Peki, Demirci’de bu özgürlükler içinde gerçekten demokratik bir seçim yaşanıyor mu?
Bana göre hayır!
Çünkü gölge adamlar, abiler yine devrede.
CHP’nin Demirci’de yıllardır kaybetmesinin en büyük sebebi, aynı isimlerin aynı yöntemlerle, aynı söylemlerle tekrar tekrar sahneye sürülmesi.
Sonuç belli: Kaybetmek...
Einstein’ın dediği gibi, aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir. İşte Demirci’de yaşanan da tam olarak bu “siyasi delilik.”
Bugüne kadar bu partiye emek veren, para veren, aday olup kaybeden herkese elbette teşekkür etmek gerekir.
Ancak teşekkür başka, başarısızlığı sürekli vitrine taşıyıp partiyi kısır döngüye sokmak başka.
Defalarca seçim kaybetmiş, halka hitap edecek dili bulamamış, yerel iktidarı bir türlü alamamış bu “abi kadrosunun” artık kenara çekilmesi gerekiyor.
Teşekkür edelim, saygı duyalım ama siyaset sahnesini gençlere bıraksınlar.
CHP’nin az ama öz seçmeni bu oyunun farkında.
Kendi aralarında konuştuklarında söyledikleri, sandıkta verdikleri tepki aslında her şeyi anlatıyor. Buraya yazamayacağım nelerden haberdarlar biliyor musunuz?
Dünden beri yani Röportajımın yayınlanmasından beri telefonlarım susmuyor.. Neler bildiklerini bilseniz.. Belki utanırsınız...
Onlara “coğrafya zor, sol burada tutmaz” gibi bahaneler değil; liyakatli, donanımlı, halka güven veren isimler lazım.
O insanlar yerelde ve genelde iktidar görmek istiyorlar partilerini, tek dertleri bu, ünvan makam peşinde değiller..
Geçtiğimiz gün yaşadığım;
Adam aday olmuş, bir gazeteciyi arayıp "açıklama yapmak istiyorum" diyor.. Ne kadar doğal...olması gereken... Siyaset böyle yapılır zaten... Düşüncelerini basın yoluyla seçmene millete taşımakla. Gazeteciler de bunun için vardır.
Bakın, Ali İhsan Yiğit örneği bu anlattığım. Dün röportaj yaptım ve yayınladım gazetemde....
Ajandasıyla, notlarıyla gelen bir aday. Dersine çalışmış, donanımlı, tahsilli ve tecrübeli. Röportaj yaparken gördüm; boş laflarla değil, fikirle konuşuyor. İşte siyaset böyle bir şeydir. Güdümlü mermilerle, kulis oyunlarıyla, “konu mankeni adaylarla” olmaz.
Benim adamım değildir.. Her adayın bir adamı var ya...Bir röportaj yaptık hemen kondurmuş fitne fesat organizasyonu...
Röportaj bitti, ben işimi yaptım bitti beyler...
Röportaj yayınlandı... Hemen yakıştırmalar yapılmış...
Ama ne oldu? Ben onu da biliyorum, o da hemen bana geldi.... Yıllardır kaybeden zihniyet yine devreye girdi. Röportajı, açıklamayı bile fesat siyasetlerine malzeme yaptılar. Oysa mesele basit!
Donanımı olan, özgüveni olan herkes çıksın, gazetelere konuşsun, halka kendini anlatsın.
Bu, siyasetin en doğal yoludur. Bana gelmeleri de şart değil... Mevzu anlatacak dili, bilgiyle dolu zihni var mı? Gitsin anlatsın... Siyaset sanayici diliyle "kasa ile değil, kafa ile yapılır"
Bugün CHP Demirci bir yol ayrımında.
Ya kaybedenlerin kulübü olmaya devam edecek ya da gençlere, liyakatli isimlere, halkın güvenini kazanacak adaylara şans verecek.
Siyaset, kaybetmeyi süslemek değil; kazanmaktır.
Ve kazandırmayan eller artık CHP Demirci'den çekilmelidir.
Velhasıl; Demirci’de demokrasi gerçekten var olacaksa, adaylar gölgedeki abilerin figüranları değil; kendi ayakları üzerinde duran, bilgiyle, donanımlarıyla ve tahsilleriyle gelen isimler olmalıdır.
Abiler ise artık oturmalı, susmalı, sadece olanı biteni gözetlemelidir.
Çünkü bu ilçe başkanı yazan koltuk onların kaybetme alışkanlıklarını tatmin edecek bir yer değil; halkın geleceğini değiştirecek bir makamdır.
Abiler bırakında, gençler yarışsın.
CHP Demirci kaybedenlerin kulübü değil artık, farkına varın... Türkiye'nin 1. partisi oldu.. İlçede de iddialı olması gerekiyor.
Siz gidin başka kulüp mü yok orada oturun, "ne olacak bu memleketin hali" modunda kalın. Veya takım bu sene küme düşer mi diye kulüplerde çare arayın...
Özledi Demirci, "ölmeden CHP'nin Demirci'de kazandığını görecek kadar yaşasam" deyip göremeden giden CHP'lilerin yüzü suyu hürmetine ya bir düşün artık bu seçim zamanı bu işlerden...
Demirci yerel de iktidar istiyor... Siz iktidarın ne olduğunu biliyor musunuz?
Cevabı herkes biliyor, siz de biliyorsunuz da, ifade edemiyorsunuz değil mi?
Bir söz daha var ya hani... "fazla mütevazılık gerçek manada saygısızlık görmeye teşne (çok istekli, hazır) bir durum.. Hem de hak etmediğiniz halde....
Kendi becerilerinizle, performansınızla kıyaslayamadıklarınızı, şeytanileştirip, kendinizi de rahmani yapmayın...
Beni de bu işlere karıştırmayın...
Süzmeyi açarsam, ortalık fena kokar....
Bu işler sandık kuruluna günler önce yazılmış adamı son gün silmeyle, akşam ekrana gürleyerek yazıp, gündüz süt dökmüş kediye bürünerek, silmeye benzemez...
Koyunun olmadığı yerde her zaman keçi Abdurrahman Çelebi olmaz....
Ben bu siyasi iklimde gazeteci olarak kalacağım...
Beni bu işlere karıştırmayın...
"Sen bu işleri çok mu biliyorsun" dediğinizi duyar gibiyim..
Cevabım evet; Çünkü ben kazanmayı bilen, zekası, bilgisi buna yeten, bu coğrafyada sosyal demokratik bir partinin ilçe başkanı olarak iktidarın elinden belediyeyi söküp alarak kazanan eski bir siyasi ve şimdi ortalığı yıktığınız koltukta oturan eski ilçe başkanıyım...
Mütevazi olunca bu işler sizin anlayacağınız dile gelmiyor.
Anlayacağınız dilden konuşuyorum.
Süzmenin ağzını açtırmayın..
Bu yazıdan herkes kendine düşen payı alsın, herkes kendi işine baksın.... NOKTA..
19 Ağustos 2025
Mustafa Temiz