Manisa Son Haber

İmralı Trafiği, Papa Ziyareti ve Kayıp Devlet Aklı

MUSTAFA TEMİZ HABERLERİ

İlk yabancı ülke ziyaretini Türkiye'ye yapan Papa’nın gündemi yetmezmiş gibi, aynı dönemde İmralı trafiği de ısıtılıyor.

Gizlenen Ne, Gizlenen Kim İçin?” Türkiye yine bildiğiniz Türkiye. “Gizli” denilip saklanan, sonra kulislerden sızan, ardından “biz öyle demedik”ler, “yanlış anlaşıldı”lar, en sonunda da topyekûn bir hafıza kazası… 
İmralı görüşmesi tartışması tam da böyle bir denklem. Gündem kapkaranlık bir tünelde ilerlerken, iktidarın el yordamıyla bulmaya çalıştığı çıkış kapısının neresi olduğunu kimse bilmiyor — büyük ihtimalle onlar da bilmiyor.

Tam bu hengâmeye AKP’li Şamil Tayyar giriyor. Gördüğünü söylüyor, duyduğunu söylüyor, devlet aklına ters düşmeyecek özenle (!) bir şeyler yazıyor… Sonra bir bakıyorsunuz, tweet silinmiş. Niye?
“Dostlar sürece zarar verir, gizlilik önemli dedi.”
Güler misiniz, ağlar mısınız?

Gizlilik… Ne kadar tanıdık. Bu memlekette en çok gizlenen ne biliyor musunuz?
Hata.
Hesap.
Sorumluluk.
Ve en çok da gerçek.

Tayyar’ın silinen mesajı aslında başka bir gerçeği daha ortaya koyuyor:
İktidar kanadında bile artık korku var. Bir klik diğerini sindiriyor, bir akıl diğerine zıt gidiyor. Tayyar’ın dediği “mıntıka temizliği” lafı boşuna değil. Çünkü parti içi çürüme öyle bir noktaya geldi ki, en ufak bir eleştiri bile iç savaş sinyali gibi algılanıyor.

Adam haklı: “Reis maskesiyle kabadayılık yapanlar” artık partiyi yönetir halde.
Ama mesele şu: Bu maskeli tipleri kim büyüttü? Kim besledi? Kim meydanı boş bıraktı?
Şimdi mıntıka temizliği diyorsunuz ama ülke çoktan çöplüğe döndürüldü.

“Papa, Apo, Gizli Diplomasi ve Birilerinin Çizdiği Türkiye Tablosu”

İlk yabancı ülke ziyaretini Türkiye'ye yapan Papa’nın gündemi yetmezmiş gibi, aynı dönemde İmralı trafiği de ısıtılıyor. 
Papa’nın ayini tüm dünyaya servis edilirken, bira kutularından haç işareti yaptı diye genç çocukların gözaltına alındığı bir ülkedeyiz. 
Onlar “milli değer” diye bağırıyor ama aynı anda Papa’yı siyasetin enstrümanı yapıyorlar.

Sonra Tayyar’ın dediği şu cümle tokat gibi geliyor:
“İmralı notları onlarca teröriste ulaştı.”
Ama millete yok.
“Gizlilik var.”
E o zaman gizlilik kim için?

Bu ülkede gizlilik denen şey hep böyle çalışır.
Halka kapalı, kapıya gelen heyete açık.

DEM’in sızdırdığı detaylar… Bir süreç mi, yoksa dayatma mı?

DEM’in İmralı’ya giden vekilinin Mezopotamya Ajansı’na yaptığı açıklamalar ortada. Net.
Öcalan ne istiyor?
Siyasal çözüm. Hukuki çerçeve. Özerklik. Uluslararası garanti.
Yani masaya açıkça “bölgesel statü” konuyor.

Ve en önemlisi:
“Silah bırakma ancak siyasal inşa sonrası olur.”
Bu cümle bile başlı başına, sürecin nereye evrildiğini gösteriyor.

Tayyar’ın sildiği mesajda haklı olduğunu görmek için kâhin olmaya gerek yok. 
DEM’in parça parça servis ettiği detaylar, beklentiyi yükseltme stratejisidir. “Kurucu lider bunu istiyor” diyerek tabanlarını diri tutuyorlar.
Hükümet kanadı ise susuyor.
Kimin neye söz verdiğini bilmiyoruz.
Gizlilik var ya…

Ama bir tek şey çok açık.
Sahnede birileri rolünü gizli oynuyor, bir tek izleyiciye rol dağıtılmıyor. Yani biz vatandaşlara 

Bahçeli’nin “darağacı” çıkışı… Tesadüf mü?

Öcalan’ın “başarısız olursa darbe mekaniği devreye girer” sözleri…
Bahçeli’nin “sonumuz darağacı olsun” çıkışı…
Bu benzerlik bir gazeteciye “tesadüf” dedirtmez. Siyaset sahnesinde hiçbir söz boşlukta söylenmez. Hele böylesi süreçlerde…

Birileri toplumun farklı kesimlerine farklı mesajlar veriyor.
DEM’e “müzakere”,
MHP’ye “taviz yok”,
AKP tabanına “gizlilik devlet gereği”,
Yabancılara “bölgesel çözüm”…

Bu nasıl bir siyaset?
Bu nasıl bir tutarlılık?
Devlet dediğimiz şey böyle mi yönetilir?

Görünen o ki, bu süreç daha çok su kaldırır.
Sızanlar, silinenler, gizlenenler…
Ama DEM’in tavrı net. “Özerklikten aşağısı bizi kesmez.”
İktidarın tavrı flu: “Gizli yürütelim.”
MHP’nin tavrı sert: “Darağacı bile olsa söylerim.”
Peki, toplumun tavrı?

İşte onu kimse umursamıyor.

Vatandaş ince telden konuşmuyor artık sokakta, bam teline basıldı, sesini duyan yok.

Biraz bekleyin…
Daha neler dökülecek ortalığa.
Ama şundan emin olun.
Bu ülkede hiçbir şey durduk yere gizlenmez.
Gizlenen her şey bir gün ortalığa saçılır.
Belki bugün değil.
Ama mutlaka…

Ve o gün geldiğinde, kimse “biz bilmiyorduk” diyemeyecek.
Vatandaşın işin içinde olmayışı neden biliyor musunuz?
Sabah sokağa çıkarken, cüzdanına bakıyor.
Bir iç çekiyor ama gününü bekliyor.
Cüzdanın vicdanı yok, vatandaşın ise vicdanı sandığa gittiğinde, zarfın içine koyduğu pusulayı mühürlediğinde devreye girecek.
Tercih mühürü bu ülkenin nereye gideceğini belirleyecek ha bir de sadece kendine müslüman olan tipler vesselam...
29 Kasım 2025
Mustafa Temiz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.