Sabah haberlerinde "falanca belediyeye şafak operasyonu" haberleriyle uyanmaya alıştık değil mi?
Demokrasi varmış gibi yapan bir iktidar, hukuku oyuncak eden bir yargı ve seyirci kalmaya zorlanan bir millet…
Adına “hukukun üstünlüğü” diyorlar ama üstün olan sadece “üstünlerin hukuku”.
Bir avuç azınlığın siyasi hırsı, halkın iradesinin üzerinde salınırken 31 Mart seçim sonuçları bu düzenin tahtını sarstı. AKP’nin 24 yıllık saltanatı artık son perdesini oynuyor. CHP’deki değişim rüzgârı, sarayın perdelerini de savurdu ve iktidar, kaybedeceğini anlayınca yine bildiği tek şeye sarıldı... Saldırmak.
Karşımızda “son adaylığım” deyip deyip sahneye çıkan bir tek adam var. Milletin gözünün içine baka baka "son adaylığım" dediğini unutuyor, biz hatırlıyoruz. Bu defa henüz diyemedi, bu defa "millet iradesinin gücü mü korkutuyor" diye sormadan edemiyor insan.
Ekrem İmamoğlu’nun 178 gündür iddianamesiz içeride tutulması, bu korkunun en somut göstergesi. Çünkü olup bitenler akıl tutulması. Kahvede gazete bulmacası çözen adam bile şunu diyor. " Sandıkta yenemediğini, yargı sopasıyla devre dışı bırakmaya çalışıyorlar."
Bu talimatlı yargının sabah operasyonlarıyla milleti, belediyeleri, siyaseti hizaya sokmaya çalışması yeni değil ama artık iyice kabak tadı verdi. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diye anayasanın başına yazılmış koca cümleyi duvar süsü sanıyorlar.
İktidar halkın gerçek gündemini gizlemek için gece gündüz uğraşıyor ama olmuyor. Çünkü milletin çocuğu okula bomboş beslenme çantasıyla gidiyor, onların rant çantası ise ihalelerle dolup taşıyor.
OECD ülkelerinin dibinde sürünen eğitim harcamaları, “zorunlu eğitim çok uzun” diyen bir Milli Eğitim Bakanı ve gerici nesil projesi… AKP bu ülkede eğitimi temel hak olmaktan çıkarmak için kırk takla atıyor.
Barınma sorunu ise bir başka kara mizah. KYK yurtları yetmez, özel yurt kiraları uçmuş, belediyelere “siz yurt açmayın” yasağı getirilmiş. Bu iktidarın çözüm dediği şey “olmayan yurtlarda öğrencilerin tıka basa yaşaması mı?"
İktidarın açıkladığı Orta Vadeli Program, bir ekonomi planı değil; masal kitabı. 24 yıldır iktidarda olanlar, “ekonomiyi biz batırmadık” diye masal anlatıyor.
Merkez Bankası rezervleri, hukuksuz kararların üstünü örtmek için kullanılıyor; köprüler, yollar, kamu varlıkları özelleştiriliyor. Bir zamanlar “köprü yaptık” diye övünenler şimdi “köprü sattık” noktasına geldiler. Yakında “denizi de kiraya verdik” derlerse şaşırmayın.
Bu ülkenin öğrencisi, emeklisi, esnafı, memuru, sanatçısı aynı yangının içinde. Yangını çıkaranlar hâlâ ellerinde benzin bidonuyla dolaşıyor ama milletin sabrı da aklı da bitti.
Demokrasi, hukuk, eğitim ve adalet bu milletin damarlarındaki en güçlü akıştır. Bu ülke ne tankla ne sopayla ne de talimatlı yargıyla teslim alınır.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı; sarayın vitrini değil, halkın iradesine dayalı, laik ve adil bir hukuk devletidir.
İktidar sahipleri ne kadar dirense de millet, verdiği gibi iktidarı almasını da bilir. Ve o gün yaklaşıyor.
16 Eylül 2025
Mustafa Temiz