Manisa Son Haber

YAZI DİZİSİ - Demirci'nin Sessiz Çöküşünün Perde Arkası-3 "DEMİRCİ’NİN FAKÜLTESİ Mİ, DEMİRCİ’DEKİ FAKÜLTE Mİ? "

MUSTAFA TEMİZ HABERLERİ

Bu rakamlar Manisa içindeki sıralamayı değil, Türkiye genelindeki ilçe sıralamasını gösteriyor.

"DEMİRCİ’NİN FAKÜLTESİ Mİ, DEMİRCİ’DEKİ FAKÜLTE Mİ? "
Sevgili Okurum, bu önünde duran yazım, bir yazı dizisinin 3. bölümü...Tavsiyem önce 1. ve 2. bölümü okuyarak, bunu okumanızdır. Çünkü bu çalışmam bence Demirci tarihini anlatan bir tarihi çalışmadır..1. ve 2. Bölümleri okumak için aşağıdaki linklere tıklayınız...

YAZI DİZİSİ - Mustafa Temiz Yazdı Demirci’nin sessiz çöküşünün perde arkası-1
https://www.manisasonhaber.com/mustafa-temiz-haberleri/yazi-dizisi-mustafa-temiz-yazdi-demircinin-sessiz-cokusunun-h39670.html

YAZI DİZİSİ - Demirci'nin Sessiz Çöküşünün Perde Arkası-2 "DEMİRCİ'NİN ŞEHİR MERKEZİ DE KÜÇÜLDÜ "
https://www.manisasonhaber.com/mustafa-temiz-haberleri/yazi-dizisi-demirci-nin-sessiz-cokusunun-perde-arkasi-2-h39686.html

"DEMİRCİ’NİN FAKÜLTESİ Mİ, DEMİRCİ’DEKİ FAKÜLTE Mİ? "
Demirci’nin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasındaki gerileme, ilçenin ekonomik ve demografik geleceği açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
Resmi verilere göre Demirci, 2017 yılında Türkiye genelindeki 970 ilçe arasında 316. sırada yer alıyordu.
2022 yılında ise Türkiye genelindeki 973 ilçe arasında 427. sıraya geriledi.
Başka bir ifadeyle Demirci, iki SEGE çalışması arasında 111 basamak geriledi.
Bu değişim, yalnızca Demirci açısından değil, Manisa ilçelerinin birbirleriyle karşılaştırılması açısından da dikkat çekici.

PEKİ, MANİSA İLÇELERİNDE TABLO NASIL DEĞİŞTİ?

Zafer Kalkınma Ajansı tarafından yayımlanan Manisa İli Genel Sosyo-Ekonomik Görünüm çalışmasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 2017 ve 2022 SEGE verileri karşılaştırılıyor.

Verilere göre...

Demirci: 316 → 427
Yunusemre: 63 → 68
Salihli: 202 → 197
Alaşehir: 362 → 327
Kula: 415 → 382

Demirci'nin sıralaması yükselirken, sıralamadaki anlamıyla gerileme yaşandı. Buna karşılık bazı Manisa ilçeleri sıralamalarını korudu veya daha üst sıralara çıktı.

Burada önemli olan nokta şu.

Bu rakamlar Manisa içindeki sıralamayı değil, Türkiye genelindeki ilçe sıralamasını gösteriyor.

Dolayısıyla Demirci'nin 316'dan 427'ye gerilemesi, ilçenin Türkiye genelindeki göreli konumunun zayıfladığını gösteren bir veri olarak okunabilir.

PEKİ BU 111 BASAMAKLIK GERİLEME NEDEN OLDU?

SEGE tek bir göstergeden oluşmuyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın SEGE-2022 çalışmasında 973 ilçenin sosyoekonomik gelişmişliği 56 değişken kullanılarak ölçülüyor. Çalışmanın sonucunda ilçeler gelişmişlik skorlarına göre altı kademede sınıflandırılıyor.

Dolayısıyla Demirci'nin 316'dan 427'ye gerilemesini tek bir nedene bağlamak mümkün değil.

Ancak ilçenin nüfus yapısı, istihdam olanakları, ekonomik çeşitlilik, eğitim, sağlık, finansal yapı, üretim kapasitesi ve yaşam koşulları gibi alanlardaki gelişmelerin toplamı bu tür bir sıralamayı etkileyebiliyor.

Bu nedenle Demirci'nin önündeki mesele yalnızca “Türkiye ekonomisi nasıl?” sorusundan ibaret değil.

Asıl soru şudur.

Demirci kendi ekonomik ve sosyal kapasitesini yeterince büyütebiliyor mu?

Geçmişte Demirci ekonomisi daha kapalı ve birbirini besleyen bir yapı oluşturuyordu.

Tarım vardı. Hayvancılık vardı. Tütün vardı. Halıcılık vardı. Küçük esnaf vardı. Kamu vardı. Üniversite vardı. Yerel ticaret vardı.

