CHP–MHP Yakınlaşması İmkânsız mı, Kaçınılmaz mı?
Özgür Özel’in MHP ile köprüleri tamamen kapatmayan siyaseti, CHP’nin iktidar arayışında yeni bir denge stratejisine mi işaret ediyor? Değişen ittifak dinamikleri Türk siyasetinde yeni bir dönemin habercisi olabilir mi?
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu döneminin kapanmasıyla birlikte, Özgür Özel liderliğinde daha hareketli, temas odaklı ve dinamik bir siyaset tarzı ortaya çıktı. Kamuoyu araştırmalarına yansıyan kısmi yükseliş eğilimi, bu değişimin seçmende belirli bir karşılık bulduğunu gösteriyor.
Ancak Özgür Özel’in asıl dikkat çekici yönü üslubundan çok, stratejik arayışlarıdır. Türkiye’de yüzde 50+1 gerçeğini bilen her siyasetçi gibi, ittifaksız bir iktidarın neredeyse imkânsız olduğunun farkındadır.
Özel’in, Devlet Bahçeli’nin “erken seçim istemek siyasi ahmaklıktır” sözünü doğrudan üzerine alınmadığını belirtirken, 2018’de Bahçeli’nin bir anda erken seçim çağrısı yapmasını hatırlatması, siyasette hafızanın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir mesaj niteliğindedir. Bu çıkış, polemik üretmekten çok, siyasi pozisyon hatırlatmasıdır.
Bu dil, MHP ile köprüleri tamamen atmayan bir yaklaşımın işareti olarak okunabilir. Siyasette bazen söylenenler kadar, söylenmeyenler ve kapatılmayan kapılar da stratejinin bir parçasıdır.
Öte yandan, İYİ Parti cephesinden “Terörsüz Türkiye” sürecinde farklı pozisyonlar nedeniyle gelen mesafeli mesajlar, muhalefet içi denklemin karmaşıklaştığını göstermektedir. Bu tablo, CHP’nin milliyetçi tabanda farklı arayışlara yönelmesini daha anlaşılır kılmaktadır.
MHP’nin son dönemde terörle mücadele söylemini korurken Kürt seçmenle daha yumuşak bir temas dili geliştirmesi, geçmişteki tezlerinden belirli ölçüde esneyebileceği izlenimi yaratmaktadır. Bu yaklaşım, özellikle Güneydoğu’da MHP’ye yönelik tarihsel mesafenin yumuşamasına katkı sağlamaktadır.
Bu çerçevede bazı gözlemciler, “terörsüz Türkiye” söylemi etrafında şekillenen yeni siyasal dilin, geçmişte yan yana gelmesi zor görülen aktörler arasında bile temas alanı oluşturabileceğini değerlendirmektedir. CHP’nin eşit yurttaşlık vurgusu ile güvenlik hassasiyetini birlikte gözeten bir çizgi kurma arayışı, teorik olarak CHP, MHP ve DEM Parti çizgisinden gelen unsurların belirli konularda aynı reform zemininde buluşabileceği ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu durum, klasik bir seçim ittifakından ziyade, belirli başlıklarda oluşabilecek bir siyasi mutabakat zemini olarak da okunabilir.
Böyle bir tabloda CHP–MHP yakınlaşmasından en fazla siyasi faydayı sağlayacak partinin CHP olacağı açıktır. Bu tür bir denge ittifakı, CHP’nin yalnızca mevcut tabanını değil, milliyetçi–muhafazakâr seçmenin bir bölümünü de erişilebilir hâle getirebilir. Aynı zamanda, İYİ Parti dışında kalan muhalif unsurların da yeni bir ittifak zemini etrafında konumlanmasını kolaylaştırabilir.
Eğer Özgür Özel, MHP ile kurulabilecek bir iş birliğinin psikolojik ve siyasi eşiklerini aşabilirse, bu hamle CHP açısından iktidar yolunu ciddi biçimde genişletebilir. Türkiye siyasetinde sonuçları sandık belirler; ancak doğru kurulan dengeler, sandığın yönünü etkiler.
Türkiye’de siyasetin geleceğini artık karşıtlıklar değil, kurulabilecek yeni dengeler belirleyecek gibi görünüyor.
04 Şubat 2026
Ahmet Orhan