Manisa Son Haber

Seçim mi, geçim mi?/Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Tüm çareler faydasız olduğunda tek çare millettir. Son çare seçimdir.

Yaşamakta olduğumuz süreçte ekonomik olaylar her türlü gelişmenin önüne geçmiş durumdadır.
Ülke olarak yoğun bir ekonomik gündemin bunaltıcı baskısı altındayız.
Son üç yıldır dillendirilen paramızdaki değer kaybının yaşanması bir tarafa öngörülerin çok üzerinde gerçekleştiğine şahit olmaktayız.
2018 yılı Ağustos döneminde ilk belirtileri ortaya çıkan döviz bazındaki finansal dalgalanma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığındaki devrin ekonomi bürokrasisi tarafından duruma hâkim olarak sükûnet ve istikrarı temin edilerek sona erdirilmişti.
Oluşan güven ve istikrar ortamında dünyada yaşanan pandemi sürecine rağmen Türkiye başarılı bir sınav vermiş, ekonomik hayatiyetini az bir kayıpla sürdürmüştür.
Ancak ne var ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uygulamaya koymak istediği üretim, istihdam ve ihracatı önceleyen dış ticaret açığını ortadan kaldırmayı amaçlayan yeni ekonomik program, beklenmedik şekilde döviz krizine dönüşmüştür.
Ne yazık ki gelinen noktada paramız, amerikan doları ve avro’nun karşısında yüzde yüz oranında değer kaybetmiş olmasına rağmen halen piyasada istikrar temin edilememektedir.
Dolar’da 15,2 eşiği aşılmış ve 17,2 eşiği de test edilmiştir.
İç piyasadaki yoğun döviz talebiyle beklentilerde üst sınır ortadan kalkmış durumdadır.
AK Parti iktidarı tarafından paramızdan atılan 6 sıfırdan bir tanesi eski yerini almış olup yenilerinin de gelebileceği kaygısı yaşanmaya başlanmıştır.
Paramızda yaşanan değer kaybı Erdoğan’ın “Biz ekonominin kitabını yazdık.” ve “ Ne yaptığımızı biliyoruz. Milletimiz sabırlı olsun.” sözlerine rağmen piyasayı sükûnete sevk edilememiş 6 milyar tutarında dolar satışı yapılmasına rağmen dövize talebin karşılanmasında başarılı olunamamıştır.
Yaşanan değer kaybına bağlı olarak paramıza güven azalmaya devam etmiş dolar ve avro dışında altında da çok büyük değer artışları olmuştur.
Gram altın 1000 lirayı, çeyrek altın ise 1600 lirayı geçerek derin bir finansal krizi yaşamakta olduğumuzu göstermiştir.
Döviz-faiz temelli yaşanan olaylar halkı doğrudan ilgilendiren özellikle gıda fiyatlarında büyük artışları da beraberinde getirmiştir.
Marketlerde günlük fiyat değişiklikleri geride kalmış anlık artışlar görülmeye başlanmıştır.
İçinde bulunduğumuz süreç sadece devleti yönetenlerin derdi olmaktan çıkmış tüm toplum kesimlerinin meselesi haline gelmiştir.
İş adamları, sanayici, ihracatçı, çiftçi ve tüm sosyal kesimler tartışmaya dâhil olmasına rağmen hali hazırda fiyat, faiz ve dövizde istikrar sağlanamamış kaybolan güven yeniden tesis edilememiştir.
Kimse yarın sabah hangi ekonomik şartlarla karşılaşacağını bilememektedir.
Sanayiciler fiyat istikrarsızlığı nedeniyle maliyet çıkaramamakta, hatta giderek daha fazla satış yapmaktan uzaklaşmaktadır.
Belirsizlik reel sektörün boğazına çökmüş nefes almakta zorlanmasına neden olmaktadır.
Uzun lafın kısası ihtimallerin en kötüsü yaşanmaktadır.
Politika faizi ve dolaysıyla tasarruf faizi %15 seviyesindeyken, devlet %22 ile borçlanmaktadır.
Türk lirasına yatırım yapanlar büyük kayıplar yaşarken döviz ve altın tasarruf edenler aşırı karlara kavuşmuştur.
Bankalardaki paramızla yapılan tasarrufların oranı %40’ın altına gerilemiş durumda olup paramıza olan güve son yıllardaki en düşük seviyeye inmiştir.
Artık unuttuğumuz stok ve karaborsa piyasada bazı mallarda olsa da görülmeye başlanmıştır.
Türkiye yeniden acımasız kapitalizmin vahşi yüzüyle karşılaşmıştır.
Hükümetin stokçuyu gömeriz babındaki açıklamaları piyasa tarafından dikkate alınmamış herkes bildiğini okumaya devam etmektedir.
Geride kalan birkaç ay yönetilemeyen kendi dinamikleriyle hareket eden bir piyasanın varlığını işaret etmektedir.
Bu başıbozuk ortamda, tabiri caizse yüksek ateşteki Türkiye ekonomisinin ayakta kalması mümkün değildir. 
Hükümet elini çabuk tutmak durumundadır.
Piyasa vurgunculara rağmen zapturapt alınmalıdır.
Türk ekonomisinde varsa kargaşa çıkarıcılar tespit edilerek, operasyon yapamaz hale getirilmek durumundadır.
Gecikilmesi halinde sonuçları sadece ekonomik olmayan gerçeklerin yaşanması kaçınılmazdır.
Türk Milleti büyük kesimleri hayat pahalılığının pençesinden kurtulup geçim peşindedir.
Hükümet tarafından yapılan ve yapılacak olan maaş ve gelir artışlarının olumlu sonuç vermesi için anlık fiyat artışlarına son verilmesi zorunluluktur.
Piyasa disiplininin hemen tesis edilmesi hayati öneme sahiptir.
Bu hayati önem mevcut hükümetin geleceği için de geçerlidir.
Demokrasilerde istikrar ve güven tesisi için son çare sandık ve milletin hakemliğidir.
Halk ya yapamayanları gönderir yapacağına inandıklarına yetkiyi sandıkla verir,
ya da kural dışı saldırılara maruz kalındığına kanaat getirirse mevcutlara güvenini yeniden ortaya koyar.
Tüm çareler faydasız olduğunda tek çare millettir.
Son çare seçimdir.

20 Aralık 2021
Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.