Manisa Son Haber

Sorumluluk AK Parti’nindir / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Ahmet Orhan yazdı. ABD her gün yeni bir gerekçeyle Rusya üzerinden dünya barışını tehdit etmeye ara vermeden devam etmekte.

ABD’nin tek kutuplu dünya hâkimiyetini sürdürme ısrarı huzur, barış ve kısmen refah döneminin tamamen geride kalmasına neden olmaktadır.

Bir taraftan ölümcül korana salgını, bir taraftan ABD tüm dünyanın dengesini bozdu, ekonomik, sosyal ve kültürel her alanda tehlike baş gösterdi.

Sonuç olarak dünya hiç olmadığı kadar yeni bir dünya savaşının eşiğine gelmiş durumda.

İşte böyle bir vasat, en çok da Türkiye’nin başlarda yer aldığı bir kısım ülkeyi derin bir krize sürüklemiş durumdadır.

Kriz ortamında sayılar çıldırdı

Aslında sayıların ifade ettiği fiyatların çıldırdığını söylemek daha doğru ifade olacaktır.

Yeni yılın ilk günü itibariyle ülkemizde asgari ücreti AKP iktidarında görülen en yüksek artışla 4250 liraya yükseltilmiş olmasına rağmen biri hariç tüm araştırmalarda Türkiye için kabul edilen açlık sınırının altında kalmıştır.

Ocak ayı sonu itibariyle tüketici enflasyonu yüzde ellilere dayanmış, üretici enflasyonu ise neredeyse bunun iki katına ulaşmıştır.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden kış şartları ve özellikle akaryakıt ile enerji fiyatlarındaki emsali görülmemiş artışların tetiklemesiyle sera ürünleri ve kışlık tarla ürünü sebzelerdeki fiyat artışları her gün yeni bir rekor kırmaya devam etmektedir.

Olumsuzluğu ifade eden rekor fiyat artışlarının sadece enerji, akaryakıt ve gıda ürünlerinde olmayıp her türlü mal ve hizmette de görülmekte olması orta ve düşük gelir grubundaki vatandaşlarımızın dayanma gücünü aşmıştır.

İşin kötü tarafı, hayat pahalılığının bu seviyede kalacağını ne hükümeti destekleyen medya, ne de hükümetin bizatihi kendisi ifade edememekte, hatta önümüzdeki birkaç ay boyunca daha büyük fiyat artışlarının görülebileceğini söylemek zorunda kalmışlardır.

Alınan onca tedbir ve verilen vaade rağmen Türk Milleti teknik anlamda açlık ve yoksulluk girdabına düşmüş durumdadır.

Ocak 2022 itibariyle 48 milyar doları geçen dış ticaret açığı, yüksek döviz kuruna katlanmak suretiyle uğruna milletçe büyük fedakârlık yaptığımız ihracatın da dertlerimize derman olamadığını işaret etmektedir.

Türkiye’nin yeni nüfus istatistikleri açıklandı.

Açıklanan nüfus istatistiklerine göre kırsal mahallelerimizdeki (köy) nüfusumuz %7’nin altına inmiş olmasına rağmen sanayide istihdam edilen nüfusumuz hizmet sektöründe çalışanlarının yarısına bile ulaşamamıştır.

Çalışan nüfusumuzun ancak %21’i sanayide, yaklaşık %16’sı tarımda çalışırken hizmet sektöründe istihdam edilenlerin oranları %55 olarak tespit edilmiştir.

İşsizlik sayılarına gelecek olursak ülkemiz nüfusunun ancak %47’si istihdam edilebilmekteyken bu oran Avrupa ülkelerinde %68–72 ulaşmış durumdadır.

15–24 yaş arasındaki gençlerimiz arasındaki işsizlik oranı halen %20’nin üzerindedir.

Bu sayıya iş bulamadığı için sürekli eğitim(!) gören gençlerimizin dâhil olmadığını da unutmayalım.

Meramımı anlatırken konuyu sayılara boğmak istememekle birlikte dayanaktan yoksun yorum yapmadığımın ispatı olarak bazı büyüklükleri kaydetmem gerekiyor.

Yukarıda belirttiğim sayılardan çıkan en önemli sonuç;

—Açlık sınırı altında gelir sahibi olanların genel nüfusa oranı %20’yi

—Yoksulluk sınırı altında gelire sahip olanların genel nüfusa oranı ise ne yazık ki %70’i aşmış olmasıdır.

Başka bir deyişle Yoksulluk Sınırı üzerinde yaşama şansına ulaşanların Türkiye nüfusuna oranı ancak %10 olabilmiştir.

Tüm bu sayılar çok büyük bir adaletsizliği ortaya koymaktadır.

Türkiye tarihinin en güçlü tek parti hükümeti tarafından 20 senedir yönetilmekte olmasına rağmen gelinen nokta maalesef tam bir hayal kırıklığıdır.

Bu tabloyu bütün unsurlarıyla ülke dışı nedenlere veya muhalif parti ve oluşumların yarattığı bir tablo olarak değerlendirmek tam anlamıyla sorumluluktan kaçmaktan öteye bir anlam taşımamaktadır.

Nasıl ki iyi olanlar AK Parti iktidarının sevap hanesine yazılıyorsa ekonominin geldi noktanın başarısızlığı da AK Partinin zayıflar hanesine yazılmak durumundadır.

Mevcut ekonomik tablonun bir an önce tahammül edilebilir boyuta çekilmesi hayati öneme sahiptir.

Bunun yolu, başlangıç olarak 4 kişilik bir ailede iki kişinin çalıştığı kabul edilerek asgari ücret tespit edilmesi yerinde olacaktır.

İşçilerimizin en büyük sendikası olan ve marjinal siyasi gruplarının etki alanı dışında kalan Türk-İş’in yaptığı araştırmaya göre Ocak 2022 itibariyle yoksulluk sınırı 13.844 lira ilan edilmiştir.

Buna göre 2 kişinin toplam gelirinin bu sayıya tekabül etmesi için asgari ücretin yaklaşık 7000 lira olması gerekmektedir.

Yani yürürlükte olan 4250 liralık asgari ücret, Ocak ayı içinde bile ilan edildiği tarihteki yeterlilik oranını çok gerilerde bırakmıştır.

Türkiye uzun süredir gelir dağılımında adaleti tartışmayı unutmuş, fakirin daha fakir, zenginin ise daha zengin olduğu acımasız vahşi kapitalizmin etkisi altında kalmış durumdadır.

Bu açmazdan çıkmanın tek yolu zaman kaybetmeden külfetin adil olarak paylaşıldığı bir ortamda milletçe fedakârlık yaparak daha çok üretmektir.

Milletimizde bu adalet duygusu yaratılmadan zorluklar karşısında bir ve beraber olmak mümkün olamayacaktır.

Hiç zaman kaybetmeden ayrıştırıcı, cepheleştirici siyaset dili iktidar ve muhalefet tarafından terk edilmelidir.

Muhalefet milletçe aynı gemide fırtınaya yakalandığımız gerçeğini kabul ederek söylemlerinin tonun ayarlarken, iktidarın ise sorumluluğu kabul eden bir üslup içinde olması zaruri görünmektedir.

Aksi takdirde kör dövüşü içinde kaybeden aziz Türk Milletinin ezici çoğunluğu olacaktır.

11 Şubat 2022

Ahmet ORHAN

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.