Manisa Son Haber

Koltuk, İdeolojinin Yerine Geçtiğinde / Mustafa Temiz Yazdı...

MUSTAFA TEMİZ HABERLERİ

Parti içi kavgalardan, bitmeyen hiziplerden, koltuk savaşlarından bıkan kitle artık suskun. “Sandıkta hesap kesilecek” deniyor ama o sandığa gidenin cebinde ekmek parası yok.

Artık Türkiye’de siyaset, bir fikir mücadelesi değil; bir koltuk savaşına dönüşmüş durumda.
Kimin hangi ideolojiye inandığı değil, kimin hangi makamda oturduğu konuşuluyor.
İlkeler rafa kalktı, çıkarlar masa başına oturdu.

Bir dönem “dava adamı” diye anılan siyasetçiler, bugün koltuklarını korumak için ideolojilerini inkâr etmekten çekinmiyor.
Siyasi partiler, birer fikir hareketi olmaktan çıktı; iktidarın artıklarıyla beslenen çıkar ağlarına dönüştü.
Ve ne yazık ki bu tabloyu halk artık kanıksamış durumda.

Bir zamanlar “iktidarın koltuk değneği” olmakla suçlayıp yola çıkanlar, bugün aynı iktidarın etrafında dönen birer uydudan ibaret.
Bu yalnızca siyasi bir tutarsızlık değil, ahlaki bir iflastır.
Toplumun inanç sistemine, değer yargılarına, siyaset kurumuna olan güvenini yıkan sistematik bir çürümedir bu.

Sosyolojide bir kavram vardır: “meşruiyet krizi.”
Bugün Türkiye siyasetinin tam da içinde olduğu budur.
Çünkü koltuk, artık yalnızca bir görev makamı değil; ekonomik imtiyazın, dokunulmazlığın, görünürlüğün sembolü haline geldi.
Koltuk kaybedilirse itibar, statü ve servet de gider.
İşte bu yüzden siyasetçiler, ülkeyi kaybetmeye razı ama koltuğu kaybetmeye değil.

CHP’ye bakalım…
Kendini muhalefet olarak tanımlayan bir yapı, “vizyon” üretmek yerine, sadece “AKP karşıtlığı” üzerinden var olmaya çalışıyor.
Bu, negatif siyaset denen sosyolojik bir bataktır.
Bir fikre değil, bir öfkeye yaslanırsınız; o öfke bir gün dinince ortada ne ideoloji kalır ne de inanç.
İstanbul merkezli medya stratejisine sıkışmış bir muhalefet dili, Anadolu’nun, işçinin, köylünün, emekçinin gerçek gündemini ıskalıyor.

Bu boşluk, Erdoğan’ın en büyük avantajı.
Çünkü halk, artık CHP’li belediyelere yapılanları “siyasi darbe” olarak değil, “koltuğa oturan çalıyor” cümlesiyle açıklıyor.
Algı yönetimi tam da budur...Troller sosyal medyadan, yandaşlar TV'den gazetelerden bu işi yıllardır sürdürüyor. Aslında bu yapılanlar başarılı oluyor. Burada amaç halkı kandırmak değil, halkın umudunu tüketmektir.

Parti içi kavgalardan, bitmeyen hiziplerden, koltuk savaşlarından bıkan kitle artık suskun.
“Sandıkta hesap kesilecek” deniyor ama o sandığa gidenin cebinde ekmek parası yok.

Sabah kalktığında bugün ne yaparım da eve bir ekmek, kendime bir paket sigara alabilirim derdinde milyonlar var. İşte o kitlenin televizyonla, gazeteyle de işi hiç yok.
İdeolojik tercih değil, hayatta kalma refleksi belirliyor oy davranışını.
Bu yüzden seçmen, onurla geçim arasında sıkışmış durumda.

Bir dönem “adil düzen” diyenlerin, “üretim ekonomisi” vaat edenlerin bugün rant siyasetinde buluşması, bu toplumun hafızasında kolay silinmeyecek bir travmadır.
Çünkü bu ülkenin yoksulu, emeklisi, işsizi artık kimsenin sözüne değil, karnının gurultusuna inanıyor.

Gerçek ortada: Türkiye’de siyaset artık ilkeyle değil, çıkarla yönetiliyor.
Koltuklar geçici, ama tarih kalıcıdır.
Bugün menfaat uğruna saf değiştirenler, yarın tarihte sadece “dönemin çıkarcı figürleri” olarak anılacak.
Ve hiçbir koltuk, hiçbir ihale, hiçbir makam onları aklayamayacak.

Belki bir gün bu millet, ilk kez koltuğa değil, onura oy verir.
Ama o gün gelene kadar, bu ülkede siyaset bir “dava” değil, bir denge oyunu olarak kalacak.
Ve bizler, bu bitmeyen koltuk tiyatrosunun seyircileri olmaya devam edeceğiz.

17 Ekim 2025

Mustafa Temiz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.