Manisa Son Haber

Zehir Soframızda / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Pestisitler, tarımda zararlıları öldürmek için kullanılan kimyasallara verilen addır. Ama bu “zehirli savaş” sadece böceklere karşı değil, aslında bize karşı da açılmış durumda.

Artık soframızdaki ekmeğin, sebzenin, meyvenin rengi bile güven vermiyor.

Yeni açıklanan bir rapor, Türkiye’de üretilen birçok gıda ürününde pestisit kalıntısı olduğunu ortaya koydu.

Yani soframıza gelen ürünlerin önemli bir kısmı görünmez ama öldürücü bir tehlike taşıyor: Zehir.

Pestisitler, tarımda zararlıları öldürmek için kullanılan kimyasallara verilen addır.
Ama bu “zehirli savaş” sadece böceklere karşı değil, aslında bize karşı da açılmış durumda.

Çünkü toprağa, suya, havaya karışan bu maddeler sonunda vücudumuza giriyor.
Sonrası ise kanserden hormon bozukluklarına, kısırlıktan sinir sistemi hastalıklarına kadar uzanan uzun bir kara liste…

Eminim konu hakkında benim gibi herkes aynı soruyu soruyor:

Neden hâlâ denetim mekanizmaları zayıf?

Neden üreticiye “zehirle üretim” yerine “doğal ve sağlıklı üretim” teşviki verilmiyor?
Neden market rafındaki domatesin, salatalığın, biberin üzerinde ne kadar kimyasal kalıntı olduğu açıkça yazılmıyor?

Üstelik mesele sadece kullanılan ilacın miktarı değil!
Tarım ürünlerinde zararlılarla mücadele için kullanılan ilaçların sınırlanması, kalitesinin belirlenmesi ve bu süreçlerin etkin bir şekilde denetlenmesi hayati önemde.
Kalitesiz veya yasaklı kimyasalların hâlâ piyasada dolaşması hem toprağı hem de insan sağlığını zehirliyor.

Ayrıca şu gerçeği de artık görmemiz gerekiyor: Pestisitler kullanılmadan da sağlıklı ürünler elde edilebilir.
Temel bir yöntem olarak bilinen organik tarım, hem toprağı hem de insanı koruyan en güvenli üretim modelidir.

Organik sertifikalı, organik üretimle yetiştirilmiş ürünlerin halkımız tarafından daha kolay ulaşılabilir ve tüketilebilir olması mutlaka sağlanmalıdır.
Bu hem halk sağlığı hem de gelecek nesillerin korunması açısından zorunluluktur.

Unutmayalım ki bu yalnızca sağlık meselesi değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik sorundur.
Pestisitler, yani inorganik zehirler yüzünden artan hastalıklar sağlık sistemine her yıl milyarlarca lira ek yük bindiriyor.
Erken ölümler, iş gücü kaybı, uzun süreli tedavi masrafları, ilaç giderleri…
Tüm bunlar ülke ekonomisini sessizce kemiren birer maliyet kalemidir.

Sağlıksız beslenen bir toplum üretkenliğini kaybeder, verim düşer ve ekonomik büyüme yavaşlar.
Yani sofradaki zehir, cebimize de saldırıyor.

Olayın Ekonomik Boyutu

Öte yandan, tüm dünyada organik tarım ürünleri kimyasal kullanılan ürünlere kıyasla çok daha yüksek gelir elde edilmesini sağlıyor.
Türkiye, verimli toprakları ve iklim avantajı ile organik tarımda dünya liderleri arasına girebilecek potansiyele sahip.

Bu yolla hem iç pazarda sağlıklı gıda sağlanır hem de ihracatta yüksek katma değer elde edilerek Türk ekonomisine milyarlarca dolarlık ek katkı yapılabilir.

Bu sadece bir tarım politikası meselesi değil; doğrudan bir halk sağlığı ve millî güvenlik meselesidir.
Çünkü sağlıksız bir nesil, yarının en büyük kaybıdır.

Daha acısı, çoğu insan bu tehlikeyi bilmiyor.
Manavdan aldığımız parlak görünümlü elmanın, serada büyüyen salatalığın “fazla güzel” görünmesinin arkasında çoğu zaman doz aşımı ilaçlama yatıyor.
Biz de bu güzelliğin bedelini yıllar sonra hastane koridorlarında ödüyoruz.

Devlet bu konuda sessiz kalamaz.
Üreticiye bilinçli tarım eğitimi verilmeli, pestisit kullanımı sıkı şekilde denetlenmeli, limitleri aşan ürünlerin satışı derhal yasaklanmalı.
En önemlisi, tüketici hangi üründe ne kadar kalıntı olduğunu bilecek kadar şeffaf bir bilgiye erişebilmeli.

Unutmayalım: Soframızdaki her lokma, geleceğimizdir. Zehirle beslenerek güçlü bir toplum inşa edemeyiz.

23 Ağustos 2025

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.