Manisa Son Haber

24 Temmuz 2026: Türk Siyasetinde Yeni Bir Sayfa mı Açıldı?

MUSTAFA TEMİZ HABERLERİ

Yeni Parti'nin kuruluşunu yalnızca yeni bir tabela değişikliği olarak değerlendirmek doğru olmaz.

Türk siyaseti dün bir kez daha gösterdi ki bu ülkede hiçbir siyasi denklem sonsuza kadar aynı kalmıyor. 
Kimi zaman bir mahkeme kararı, kimi zaman bir seçim sonucu, kimi zaman da meydanlarda yükselen toplumsal irade, yıllarca değişmez sanılan dengeleri bir anda altüst edebiliyor. 

24 Temmuz 2026'nın da ileride böyle bir tarih olarak anılması hiç şaşırtıcı olmayacaktır. 
Bugün yaşananları yalnızca bir partinin iç meselesi olarak okumak büyük bir yanılgı olur.
Asıl tartışma, Türkiye'de siyasetin nasıl şekillendiği, devlet gücü ile siyasi rekabet arasındaki sınırın nerede başladığı ve millet iradesinin bütün bu süreçlerde nasıl bir rol oynadığıdır. 

Son yıllarda yasama organının etkisinin azaldığı, kuvvetler ayrılığı ilkesinin zedelendiği ve yargının siyasetin merkezine doğru çekildiği yönündeki eleştiriler giderek daha fazla dile getiriliyor. 

Bu tablo karşısında toplumun önemli bir kesimi, hukuki süreçlerin yalnızca hukuki sonuçlar doğurmadığını; aynı zamanda siyasetin yönünü belirleyen araçlara dönüştüğünü düşünüyor. 

Türkiye geçmişte de parti kapatma davaları gördü. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açtığı davalarla siyasi partiler kapatıldı, siyasetçiler yasaklandı.
Ancak her defasında sandık başka bir hikâye yazdı. Millet yeni partiler kurdu, yeni kadrolar çıkardı ve son sözü yine kendisi söyledi. Bunlardan bugün ilk akla gelen AKP'dir. Milli görüş gömleğini çıkararak, ki bu ifade kendilerine aittir. Partilerinden istifa ederek, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurmuşlar ve 25 yıldır da hiç bir siyasi partiye nasip olmayan dönemdir de iktidar olmuşlardır.

Bugün yaşanan gelişmelere de bu tarihsel hafızayla bakmak gerekiyor. 
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesiyle başlayan tartışmalar, ardından gelen diploma polemikleri ve sonrasında yaşanan siyasi gelişmeler birçok kişi tarafından birbirinden bağımsız olaylar olarak görülmüyor. 
Tam tersine, bunların aynı siyasi stratejinin farklı aşamaları olduğu yönündeki kanaat giderek güçleniyor. 

Ancak bu tabloyu yalnızca iktidarın hamleleriyle açıklamak da eksik kalır. Muhalefetin özellikle de CHP'nin kendi içinde yaşadığı kriz, belki de dışarıdan yapılan müdahaleler kadar etkili oldu. 

Yıllardır seçim kayıplarıyla özdeşleşen siyaset anlayışının temsilcileri ile parti içindeki güç mücadeleleri, kamuoyunda büyük bir güven bunalımı oluşturdu. 
Parti içindeki hesaplaşmalar, toplumun beklentilerinin önüne geçtiğinde ortaya çıkan tablo yalnızca partiye değil, muhalefetin tamamına zarar verdi. 

Bugün gelinen noktada birçok seçmen, CHP'de yaşanan tartışmaları artık bir liderlik mücadelesi olarak, partinin siyasi kimliğini belirleme savaşı olarak da görmüyor.
Zira bugüne kadar, partilerde ideolojik anlaşmazlıklar yüzünden, kopmalar ve yeni partiler kuruldu. İlerleyen süreçlerde bir çok parti kuruldu ve kapandı.

Bu kez Türk demokrasisi, bir partinin yargı kararıyla el değiştirmesine ve butlan kavramıyla tanışıyor. 
13 seçim ve en son girdiği kurultayı kaybetmiş bir genel başkanın, yargı kararında ünvanı butlan iken, kendini astığı astık, kestiği kestik bir genel başkan sanıp bu edasıyla davrandığına.

