Manisa Son Haber

Kent Meydanından Beton Tarlasına! Yerel Siyasetin Rezalet Kataloğu

MUSTAFA TEMİZ HABERLERİ

Devlet yönetiminde zafiyetler, vicdanları kanatan hatalar, hukuku yok sayan uygulamalar sıradanlaştı. Cumhurbaşkanlığı sistemi, halkın beklentilerini karşılamadığı gibi siyaseti tek merkezden kontrol etmenin aracı haline geldi.

Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmemiz, bu ülkeye yaramadı.
Yaramadığı gibi dengeleri de altüst etti.

İki şapkası olan bir tek adam, hangi ortamda hangi şapkayı taktığını kendisi biliyor, biz sadece tahmin ediyoruz. Bu belirsizlik; demokrasinin işleyişini, hukukun bağımsızlığını ve ekonominin istikrarını kökten bozdu.

Hukuk mu? O artık “yanlışın üstünü örtme” sanatı.
Vicdan mı? Onu da “duruma göre kullanma” moduna aldılar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi mi?
Hani şu halkın iradesini temsil etmesi gereken yer… Artık aradan çıktı. Yerine, bir gece yarısı Resmî Gazete’de yayımlanan bir kararla suyun akışını bile değiştirebilen bir sistem geldi.

Bakanları halk değil, Cumhurbaşkanı belirliyor. Onlar da millete değil, tek adama karşı sorumlu.

Devlet yönetiminde zafiyetler, vicdanları kanatan hatalar, hukuku yok sayan uygulamalar sıradanlaştı. Cumhurbaşkanlığı sistemi, halkın beklentilerini karşılamadığı gibi siyaseti tek merkezden kontrol etmenin aracı haline geldi.

Milletin iradesi sandıkta mı kalıyor, yoksa çöpe mi atılıyor?
Milletvekilleri, belediye başkanları seçiliyor; sonra istifa ediyor, parti değiştiriyor. Sandığa atılan oy, partiler arası pazarlık masalarında buharlaşıyor.

Yerel yönetim yasaları günün şartlarına göre düzenlenmediği için, partili Cumhurbaşkanlığı sistemi bu boşlukları kullanarak gayri demokratik bir güce dönüştü. Siyasi rakiplerini devletin imkânlarıyla yok eden bir mekanizma oluştu.

Belediye meclisleri, ilçenin kaderini belirleyen yerler olmaktan çıktı, “el kaldır indir” kulüplerine dönüştü. Listelere bakıyorsun: kasap, manav, emekli… Şehir plancısı yok ama imar planı değiştiriyorlar. Sonra yeşil alanlar beton mezarlığına dönüşüyor.

İttifak sistemiyle iş daha da komik hale geldi. Demirci’de MHP, AK Parti adayına oy istedi. Aday halkı selamlarken bir eli bozkurt, diğer eli Rabia… Simav’da ittifak olmadı, birbirlerini yiyip bitirdiler; seçim bitti, “Cumhur” şemsiyesi altında kanka oldular.

Mesela Demirci’de tarihe geçecek bir durum yaşandı. Bu, sistemin garabeti ve meclis üyelerinin başka hesaplarla listeye alınmasının sonucuydu.

Demirci’den bir belediye başkanı çıktı. Tüm dönemlerin en kötü başkanı… Adam tüccar zihniyetiyle, “Ben yaptım oldu” mantığıyla, hukuksuz ve gayri yasal bir sürü iş yaptı. Meclis üyeleri de mecliste el kaldırarak bu işlere onay verdi.

Demircililer bunu okuyunca hayret içinde kalacak biliyorum.
Öyleyse kalsınlar, işte yazıyorum:

Şu an Demirci Belediye Meclisi’nde bulunan iki kişi var. Bu meclis üyeleri, bir önceki dönemde seçilerek meclise geldiler. Cumhuriyet Meydanı’nın bulunduğu yerin kamusal alandan ticari alana çevrilmesi için oy verdiler. Yargı, mahkemeler, ortalık ayağa kalktı.

Aynı iki kişi, son seçimde yeniden meclise girdiler. Bu defa yeni belediye başkanının listesinde yer aldılar. Yeni seçilen başkan, “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” misali, o dönemin en kötü başkanının beton doldurduğu bu alanı yeniden kamusal alana çevirmek için harekete geçti.

