Manisa Son Haber

Türkçeden Uzaklaştıkça, Türklükten de Uzaklaştık

GÜNDEM

Yavuz Sultan Selim Suriye ve Mısır'ı alınca, "ülkede Arapçadan başka dil konuşulmasın" diye ferman çıkarmak istemiş.

Şeyh-ül İslâm Zenbilli Ali Efendi, “Dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da Allah’ın varlığının delillerindendir”(Rum suresi 30/22) âyet-i kerîmesini hatırlatarak, buna engel olmuş.
Osmanlı yazı dilinde Türkçe sözcükler %20 lere kadar azalmış, Arapça, Farsça kelimeler %70 i geçmiştir. 
Türkçeyi yurdumuzda büyük ölçüde Türk Halkı ve Yunus Emreler, Karacaoğlanlar gibi ozanlar yaşatmıştır. Hatta Alevî-Bektâşî dergahı, derviş ve ozanlarının ağzıyla yaşatılmıştır.
Medreselerde Türk Diline yer verilmemiştir.
İzmir ilâhiyât fakültesinden Prof. Abdülkadir Şener Hoca anlatıyor:
"Boğazlıyan Müftüsü Hacı Nasuh Hamurcudan 1947-49 yıllarında Arapça ve Fıkıh dersleri alırken, bir gün elimde Türkçe açıklamalı Arapça dilbilgisine ait, eski yazıyla basılmış bir kitapçık gördü ve:
-'Bırak onu, bir daha elinde Türkçe kitap görmeyeceğim' dedi. O yıllarda Kayseri’de Hacı Nuri Efendi adında bir vaiz vardı. Cemaati çok olan bir hoca idi. Bir ara hocama Hacı Nuri Efendi çok büyük bir âlim ki ünü her tarafa yayıldı dedim. 
-'O âlim değil, Türkçe kitaplardan okur konuşur' dedi. Hocama göre o yıllarda bile Türkçe, dinî konularda ilim sahibi olmaya yetmezdi. Oysa Türkçeyi iyi bilmeyen, Arapça ile öğrendiklerini Türk Milletine doğru olarak nasıl aktaracaktı.?" diyor.
İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü müdürü merhum Prof. Ali Özek Hoca'dan bizzat dinlemiştim. Cumhûriyet ve Atatürk düşmanı Şeyhü-l İslâm Mustafa Sabri'nin: "Elimden gelse, Türkçeyi yasaklar, bu millete Arapçayı dil olarak koyardım" dediğini anlatmıştı.
Müslüman olmamız için, Türkçeden vazgeçmemiz mi gerekiyordu..!
Oysa Tanrı, her bir kişiyi buyruklarını yerine getirmek için mükellef tutmuşsa; o kişinin, Tanrı'nın ne dediğini anlaması için kendi ana diliyle öğrenmesi gerekmiyor muydu. Ve Türk kavmi bir biriyle konuşup anlaşırken kendi diliyle konuşurken, Türk'e yabancılaşmış saray diline niye zorlanabilirdi.!
Birinden borç isterken, başka birini araya koyup İngiliz Fransız vs diliyle mi borç isteriz, yoksa kendimiz kendi dilimizle mi isteriz.? 
Elbette kendimiz kendi dilimizle isteriz. O halde, Allah'tan isterken, niye anlamadığımız Arapça kelimeleri dua diye tekrarlayıp duracağız.! 
Ne istediğimizi, ne dilediğimizi kendi gönlümüzden gelen şekliyle söylemeyeceğizki.
Cumhûriyet işte bunu başarmıştır. 
1936 yılına kadar cumâ hutbeleri bile Arapçaydı ve Türkçe hutbe okunmazdı.
Büyük Atatürk Kur'anı ve hadis kitaplarını Türkçeye tercüme ettirerek, yüz yıllarca dinini kendi diliyle anlamaktan, öğrenmekten mahrum bırakılmış bir millete en büyük dinî hizmeti sunmakla nice hoca, şeyh-ül islâm ve padişahtan daha hayırlı bir bir iş görmüş olmakla, dinî yönüyle bile; ATATÜRK olmayı haketmiş;
Anadolu insanını kendi diline ve kendi Türk kimliğine kavuşturmuştur.
Nur içinde uyusun, Yüce Tanrı'nın ağır konuğu olsun.
18 Kasım 2021
İhsan Temel

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.