Manisa Son Haber

Türkiye Cumhûriyeti / İhsan Temel Yazdı

GÜNDEM

Türkiye Cumhûriyeti Cumhûriyetimiz; altıyüz yılın damıtılmış bir tecrübesidir. Cumhûriyet, millî üniter bir devlet projesidir. Cumhûriyet, öze dönüş ve Türkleşme programıdır.

Profesör Yalçın Küçük der ki: "İmparatorluklar çökmezler, dağılırlar"
Yetmiş iki milletten meydana gelen Osmanlı Devletinde her dinden, her kavimden halklar; kendi istiklâlleri için imparatorluktan ayrılarak dağılmışlardır.
22 milyon km² lik İmparatorluktan geriye, 28 defa daha küçük, 780 000 km² lik Anadolu toprakları kalmıştır. Ve bu toprakları en son savunan, atomun bölünmez parçası, imparatorluğun kurucu tebaası olan Türkler kalmış, kan kardeşliği, din kardeşliğinden önce gelmiştir.
Din kardeşimiz Araplar bile, ingilizlerin kışkırtmasıyla, bize karşı Arap-islâm cihadı ilân etmişler, din kardeşliği bile işe yaramamış, canımıza kasdetmişlerdir.
Ve biz Viyanaya kadar gitmiş tarifsiz acılar, trajediler, ayrılıklarla yüzbinlerce Türkü mezarsız, nişansız, fâtihasız ardımızda bırakıp, kafile kafile geri gelmişizdir. Ardımızda ne Türkleşmiş bir halk, ne de zaten kendi arzularıyla Müslümanlaşmış Boşnaklardan başka Müslüman ahâli bıraktık.
Refik Halit Karay'ın, dul bir kadının Bulgaristan'dan üç çocuğuyla yola çıkıp ikisini yolda kaybedip can havliyle Anadolu'ya sığınışını anlatan GÖZYAŞI hikâyesini okuyup da ağlamayanımız var mıdır acaba..!
Falih Rıkı Atay der ki; "Osmanlı İmparatorluğu bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş ne de vatanlaştırmıştı. Buralarda ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi. Trakya’dan Erzurum’a doğru, koca gövdesini yan yatırmış, memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi"
Zeytin Dağı kitabının Suriye, Kudüs ve Filistin'den DÖNÜŞ hikayesinde özetle derki:
"Anadolu; yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz. Anadolu; demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip, çömelmiş, oğulunu arıyor.
Vagonlar, arabalar, kamyonlar hepsi ondan, Anadolu’dan utanır gibi, hepsi İstanbul’a doğru perdelerini kapamış, muşambalarını indirmiş, lambalarını söndürmüş, gizli ve çabuk geçiyor.
Anadolu Ahmed’ini soruyor. 
Ahmed’i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bu anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek....Fakat biz Ahmed’i kumarda kaybettik.”
İşte Büyük Atatürk, bütün bu acıları bizzat cephelerde yaşamış bir Osmanlı subayı olarak, tarihi bir analizle Türklüğe dayanan Türkiye Cumhûriyetini kurmuştur.
"Benim yegâne övüncüm Türk Olmaktır" diyerek, Yeniden Türk kimliğimizi kazanmamız için:
Ne mutlu Türküm diyene, Türk övün çalış güven,
Türk evlâdı ecdâdını tanıdıkça, daha büyük işler başaracaktır diyerek; yüz yılların bu yorgun milletine
Türk Türk Türk diyerek şuur vermek istemiştir.
"Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya huzuru bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek" diyerek: dagılmış bir imparatorluktan, Millî Üniter Türk Devletine geçişi şu sözleriyle açıklamıştır:
"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur"
Atatürk'ün Cumhûriyetinin Temeli Türklük ve kültürdür.
Sonuç:
TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR

30 Kasım 2021
İhsan Temel

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.