Partiye girerken bile polis gücüyle, gözyaşartıcı gazla girecek kadar kötü bir ruhla, geçmişten intikam alan sıradan bir mahalle kabadayısı havasıyla, muhatap oluyoruz.

Seçmen bazında iktidarın seçim öncesi mıntıka temizliği yaptığı kanaati olan, butlanla birlikte yargı gücünü, iktidarın medya gücüyle diri tutulan bir particilik oyunun içinde olduğumuz kanaati de çok güçlü.

Yargı istediği zaman iktidara yarıyorsa jet hızıyla, muhalefet partisinin muhalefeti haline dönüşmüş yanlarında sadece halkın desteği olan kitlenin müracaatlarını da bazen süreci dondurarak, bazen takvime uydurarak değerlendiriyor.

Yasal bir zeminde, ilerlemiş demokratik bir ülke mevsiminde, hiç bir müracaat veya itiraz değerlendirilmiyor.
Hukuki ve yasal olarak yapılması gerekenler yapıldıktan, son çare tüketildikten sonra milletin bastırmasıyla böyle bir sürece geçiliyor.

Tam da bu ortamda yeni bir siyasi hareket doğdu. Yeni Parti'nin kuruluşunu yalnızca yeni bir tabela değişikliği olarak değerlendirmek doğru olmaz. 

Destekçilerine göre bu hareketin arkasındaki temel motivasyon, yıllardır meydanlarda dile getirilen milletin "Yeni bir yol açın, biz arkanızdayız" çağrısına cevap vermektir. 

Eğer bu iddia toplumda karşılık bulursa, bugün küçük görülen bir hareket yarının belirleyici siyasi aktörlerinden biri hâline gelebilir. 

Demokrasi yalnızca seçim yapmak değildir; aynı zamanda milletin siyaset üretme hakkıdır. 
Toplum mevcut seçeneklerde kendisini göremediğinde yeni alternatifler oluşturur. Türk siyasi tarihi bunun sayısız örneğiyle doludur. Bugün de yaşanan tam olarak budur. 

Siyasi partiler mahkeme salonlarında değil, milletin gönlünde büyür ya da küçülür. 
Hukuki süreçler elbette önemlidir; ancak seçim günü sandığın başına giden vatandaşın vicdanı, bütün hesapların üzerindedir. 

24 Temmuz 2026'nın asıl önemi de burada yatıyor. Belki yıllar sonra bu tarih yalnızca yeni bir partinin kuruluş günü olarak hatırlanacak. Belki de Türkiye'de muhalefetin yeniden şekillenmeye başladığı, siyasi ezberlerin bozulduğu ve yeni dengelerin kurulduğu gün olarak anılacak. Bunu bugün kimse kesin olarak bilemez. 

Fakat bilinen bir gerçek var.

Türk siyasetinde hiçbir güç millet iradesinin üzerinde kalıcı olamamıştır. 
Geçmişte askerî vesayet dönemleri sona erdi. Parti kapatmaları seçmenin iradesini ortadan kaldıramadı.
Yasaklanan siyasetçiler farklı yollarla yeniden milletin karşısına çıktı. Çünkü bu ülkede siyasetin gerçek sahibi ne mahkeme salonlarıdır ne de kapalı kapılar ardında kurulan siyasi hesaplar. Gerçek güç, sandığın başına giden vatandaştır. 

Önümüzdeki dönemde de son sözü mahkemeler değil, kulisler değil, anketler değil; millet söyleyecektir.
24 Temmuz 2026'nın tarihe nasıl geçeceğine de sonunda yine millet karar verecektir. 

Kötülük üreten, ön kesmek, rakipsiz bir seçim havası solumak için gözü dönmüş bir ruh haliyle, bugüne kadar yaptıklarından sonra artık geri dönme şansları olmayanların, yaptıklarını daha da ileri götürmekten başka çaresizlik yaşayanların, bu saatten sonra kötülük ve entrika üretme merkezlerinden, başka neleri devletin kurumları aracıyla ortaya koyacaklar, hep birlikte yaşayarak göreceğiz..

Bu süreçlerde yine milletin takdiriyle ve iradesiyle, atlatılacak demokrasimiz bu acı tecrübelerden ders alarak, su misali yolunu bulacaktır.

24 Temmuz 2026

Mustafa Temiz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.