye başkanlarının katılacağı, kimlerin mesafeli duracağı ve kimlerin son anda vazgeçeceği tartışılmaya başlanmıştır.

Bu, siyasetin tabii akışının bir parçasıdır.

Ancak bununla sınırlı kalmayacağı da açıktır.

Önümüzdeki süreçte; devam eden yargılamalar, geçmişte ortaya atılan iddialar, belediyelere yönelik soruşturmalar ve kamuoyunda tartışma konusu olmuş birçok gelişme yeniden gündeme taşınacaktır. Hukuki süreçler kendi mecrasında devam ederken, siyasal mücadele de bu gelişmeler üzerinden şekillendirilmeye çalışılacaktır.

Siyasetin tabiatı böyledir.

Çünkü seçimler yalnızca sandıkta değil, toplumun zihninde de kazanılır.

Bu nedenle yeni hareketin ilk sınavı, seçim kazanmak değil; güven kazanmaktır.

Toplum, kurulacak yeni partiyi gerçekten yeni bir başlangıç olarak mı görecektir?

Yoksa geçmiş tartışmaların devamı olarak mı değerlendirecektir?

İşte belirleyici soru budur.

Hukukta sorumluluk mahkeme kararlarıyla belirlenir. Siyasette ise seçmenin kanaati, çoğu zaman algılar, güven ve temsil duygusu üzerinden şekillenir. Bu nedenle yeni hareket, yalnızca hukuki tartışmaların sonucunu bekleyerek yol alamaz. Aynı zamanda toplumun zihnindeki soru işaretlerini de gidermek zorundadır.

Ancak güven yalnızca savunma yapılarak kazanılmaz.

Güven, yeni bir hikâye yazarak kazanılır.

Bunun için de kurulacak hareketin önce kendisine şu soruyu sorması gerekir:

Sadece CHP'nin devamı mı olacak, yoksa Türkiye'nin yeni merkez partisi olmayı mı hedefleyecek?

Eğer hedef yalnızca mevcut CHP tabanını korumak olursa, iktidar alternatifi olmak son derece güçleşecektir. Çünkü Türkiye'de seçim kazanabilmek, farklı toplumsal kesimleri ortak hedefler etrafında buluşturmayı gerektirir.

Yakın siyasi tarihimiz bunun en önemli örneklerinden birini AK Parti'nin kuruluşunda göstermiştir. Millî Görüş geleneğinden gelen kadrolar, toplumun farklı kesimlerine hitap eden daha geniş bir siyasi dil geliştirmeye çalışmış; merkez sağdan, liberal çevrelerden ve farklı toplumsal kesimlerden destek alarak iktidar yolunu açmıştır.

Bugün kurulması muhtemel yeni hareketin önünde de benzer bir zorunluluk bulunmaktadır.

Sosyal demokratların yanında merkez sağ seçmeni...

Milliyetçi hassasiyetleri olan vatandaşları...

Gençleri...

Kadınları...

Üreticiyi...

Esnafı...

Sanayiciyi...

Çiftçiyi...

Emekliyi...

Ve emeğiyle geçinen milyonları aynı gelecek tasavvurunda buluşturabilecek bir siyasal zemin oluşturulmadan, güçlü bir iktidar alternatifi üretmek kolay görünmemektedir.

Fakat genişlemek tek başına yeterli değildir.

Toplumun güvenini kazanacak güçlü bir program da ortaya konulmalıdır.

Türkiye'nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu alanların başında hukuk devleti gelmektedir. Adaletin tarafsızlığına duyulan güvenin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün herkes için eşit uygulanması ve demokratik standartların yükseltilmesi, yeni hareketin en önemli vaatlerinden biri olmak zorundadır.

Bunun yanında; gelir dağılımındaki adaletsizliğin azaltılması, yatırım ve üretim ortamını zedelemeden sosyal adaletin güçlendirilmesi, emeklilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesi, çalışanların refahının artırılması, gençlerin gelecek kaygısının azaltılması ve tarımın yeniden stratejik bir sektör hâline getirilmesi gibi başlıklar, yalnızca seçim vaatleri değil, güven inşa edecek temel politikalar olmalıdır.

Çünkü toplum artık sloganlardan çok çözüm beklemektedir.

Yeni hareketin başarısını belirleyecek olan da yalnızca söylemin gücü değil, söylediğini gerçekleştirebileceğine dair oluşturacağı inanç olacaktır.

Muhalefeti yeniden inşa etmek, yeni bir parti tabelası asmaktan ibaret değildir.

Asıl mesele, toplumun farklı kesimlerine aynı cümleyi kurdurabilmektir:

"Bu hareket, Türkiye'yi yönetebilir."

İşte gerçek güven, o gün kazanılmış olacaktır.

23 Temmuz 2026 

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.