Sevgili Manisa Son Haber okuyucuları inşallah bundan sonra Türkiye ve Dünya meselelerini ele alacağım, duygu ve düşüncelerimi kaleme aldığım yazıların aracılığıyla belli aralıklarla sizlerle beraber olacağım.
Bu vesileyle tüm okuyuculara selam ve sevgilerimi sunuyorum.
YENİ GÖÇ HAREKETİ
Yaşlı Dünyamızda tarihi boyunca önemli sonuçlar doğuran felaket ve büyük savaşlar yaşana gelmiştir.
Sıralamaya kalksak uzun bir liste yapmak elbette çok mümkündür.
Birkaç örnekle hafızalarımızı tazeleyecek olursak Dünyanın yakın geçmişindeki 1. ve 2. Dünya savaşları bir çok devletin ortadan kalkmasının yanı sıra milyonlarca insanın hayatına mal olması bakımından çok dramatik ve büyük olaylardandır.
Söz konusu savaşlar sonrasında daha yaşanabilir, barış içinde bir dünya arayışları hız kazanmış neticede kıta Avrupası demokrasi ve insan hakları temelinde yeni bir dünya yaratmayı başarmıştır.
Ne yazık ki batıda Kuzey Amerika ülkeleri, doğuda Japonya ve güney yarım kürede Avustralya dışında kalan ülkelerin insan toplulukları için aynı şeyleri söylemenin mümkün olmaması bir tarafa, kan, acı ve gözyaşından başka hiçbir şeyi olmayan milyarlarca insan varlığı söz konusudur.
Özetleyecek olursak sayıları dünya nüfusunun yüzde onunu bile bulmayan her türlü insan haklarından yararlanan, refah içindeki batılı ülkeler bir taraftadır.
Diğer tarafta ise içlerinde sadece mutlu bir azınlığın var olduğu batı işbirlikçisi kişiler dışında yokluk, yoksulluk ve insan onuruna yakışmayan şartlar altında yaşamaya zorlanan insan toplulukları vardır.
“Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar.” şeklindeki ünlü atasözümüzün ışığında tabloya bakacak olursak birileri dünyanın kaymağını yerken birilerine de sadece kan ve gözyaşı kalmaktadır.
Dünyanın batısında demokrasi, düşünce özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları hatta hayvan hakları vs. insan onuruna yakışan değerler olmazsa olmazlarındandır.
Geriye kalan ülkelerin çoğunda ise kadına İslamiyet öncesi cahiliye devrine bile rahmet okutan, kadını kilit altına alınması gereken, toplum ve sosyal hayat dışı bırakılması gereken baş belası olarak gören zihniyet sırdandır.
Sadece güçlülerin refah içinde yaşamasına izin verilen büyük bir coğrafyanın mevcudiyeti su götürmez bir gerçektir.
Kap kara diktatörlükler, zulüm ve işkence bu coğrafyanın en belirgin özelliğidir.
Tüm bu olağan üstü baskıların yaşandığı ülkelerde daha iyiye ve daha güzele ulaşma arayışları hiç bitmemekte,
Afganistan’dır.
Afganistan’da en ucuz şey insan hayatıdır.
Hepimiz üzüntü ve hayretler içinde insan hayatının bu ülkede ne kadar önemsiz olduğuna şahit olmaktayız. canlar verilme pahasına mücadelelerin sürdüğüne şahit olmaktayız.
Çizdiğimiz bu tablonun yaşandığı en son örnek
Böylesine ağır şartlar altında yaşamaktansa milyonlarca insan kendisine başka ülkelerde insanca yaşama şansı yakalayabilmek için her şeyi göze alabilmektedir.
Bu insanların kaybedecek bir şeyi olmadığından mıdır nedir bilinmez ama ancak belki milyonda bir yaşama şansını yakalayabileceği bir uçağın tekerine kanadına tutunarak bu ülkeden kaçmayı bile denemektedirler.
Her türlü tehlikeyi göze alarak kaçmaya çalışan milyonlarca Afganlı batıya doğru yeni ve büyük bir göç hareketini başlatmışlardır.
Bu göç dalgası durdurulamaz.
Bu göç dalgası her geçen gün artarak devam edecektir.
Bugün yalnız Afganlar söz konusuyken yaran şüpheniz olmasın ki başka coğrafyaların insanlarının da göç dalgasına katılımına şahit olacağız.
Yaşlı dünyamızda güneş “Göç Burcu”na girmiştir.
Refah topluluklarının “Göçmen İstemezük” haykırışları bu büyük dalgayı durdurmaya yetmeyecektir.
Not: Bu konuyu yani günümüzün göç olgu ve ülkemize etkileri üzerine düşüncelerimizi gelecek yazılarımda devam edeceğim.
04.09.2021
Ahmet Orhan
Nejdet Koldanca 5 Yıl Önce
Sert ve katı tedbirlere ihtiyac var.