Demirci üzerine yıllardır yazıyorum. Kimi zaman öngörü dediler, kimi zaman eleştiri. Oysa ben hep aynı yerden baktım: memleketin iyiliğinden. Her kelimemde endişe vardı, çünkü bazı şeyler o kadar açık, o kadar göz önündeydi ki... Söyleyeni değil, söylettiren şartları sorgulamak gerekiyordu.
Zaman geçti, aylar, yıllar aktı. Her yazdığım birer birer gerçekleşti. Bugün dönüp bakınca, o gün “abartıyorsun” diyenlerin sessizliğine bakıyorum. Çünkü haklı çıktım. Ama mesele haklı çıkmak değil, Demirci’nin kaybettikleriyle yüzleşmek.
Farkında olan var.
Olmadığına inanan, ama her satırı ezbere bilen de var.
Bir de her şeyi bildiği hâlde bilmiyor gibi yapanlar...
Onlar ayrı bir hikâye.
Ben Demirci tarihinin doğru tarafında durduğuma inanıyorum. Çünkü hiçbir çıkarın, hiçbir makamın, hiçbir ismin gölgesine sığınmadım. Kimin gücü yetiyorsa değil, kimin haklı olduğuna baktım. Bugün hâlâ aynı yerde duruyorsam, bu yüzden duruyorum.
Tarih, bir gün herkesin hangi tarafta durduğunu yazacak. O gün geldiğinde, benim sayfamda yalnızca doğrular olacak.
Demirci tarihinin doğru tarafında olmayanlara gelince...
Onların adlarını yazmak da aklımdan geçiyor elbette. Ama acelem yok.
Zira tarih zaten yazıyor.
Ve herkes kendi cümlesinin içinde ifşa oluyor.
İsim vermeye gerek yok, Demirci’nin top 10 listesindekileri herkes biliyor.
Ya bizzat yaşadılar, ya da benim haberlerimden öğrendiler.
Doğru taraf bellidir artık.
Kimin nerede durduğunu da zaman gayet güzel gösteriyor.
23 Ekim 2025
Mustafa Temiz