Manisa Son Haber

“İthal Başkan” Masalı ve Demirci’nin Kaderi / Mustafa Temiz Yazdı...

MUSTAFA TEMİZ HABERLERİ

Ne var ki, daha ilk günden itibaren kulislerde fısıldanan sözler, meydanlarda atılan nutuklar, halkın kulağına çalınan dedikodular hiç eksik olmadı. “Bu şehre belediye başkanı olmak için burada oturmak gerek” deyip kendi adaylığını avantaja dönüştürmek isteyenler vardı.

Angara’dan gelen yeni başkan, dışarıdan gören bir göz olarak şehre iyi şeyler yapma gayretinde görünüyor. İyi eserler bırakarak, memleketin kaderini reklâma ve parti taassubuna boğdurmadan başarmasını temenni ederiz. Çünkü biliriz ki “Yiğit düştüğü yerden kalkar” ve memleketin bahtı da doğru ellerde yeniden parlayabilir.

Ne var ki, daha ilk günden itibaren kulislerde fısıldanan sözler, meydanlarda atılan nutuklar, halkın kulağına çalınan dedikodular hiç eksik olmadı. “Bu şehre belediye başkanı olmak için burada oturmak gerek” deyip kendi adaylığını avantaja dönüştürmek isteyenler vardı. “Angara’dan Demirci’ye ithal başkan lâzım değil” diye ortalığı ayağa kaldıranlar da…

Oysa şehir dediğin, ufuk meselesidir. Ufkun yoksa şehircilik de yoktur. Çünkü şehircilik kahvehane dedikodusuyla değil, ilimle yapılır. “Ağaç kökünden su almazsa kurur.” İşte mesele tam da budur. Bu şehrin kökleriyle bağını kuramayan, sadece “ben buralıyım” demekle şehircilik yapacağını sananların elinde geçen yıllar, memlekete karanlık ve enkazdan başka ne bıraktı?

İthal Başkan Masalı

Bugün “ithal” dedikleri başkanların yaptıkları meydanda duruyor. Sadece beş yıl çalışan bir başkan, kalıcı eserler yaptı. O eserler hâlâ ayakta ve uzun yıllardır Demircililere hizmet etmeye devam ediyor. “Yiğit, malıyla değil, yaptığıyla övünür.”

Peki, memlekette üniversite bitirmiş fabrikatör çocuklarını belediye reisi yapma hastalığına ne demeli? Son örneği ortada… Ucube işler, kaçak projeler, ruhsatsız yapılar, imarsız hevesler… Heyelan bölgesine inatla yapılan balık pazarının yıkılışını, o kafayı seçip başımıza getirenler izlemedi mi? Ormana yapılan kaçak binanın adliye koridorlarında sürüklediği bir başkanın hikâyesi hâlâ kulaklarımızda çınlamıyor mu?

“Taş yerinde ağırdır” der atalar. Lakin taşını toprağını tanımayan, koltuğu malı-mülküyle doldurmaya çalışan başkanlar, Demirci’nin sırtına yükten başka bir şey olmadı.

“Ben yaptım oldu” kafasıyla yapılan ne varsa memlekete bela oldu. Orman suçları, genel müdürlere hediyelerle, seccadelerle, beş milletvekiliyle bakana; ellerde hünnap torbalarıyla gidilen şefaat dilenilen ziyaretlerle, çıkarılan kararlarla, Cumhurbaşkanının imzasına bile iliştirilen cümlelerle örtülmeye çalışıldı. Lakin unutmasınlar: “Kumdan kale dalgaya dayanmaz.” Bugün ertelenen her suç, yarın katmerli bir şekilde karşılarına çıkacaktır.

Buraya yazıyorum: Orman işinden ceza alacaklar! Çünkü doğanın defteri ne siyasetle kapanır ne de rüşvetle… Ağaç susar ama gölge vermeye devam eder; bu onun kendine olan sadakatidir. Ormanın bedduası vardır, bir gün mutlaka döner dolaşır sahibini bulur.

Akçeli İşler ve Rant Defterleri

Demirci Belediyesi’nin arşivlerinde öyle dosyalar var ki… Kâğıt üstünde formüle edilmiş ama hayatın olağan akışına aykırı yüzlerce evrak… Lavanta değil, avanta kokan, rant kokan, pislik kokan belgeler raflarda bekliyor. “Ne kadar saklarsan sakla, kokmuş et çuvalı deler.” Er ya da geç birileri o dosyaları deşecek. İrinin biriktiği yerde patlamaması mümkün mü?

Seçim vakti geldiğinde, partisi aday göstermeyince kapı kapı parti arayan tiplerin derdi bitmiyor. Geçmişte bıraktıkları çeri çöp peşlerinde geziyor. Dün “bizimle yürü” dedikleri halkın, kendisinin yerine seçtiklerine bugün “bizi kurtar” diye yalvarmaları ibretlik değil mi?

Memlekette eli kalem tutan, “kral çıplak” diye bağıran, doğruları haykıran insanları itibarsızlaştırmak için ne çabalar sarf ettiler. Ama bugün o itibarsızlaştırdıkları insanların haklılığına geldiler. Geri vites yapanların şanzımanı patladı. Çünkü “Eğri cetvel doğru çizgi çizmez.”