Ticaret alanı olarak düzenlenen, milletin arazisine dükkân dolduran başkanın aksine buraya belediye binasını taşıdı. Aynı iki meclis üyesi bu defa da “kamusal alan” olsun diye oy verdiler.

İkisi de herkesin tanıdığı, bildiği saygın insanlar. Ama bana göre iyi siyasetçi veya iyi meclis üyesi değiller. Başka adam olmadığından mı, yoksa “Bunlar sorun çıkarmayan, ne gelirse onaylayan kişiler” diye mi listelere giriyorlar, insan düşünmeden edemiyor.

Yok eğer böyle değilse peki;

Bu iki meclis üyesi unutkan mı?

Oturdukları koltuğun farkında değiller mi?

Bu çelişkinin farkında değiller mi?

Oy verirken önlerindeki gündeme değil de, başkanın eline mi bakıyorlar yoksa?

Bu içinde bulundukları çelişkiyi sorsak ne cevap verecekler?

Sonuç şu: Son süreçte, başta Cumhurbaşkanlığı sistemi ve bu sisteme uygun olmayan önceki seçim sistemi yüzünden trajikomik olaylar yaşıyoruz.

Siyaset yapıyorum diye ittifaksız dönemde, büyükşehir belediyesine değeri 15 milyon olan ve tamamen büyükşehir bütçesinden çıkacak parayla kent meydanı ve kapalı otopark (yani halk için yeşil alan) yaptırmayan… Halkın yeşil alanını yok edip beton dolduran… Büyükşehir MHP, ilçe AKP kavgaları… Mahkemeler…

Cengiz Ergün, Selami Selçuk’un belediyesini mahkemeye veriyor. Onun ticari alan düzenlemesini hukuken kazanıyor. Bahçeli çıktı, bir “Cumhur” dedi, iş değişti. Aynı Cengiz Ergün, aynı Selami Selçuk, belediye meydanında davul, klarnet, çiftetelli ile göbek attılar.

Kent meydanının olduğu yer, büyükşehir meclisinde ticari alan olarak oylandı. Cengiz Ergün, kendi dava edip kazandığı yeri, ittifaktan sonra unutup kendini inkâr edercesine Demirci’nin tek ana caddesindeki tek alana beton doldurup halkın nefes alanını yok etti.

Ha yukarıda anlattığım Demircili meclis üyeleri…
Ha dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı…
Ha tüm dönemlerin en kötü Demirci Belediye Başkanı…

Hani şu partisinin yeniden aday yapmadığı için kapı kapı gezip kendini aday yapacak parti arayan, bulamayınca bağımsız aday olup 10 yıl başkanlık yapmasına rağmen koca Demirci’den 200 oyu zor alan başkan… Aralarında ne fark var?

Aydın’da “Topuklu Efe” diye anılan Özlem Çerçioğlu’nun hikâyesi de farklı değil. Yıllarca CHP’nin desteğiyle seçilen, bugün başka hesaplar peşinde koşan siyasetçiler, sistemin sunduğu kaypak zeminde yol alıyor.

Sonuç mu?
Sistem bozuk, insanlar kaypak.
Lanet olsun böyle siyasete!
Artık bu olup bitenler, bu kadar kavrama kabiliyeti zayıf insanların iradesiyle, güdük, ufuksuz, öngörüsüz icraatlarıyla yönetilmekten ve bu ülkede gelecek kaygısıyla yaşamaktan mutlu olamıyoruz... Yani bıktık... Bu iradeyi yakamızdan silkmek, sistemi de çağdaş, bilim ışığında, dünya ülkeleriyle entegre olarak, yaşanabilir ülke haline getirmek gerekiyor.. Bunu millet olarak sadece ve sadece biz yapabiliriz... Bu kaypak zeminde takım elbiseli, kravatlı gördüklerimiz yapamazlar.. Belli olmuyor mu?
14 Ağustos 2025 – Mustafa Temiz

Yorumlar (2)

Hasan bilek 12 Ay Önce

Kaleminize yüreğinize sağlık Tarihe not düşmek bu olsa gerek

Zehra Doğan 12 Ay Önce

Çok haklısınız. Liyâkatsizlik, âdeta kutsanmış cehalet kolay geziyor Demirci'mizde ve ülkemizde...Üzülüyorum ve bitsin diyebiliyoruz sadece...İyi ki yazıyorsunuz, paylaşımlarınız çok değerli .

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.