Manisa Son Haber

Silah Susarken Türk Milleti Susar mı? / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Silahın anlamsızlaştığını söyleyen bir dil, şüphesiz bu milletin yıllardır özlediği bir tablodur. Bu ülkenin hiçbir evladı toprağa düşmesin diye dua eden anaların gözyaşı düşünüldüğünde, silahın susması her vicdan sahibi insan için bir tesellidir.

Silahların susması elbette kıymetlidir. Fakat Türkiye’nin asıl meselesi yalnızca silahların susması değil, milletin ortak hafızasının ve kimliğinin korunmasıdır. Barış ancak milletin birliğini güçlendirdiği ölçüde anlamlıdır.

Tarih bazen milletlerin önüne dönüm noktaları çıkarır. Bu dönüm noktaları ilk bakışta bir umut ışığı gibi görünür; fakat zaman geçtikçe o ışığın bir şafağa mı yoksa bir alaca karanlığa mı ait olduğu anlaşılır.

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı adı verilen son açıklaması, Türkiye’nin önüne böyle bir dönüm noktası koymaktadır.

Silahın anlamsızlaştığını söyleyen bir dil, şüphesiz bu milletin yıllardır özlediği bir tablodur. Bu ülkenin hiçbir evladı toprağa düşmesin diye dua eden anaların gözyaşı düşünüldüğünde, silahın susması her vicdan sahibi insan için bir tesellidir.

Fakat Türkiye’nin tarihi bize başka bir gerçeği de öğretmiştir:
Bazı dönemlerde silahlar susar, fakat mücadele bitmez; sadece şekil değiştirir.

Bu nedenle bugün yapılması gereken şey heyecana kapılmak değil, aklı diri tutmaktır. Çünkü önümüzde duran metin yalnızca şiddetin sona erdiğini ilan eden bir açıklama değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin nasıl bir devlet olacağına dair bir tasavvur ortaya koymaktadır.

Bu yönüyle bu metin, bir barış çağrısından çok bir yeniden tanımlama teklifidir.

Cumhuriyetle Barışmak mı, Cumhuriyeti Kabullenmek mi?

Metinde yer alan “Cumhuriyetle zihnen barışma” ifadesi dikkat çekicidir.

Cumhuriyetle barışmak bir lütuf değildir. Cumhuriyet bu milletin ortak eseridir. Cumhuriyet bir siyasi tercih değil, bir tarih sonucudur.

Bu devlet, yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden doğarken Türk’üyle Kürt’üyle aynı kaderi paylaşmış insanların ortak emeğiyle kurulmuştur.

Cumhuriyetle barıştığını ilan edenler, aslında yıllarca Cumhuriyetle kavgalı olduklarını da itiraf etmiş olurlar.

Cumhuriyet bir pazarlık masasında kurulmadığı gibi bir pazarlık masasında yeniden tanımlanamaz. Cumhuriyet tartışılacak bir zemin değil, üzerinde durduğumuz zeminin kendisidir.

Birlik Söylemi İçinde Ayrışma

Metnin en dikkat çekici cümlelerinden biri şudur:
“Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz.”

Bu söz ilk bakışta birlik çağrısı gibi görünmektedir. Fakat dikkatle incelendiğinde birlik, tek bir millet anlayışı üzerinden değil, iki ayrı kimliğin yan yana durması üzerinden tarif edilmektedir.

Oysa Türk milleti bir anlaşmanın ürünü değildir. Türk milleti ortak bir tarihin ve ortak bir kaderin eseridir. Bu millet Kürt’üyle Türk’tür, Laz’ıyla Türk’tür, Çerkez’iyle Türk’tür.

Fakat Türk milleti Türk ve Kürt diye iki ayrı siyasi kimliğe bölündüğü anda tek millet olmaktan çıkar.

Türk milliyetçiliğinin büyük isimlerinden Alparslan Türkeş yıllar önce bu gerçeği şu sözlerle ifade etmişti:
“Siz ne kadar Türkseniz ben o kadar Kürt’üm. Siz ne kadar Kürtseniz ben o kadar Türk’üm.”