Aklımızla alay edenler, ağlanacak hallerine gülüp geçerek dünü çabuk unuttular. Hâlâ memlekette omurgasız geziyorlar. Sürekli gücün merkezine süzülüyorlar; bir gün sağa, bir gün sola savrulsalar da omurgasız kütleleriyle hep ağır gelen yere devriliyorlar.

Hâlâ akçeli işlerin peşindeler. Valiliğin kestiği cezaları şahsi suçları olmasına rağmen gayriresmî yollarla belediye bütçesinden ödeyenler… Meclis toplantısında gizli gündemli oturumlarla satış kararları alıp, bu gizli gündem çuvalı delip ucu çıkan kavak çomağı gibi ortaya çıkınca da bunu kusan köstebeği arayanlar… Hepsi körebe oynar gibi dolanıp duruyordu. “Hayır bu iş yalan, hiç böyle bir konu konuşulmadı” diyemediler, hatırladınız mı?

Şimdi de zamanında o kendine münhasır, el kol hareketleriyle sahnede talk showunu yaptıkları kıdemli ağabeylerini yanlarına alıp, domuzdan kıl koparma niyetiyle bol koltuklu odalarda; ustası, kalfası, çırağı hâlâ çelik çomak oynuyorlar. Bu kabare, bu oyun ne zaman biter belli değil…

Demirci halkı unutmasın: “İp inceldiği yerden kopar.” Bu millet zamanı geldiğinde bu adamların adını Demirci’nin taşına toprağına kazıyacak. Ama kara bir leke olarak…

Enkaz ve Çöplerin İçinde Aranan Geçmiş

Altındaki bindiği arabanın hesabını veremeyenler, hâlâ enkazın içinde hurda, çöpün içinde şişe arıyor. Eski defterleri karıştırarak günü kurtaracaklarını sanıyorlar. Oysa gün geçtikçe salına girecek insan sayısı da azalıyor. Halk bir bir yanlarından siliniyor. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” dense de bunların mumu ikindi vaktine bile varmadan sönüverdi.

Arşimed’in çığlığı diye zamanında dalga geçilen ben… “Buldum, buldum!” diye koşmadan önüme gelenleri belgesiyle milletin önüne koydum. Millet anlamadı. Onların derdi, günlük kokuşmuş siyasetin içinde oynaşmaktı. Peki kim haklı çıktı?

O gün haklıymış gibi milleti kandırdık sananların bugün buldukları sadece kendi karanlık yüzleri oluyor değil mi? Okurken daldırdınız, tekrar soruyorum: Peki kim haklı çıktı? Bunu dudaklarınızı kullanmadan bile içinizden geçirin, ben muhakkak duyacağım.

“Güneş balçıkla sıvanmaz.” Millet artık her şeyin farkında. Onların bugün bile paçalarından hâlâ ne akıyor? İşte onu kimse görmezden gelmiyor.

Bulduklarımı ortaya serdiğim gün, kokudan milletin burnunun direği kırılacak. Köpekler, koku yüzünden ağızlarındaki kemiği atacak! İşte o gün kim kime dum duma kalacak. “Gerçek er geç ortaya çıkar, unutmayın: Saklanan sır mezara kadar gitmez.”

Velhasıl kelam; 

Demirci’nin kaderi birkaç koltuk sevdalısının, birkaç rantçının, birkaç “ben yaptım oldu” kafasının insafına bırakılamaz. Şehircilik, bilim işidir. Ufuk işidir. Memlekete yanlışlarıyla ihanet edenlerin akıbeti bellidir. Yanlışı yaparken rant sağladılar. Yanlış ortaya çıkınca kendi yanlışlarını telafi ederken de kahramanlık tasladılar. 900 bin TL verip 150 kişilik salonda sözde halk konserinde Angaralı abla türkü söylerken, üstüne oynayıp göbek attılar.. Seçimden sonra biz de ona "Nerde yedin paraları söyle söyle " şarkısıyla Gamzeli ablayla mesaj attık ama onu da anlamadılar.. Söylemesi ayıp, sanatttan, zerafetten, şiirden de anlamazdı zaten... Milli bayrama giderken, zat-ı alilerine ceket giymeyi de ben öğretmiştim... Yoksa gaymakam beğ bayrama bile almıyordu bunu...Hatırladınız mı?

Angara’dan gelen yeni başkan, memlekete nefes aldıracaksa, bu şehre kalıcı eserler bırakacaksa bizden ona sadece dua ve destek düşer.

Çünkü bizim için tek vazgeçilmezlerimiz, memleket, Cumhuriyet, Demirci ve Demircilidir. Ama omurgasızların, rantçıların, köstebek avcılarının, akçeli işlerin peşinde koşanların da maskesini düşürmek boynumuzun borcudur. Çünkü biliriz ki:

“Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.”

Ve biz şeytan olmayacağız!

06 Eylül 2025 Mustafa Temiz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.