Yıllarca “terörle arasına mesafe koymuyor” diyerek DEM Parti’yi kriminalize edenler, şimdi aynı DEM’in 58 vekiline anayasa için muhtaç.
Erdoğan’ın “AK Parti, MHP ve DEM, biz en azından üçlü olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdik” cümlesiyle çizdiği tabloyu iyi okuyun.
Bu söz, sadece “terörsüz Türkiye” hayaliyle sınırlı değil. Ucu açık. Tehlikeli. Çünkü içinde “anayasal düzeni aşındırma” niyeti de saklı. Yeniden aday olabilmek uğruna ülkenin hukuk düzeni, kurumsal hafızası ve milletin aklıyla açık açık pazarlık yapılıyor.
Bizi yıllarca “hain”, “terörist sevici”, “bölücülükle flört eden” ilan edenler, bugün Kürt seçmenin gönlünü alabilmek için DEM’e kur yapıyor.
Ne oldu?
Ne değişti?
Terörle mücadelede “kırmızı çizgiler” dedikleriniz, şimdi size iktidar yolunu açacak diye pembe halıya mı döndü?
Düne kadar DEM’in CHP’ye verdiği destek, vatana ihanet sayılıyordu.
Bugün AK Parti ile yan yana gelişleri “ümmetin birliği”, “kardeşlik hukukunun tesisi” diye sunuluyor.
Eğer bu, samimi bir yüzleşme ve çözümse, yıllarca içeride çürüttüğünüz insanlar için ne yapacaksınız?
Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a, Ayşe öğretmene, gazetecilere, barış isteyen akademisyenlere ne anlatacaksınız?
Bize diyorlar ki, “Siz kimsiniz?”
Biz, bu toprağın kurtuluş destanında kanı olanlarız:
Hasan Tahsin’iz.
Sütçü İmam’ız.
Şahin Bey, Halime Çavuş, Kara Fatma’yız.
Gördesli Makbule, Parti Pehlivan, Kaymakam İbrahim Ethem Akıncı'yız.
Kazım Karabekir’iz, Fevzi Çakmak’ız, İsmet İnönü’yüz.
Mustafa Kemal’iz!
Adımız Türk Milleti. Unutmayın, beden değişir ama ruh aynı kalır.
O ruh hâlâ bu memlekette yaşıyor ve gerektiğinde ayağa kalkmayı da bilir.
Bugün geldiğimiz noktada büyük bir çürüme var.
CHP’nin DEM ile aynı fotoğrafa girmesini yargılayanlar, AK Parti’nin DEM ile anayasa pazarlığını milli birlik olarak pazarlıyor.
Hukuk herkes için hukuk olmalı.
Terörle mücadele, partiler üstü bir devlet politikası olmalı. Ama şimdi görüyoruz ki mesele ne terörle mücadele, ne de anayasa…
Mesele sadece ve sadece koltuk.
İktidarda kalmak uğruna her şey mübah hale getirilmiş durumda.
Öyle bir iktidar düşünün ki, bir gün “Bunlar PKK’lı” diyor, ertesi gün “Beraber yürümeye karar verdik” açıklaması yapıyor.
Halkın aklıyla alay etmektir bu! Siz dün DEM’lilere selam veren herkesi FETÖ’cü, PKK’lı diye yaftalayan değil miydiniz? Bugün Öcalan’a kapı aralayan ise sizsiniz!
Ve soruyoruz.
CHP’nin DEM ile teması suçsa, AK Parti’ninki ne?
CHP’nin yöneticisi KCK’lı akrabasıyla görüştü diye terörist ilan ediliyorsa, devletin bizzat PKK’ya mektup taşıması ne oluyor? Ölçünüz nedir?
Siyaset ilkelerle yürütülür.
Bugün o ilkeler rafa kalktıysa, hep birlikte “hukuk devleti” olma vasfını kaybediyoruz.
Anayasayı kişisel ikbalin aracı hâline getirmek, bu millete yapılacak en büyük ihanettir.
Milletin aklıyla oynamayın!
Ya hukuku herkese eşit uygulayın…
Ya da demokrasi tiyatrosunu kapatın, kimseyi kandırmayın!
Bu millet uyumuyor. Sandık günü yaklaşıyor.
Ve torunları hâlâ ayakta…
Demokrasimiz böyle bir iktidarı da gördü..
Torunların iradesiyle, sandıktan yine ülkesine sahip çıkma ve demokrasimizi geliştirme tecrübesi çıkacak..
Var mısınız?
Getirin sandığı, bu ülke derin bir nefes alsın..
Halk ne derse o olsun...
Bu Ülke Sahipsiz Değil! Ruh Hâlâ Ayakta!
Var mısınız?
15 Temmuz 2025
Mustafa Temiz