Bu sözün anlamı açıktı:
Kimlikler ayrılık sebebi değil, birlik vesilesidir. Millet ayrışarak değil, birleşerek yaşar.

Bugün ise birlik söylemi içinde ayrışmanın izleri görülmektedir. Bu nedenle birlik adına ortaya konulan her teklif dikkatle incelenmelidir. Çünkü tarih bize göstermiştir ki milletler çoğu zaman savaşlarla değil, kavramlarla bölünür.

Millet ve Vatandaşlık

Metnin en kritik bölümlerinden biri vatandaşlık anlayışıyla ilgilidir. Vatandaşlığın millete aidiyet üzerinden değil, devletle bağ üzerinden kurulması gerektiği ifade edilmektedir.

Bu yaklaşım ilk bakışta modern bir öneri gibi sunulmaktadır. Oysa devlet milletsiz olmaz. Devlet yalnızca kurumların toplamı değildir. Devlet bir milletin tarih içindeki yürüyüşünün kurumsallaşmış hâlidir.

Millet sadece nüfus değildir. Millet ortak hatıraların adıdır. Millet aynı bayrağa bakarken aynı duyguyu hissedebilen insanların adıdır. Millet aynı mezarlıkta yatanların sessiz kardeşliğidir.

Bu nedenle Türkiye’nin ihtiyacı milletsiz bir vatandaşlık değil, millet bilincinin güçlenmesidir.

Siyasi Mutabakat mı, Millî Mutabakat mı?

Metinde birçok siyasi aktörün sürece katkısından söz edilmektedir. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Özgür Özel isimlerinin birlikte anılması dikkat çekicidir.

Bu tablo bir siyasi uzlaşma görüntüsü verebilir. Ancak Türkiye’nin ihtiyacı siyasi uzlaşmadan önce millî uzlaşmadır.

Siyasi uzlaşmalar seçimlerle değişir. Millî uzlaşmalar ise nesiller boyunca yaşar. Türkiye’nin geleceği siyasi hesaplarla değil, millî hassasiyetlerle şekillenmelidir.

İki Asırlık Soru

Türkiye yaklaşık iki asırdır aynı soruyla karşı karşıyadır:
Nasıl bir arada yaşayacağız?

Bu sorunun cevabı aslında yeni değildir. Bu sorunun cevabı Anadolu’nun hafızasındadır. Bu sorunun cevabı aynı siperde şehit düşen insanların hikâyesindedir.

Bu sorunun cevabı aynı bayrağın altında birleşmiş bir millettedir. Bu millet yüzyıllar boyunca farklı kökenlerden gelen insanları bir arada yaşatmayı başarmıştır.

Bugün yapılması gereken şey yeni bir millet icat etmek değil, var olan milleti güçlendirmektir.

Asıl Mesele

Silahların susması elbette kıymetlidir. Fakat silahların susması tek başına yeterli değildir.

Türkiye’nin ihtiyacı silahsız bir ayrışma değildir. Türkiye’nin ihtiyacı güçlü bir birliktir.

Silahların bırakılması bir başlangıç olabilir. Fakat bu başlangıç milletin ortak kimliğini tartışma konusu hâline getiriyorsa, o zaman barış değil, yeni bir tartışma başlamış demektir.

Bu topraklarda barışın teminatı hiçbir zaman silahlar olmamıştır. Bu topraklarda barışın teminatı milletin ortak vicdanı olmuştur.

Ve unutulmamalıdır ki:

Silahlar sustuğu gün barış başlamaz.
Barış, millet kendini tek bir kaderin sahibi olarak gördüğü gün başlar.

Silahların susması kıymetlidir.
Fakat milletin susması felakettir.

Çünkü bu topraklarda devletin gerçek sahibi silahlar değil, millettir.
Ve millet sustuğu zaman tarih konuşur.

27 Şubat 2026

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.