Manisa Son Haber

Terörle Pazarlık, Muhalefetle Hesaplaşma! Türkiye Nereye Gidiyor?

MUSTAFA TEMİZ HABERLERİ

Veysi Aktaş gibi ağır suçlamalarla anılan isimlerin tahliye edilmesi, “barış” söyleminin arkasına saklanan bir politikayı gözler önüne seriyor.

Türkiye'nin üzerine çöken karanlık, artık sadece ekonomik verilerle değil, vicdanlarda yankılanan sorularla da hissediliyor.

Bir yanda günden güne eriyen alım gücü, diğer yanda cezasız kalan yolsuzluk iddiaları.

Bir yanda özgürlükleri boğulan muhalefet, diğer yanda ise “terörsüz Türkiye” diyerek toplum mühendisliğine soyunan bir iktidar.

Ve şimdi, bu denklemde bir yerlerde devletin “kutsalı” hâline getirildiği iddia edilen bir isim var.... Abdullah Öcalan.

Veysi Aktaş gibi ağır suçlamalarla anılan isimlerin tahliye edilmesi, “barış” söyleminin arkasına saklanan bir politikayı gözler önüne seriyor. Bu nasıl bir barış ki; halktan gizlenen tahliyelerle, şehit ailelerinin yarası yeniden kanatılarak, geçmişin hesabı verilmeden geleceğe “temiz bir sayfa” açıldığı söyleniyor?

Tahliye edilenlerin sayısının 100’ü geçtiği iddia ediliyor. Ancak bu bilgi halkla paylaşılmıyor, kamuoyundan kaçırılıyor. Bu sessizlik, artık bir “susarak ikna etme” stratejisine dönüştü. Devletin güvenlik politikalarının yerini, seçim matematiği almış durumda. Kim, hangi adımı atarsa atsa, niyetin millî mi yoksa siyasi mi olduğu sorusu artık cevapsız değil.

İmamoğlu’nun “iddianamesiz” tutuklanması, iktidarın muhalefet üzerindeki baskılarının ulaştığı boyutu açıkça gösteriyor. “Yargının bağımsızlığı” artık sadece Anayasa kitapçığında yazıyor. Gerçekte ise, siyasi rakipleri susturma aracı hâline getirilen bir sistem var karşımızda. Bu ülkede artık özgürlük değil, sadakat ödüllendiriliyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “kuyuya düşen AKP ve MHP’yi oradan çıkarmayacağım” çıkışı tam da bu yüzden önemli. Çünkü Türkiye’de muhalefet ilk kez “kurtarıcı” rolünü reddediyor. İktidarın yeni anayasa hamlesine karşı alınan bu tavır, Erdoğan-Bahçeli bloğunun siyasi manevra alanını daraltıyor. Zira CHP masaya oturmazsa, referandum ihtimali çöker. Ve bu süreç, kamuoyunun da dile getirdiği gibi, “Erdoğan-Apo oylamasına” dönüşebilir.

Ancak buradaki asıl sorun şudur... Bu ülkenin milyonlarca vatandaşı yoksullukla boğuşurken, UBS raporlarına göre dünyada en hızlı yoksullaşan ülke Türkiye olurken, iktidarın halkla kurduğu bağ artık yalan ve gözdağıyla ayakta tutulmaya çalışılıyor. Ve bu, uzun vadede sürdürülebilir değil.

Halk artık görmek istiyor:

Yolsuzluklarla mücadele nerede?

Tahliye edilen isimlerin hesabı neden verilmiyor?

Barış adı altında neden adalet çiğneniyor?

Siyasi rakipler neden hapsediliyor?

Bu soruların cevabı verilmeden “terörsüz Türkiye” mümkün değildir. 

Çünkü gerçek barış, ancak adaletle gelir.

Yoksa bu gidişatın adı barış değil, sinsice ilerleyen bir çöküş olur.

Türkiye bu karmaşadan çıkabilir mi?

Evet, ama önce toplumun gözleri açılmalı. Gerçeklerle yüzleşmeden huzur olmaz.

Soru basit- İktidar, terörsüz bir Türkiye mi istiyor, yoksa sessiz ve tepkisiz bir Türkiye mi? 
Cevap- kimin tahliye edildiğine, kimin susturulduğuna bakınca net... Bence sessizlik, onların barış tanımı.

Ve biz susmadıkça, bu düzenin çarkları dönmeyecek.
Anladığım bu.. Peki sizce, memleketin ahvali ne durumda?

27 Temmuz 2025
Mustafa Temiz

Yorumlar (1)

Garip pektaş 13 Ay Önce

Gerçekleri yazarak halkı uyarmak ama bu halk uyanacakmı oy verenler pazara gidiyor belediye CHP deyse pahalılığı belediye başkanı yapıyor mantığı ile nereye varacağız kılıçdaroğlu 2023 te iki bayram 15 er bin bayram ikramiyesi sözü verdi seçimi kaybetti bayramda bankaya gidip 15 bin tl.hesabıma yatmamış iyiki oy vermedik yalan söylemiş diyen toplum nasıl uyanacak güzel yerinde bir yazı kaleminize elinize sağlık teşekkürler

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.