Manisa Son Haber

YAPAY FIRTINA: TBMM RESEPSİYONU / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

İYİ Parti’nin evini barkını yıkmak, enkazında parsa toplamak peşinde olanların tek gerekçesi, İYİ Parti liderinin TBMM yeni yasama yılı davetine katılmış olmasıdır.

YAPAY FIRTINA: TBMM RESEPSİYONU

Türkiye siyasetinde yine bir bardak suda fırtınalar koparılıyor.
Bu sefer belden aşağı vuruşlar ve trol üflemeleriyle fırtınayı koparan, CHP ve diğer muhalefet unsurlarıdır.
İYİ Parti’nin evini barkını yıkmak, enkazında parsa toplamak peşinde olanların tek gerekçesi, İYİ Parti liderinin TBMM yeni yasama yılı davetine katılmış olmasıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama döneminin başlaması sebebiyle verilen resepsiyona, Cumhuriyet Halk Partisi dışında bütün partiler genel başkan düzeyinde temsil edildi.
Ancak yalnızca İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bu resepsiyona katılması, bazı çevrelerce amacı aşan bir şekilde tenkit edildi.
Söz konusu yapay fırtına, İYİ Parti Genel Sekreterine göre tam tamına 22 saat sürdü.

Oysa bu eleştirilerin büyük ölçüde mesnetsiz olduğu kanaatindeyim. TBMM’nin açılış resepsiyonları, esas itibarıyla siyasi nezaketin ve kurumsal devamlılığın bir parçasıdır.
CHP’nin bu resepsiyona katılmaması, iktidara mesafe koyma ve sert muhalefet mesajı olarak okunabilir.
Ancak İYİ Parti’nin resepsiyonda bulunması da Meclis’in kurumsallığını önceleyen, siyasi teamüllere bağlı bir duruş olarak değerlendirilebilir. Buradan yola çıkarak Dervişoğlu’na yöneltilen tepkiler haksızdır.

Kaldı ki benzer bir durum yakın geçmişte yaşanmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi, “Terörsüz Türkiye” iddialarıyla kurulan komisyona katıldığında İYİ Parti eleştirilerde bulunmuştu.
Ancak CHP o gün bu eleştiriler karşısında sessiz kalmış, herhangi bir özeleştiri ihtiyacı duymamıştı.
Bugün benzer bir durumda bu kez İYİ Parti’yi eleştirmeye yönelmek, siyasi hafıza eksikliğinden başka bir şey değildir.
Siyasette tutarlılık, muhalefetin inandırıcılığını artırır. Kendi yaptığında normal, başkası yaptığında yanlış görünen bir yaklaşım, kamuoyunda samimiyet sorgulamasına yol açar.
İktidara karşı yürütülen sert muhalefeti zaafa uğratma açısından hangi siyasi yaklaşım daha zarar verici olabilir?

Burada asıl dikkat çeken bir diğer husus ise Cumhuriyet Halk Partisi’nin muhalefet bloğundaki stratejik duruşudur.
CHP, uzun süredir İYİ Parti’nin oylarını fazla emek sarf etmeden kendi hanesine yazabileceği düşüncesiyle hareket ediyor.
Bu çerçevede gerek kamuoyu yoklamaları gerekse gayriresmî iletişim kanalları üzerinden İYİ Parti’yi zayıf gösterecek bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

Anketlerde İYİ Parti’nin gerilediği, CHP’nin yükselişte olduğu vurgusu sürekli işlenirken; medya ve sosyal medya kanallarında da İYİ Parti’nin etkisiz, tabanını kaybetmiş bir parti olduğu algısı yaygınlaştırılıyor.
Bu türden propaganda yaklaşımının, Cumhur İttifakı yerine CHP’den gelmesi son derece manidardır.

Bildiğiniz gibi günümüz ana medyası iki ana bloğa ayrılmış durumdadır.
Bunlardan birincisi “havuz medyası” diye adlandırılan iktidar kontrolündeki medya, diğeri ise özellikle resmî/gayriresmî olarak CHP’yi destekleyen yandaş medyadır.
Havuz medyasının iktidarı destekleme yöntemiyle yandaş medyanın CHP’yi destekleme yaklaşımı küçük farklarla aynıdır.

Ele aldığımız gelişmeler bakımından içinde bulunduğumuz süreç, Cumhur İttifakı’nı ziyadesiyle memnun etmektedir.
CHP’nin, seçmenin Cumhur İttifakı’nı cezalandırmak üzere sığınacağı tek liman olarak kendini görerek İYİ Parti ve diğer büyüklü küçüklü muhalif yapıları tabiri caizse “ucuza kapatma” stratejisi, 2023’te yaşanan kaybedişin tekrarı anlamına gelecektir.

Başlarda bu strateji kısa vadeli bir kazanç sağlasa bile, uzun vadede muhalefetin birbirine olan güvenini derinden sarsmaktadır. Çünkü muhalefet partileri birbirlerini yıpratmaya başladığında, iktidar karşısında dağınık ve güvensiz bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Seçmen, bu güven eksikliğini gördüğünde muhalefeti değil, iktidarı tercih etmeye mecbur bırakılmaktadır.
Büyük bir ihtimalle Akşener’in tüm uyarılarına rağmen RTE karşısına Kemal Kılıçdaroğlu’nu koyarak yaşanan hezimetin tekerrür etmesi kaçınılmazdır.

Sonuç olarak; Dervişoğlu’nun resepsiyona katılması eleştirilebilecek bir durum değildir. Aksine Meclis’in kurumsallığı açısından doğru bir adımdır. CHP’nin buna tepki göstermesi mesnetsizdir. Hele ki kendi geçmişinde benzer bir durumda eleştiriler karşısında sessiz kalmışken, bugün İYİ Parti’yi hedef alması siyasetteki çifte standartların en somut göstergesidir.
Ayrıca CHP’nin İYİ Parti’yi sistemli olarak küçültmeye dönük stratejisi, uzun vadede sadece muhalefetin bütününe zarar vermektedir.

Türkiye’nin ihtiyacı, muhalefet partilerinin birbirlerini yıpratması değil; ortak hedefler doğrultusunda güven tesis etmesidir. Aksi halde kazanan yine RTE iktidarı olacaktır.

03 Ekim 2025

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.