Bugün bunların önemli bir bölümü hâlâ mevcut.

Ancak bunların hiçbiri tek başına geçmişteki ekonomik bütünlüğü oluşturacak ölçekte değil.

Başka bir ifadeyle ilçenin eski ekonomik modeli parçalandı.

Fakat bu parçaların yerine henüz yeterince güçlü yeni bir ekonomik omurga konulamadı.

Demirci'nin temel tartışması da tam burada başlıyor.
Nüfus azalıyor. Gençler ilçeden ayrılıyor. Öğrenci sayısındaki değişim yerel ticareti etkiliyor. Kırsal mahallelerin nüfusu yaşlanıyor. Yeni yatırımların sayısı sınırlı kalıyor.
Peki böyle bir ortamda esnafın müşteri kitlesi nasıl büyüyecek?
Bir esnafın önünden geçen insan sayısı azalırken satış nasıl artacak?
Öğrenci sayısının düştüğü bir ilçede lokanta, pideci, kafe nasıl büyüyecek?
Ev sahibi kiracı bulmakta zorlanırken yeni konut yatırımı nasıl cazip hale gelecek?
Bir sanayicinin Demirci'ye yatırım yapması için hangi ekonomik avantajlar oluşturulacak?
İlçenin kalkınma tartışmasının artık bu sorular üzerinden yapılması gerekiyor.
“DEMİRCİ’YE YATIRIM YAPILIYOR” DEMEK TEK BAŞINA YETMİYOR
Demirci'ye yönelik kamu yatırımları ve sosyal projeler elbette önem taşıyor.
Ancak kalkınma açısından daha temel bir soruya ihtiyaç var.
Yapılan yatırımlar ilçenin ekonomik ve demografik sorunlarını ne ölçüde değiştirebiliyor?
Çünkü park yapmak başka şeydir, genç için iş yaratmak başka.
Spor salonu yapmak başka şeydir, genç mühendisi ilçede tutmak başka.
Sosyal konut yapmak başka şeydir, o konutta yaşayacak aileye istikrarlı gelir sağlamak başka.
Festival düzenlemek başka şeydir, ilçeye sürekli turist ve ekonomik gelir getirecek bir turizm sistemi kurmak başka.
Demirci'nin bundan sonraki dönemde yalnızca yatırımın miktarını değil, yatırımın ekonomik sonucunu da konuşması gerekiyor.

GERÇEK KALKINMA FORMÜLÜ NE OLMALI?

Eğer hedef yalnızca nüfus tabelasındaki rakamı değiştirmekse sorun yanlış yerden ele alınmış olur.

Önce... İş.

Sonra... Gelir.

Ardından... Konut, eğitim, sağlık ve sosyal hayat.

Ve bütün bunların üzerinde... Gelecek umudu.

İnsan bunları bulduğu yerde yaşam kuruyor.

Bulamadığında ise nüfus tabelasındaki rakam ne olursa olsun başka yerlere yöneliyor. Demirci'nin içi de böyle boşalıyor.

OSB ARTIK SLOGAN DEĞİL, SONUÇ ÜRETMELİ

Demirci Organize Sanayi Bölgesi'nin geleceği bu açıdan kritik önem taşıyor.
Bundan sonraki aşamada tartışılması gereken yalnızca OSB'nin varlığı değil, ekonomiye ne kadar katkı sağlayacağı olmalı.
Kaç fabrika gelecek?
Kaç kişi çalışacak?
Kaç Demircili genç iş bulacak?
Kaç yatırımcı ilçeye dışarıdan gelecek?
İhracat ne kadar artacak?
Sorular bunlar.
Çünkü bir OSB'nin başarısı tabelasının dikilmesiyle değil, üretim ve istihdam oluşturmasıyla ölçülür.

ÜNİVERSİTE YENİDEN BÜYÜTÜLMELİ

Demirci'nin en önemli stratejik değerlerinden biri üniversite.
Eğitim Fakültesi başta olmak üzere yükseköğretim kapasitesinin artırılması, ilçenin yalnızca eğitim hayatını değil ekonomisini de etkileyebilir.
Yeni programlar, yeni bölümler, lisansüstü eğitim, uygulama merkezleri ve sektör iş birlikleri bu açıdan değerlendirilebilir.
Üniversite yalnızca öğrencilerin eğitim gördüğü bir kurum değil, Demirci'nin ekonomik ve entelektüel hayatını besleyen bir merkez haline getirilmeli.

DEMİRCİ’DE FAKÜLTE TARTIŞMASI: AKADEMİK KADRO NEREDE, FAKÜLTENİN İLÇEYE KATKISI NEREDE?

Bir üniversitenin ilçedeki varlığı yalnızca tabeladan, ders programından ve diploma töreninden ibaret değildir.

Hele söz konusu olan, yıllardır Demirci’nin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatının önemli unsurlarından biri olan bir eğitim fakültesiyse...

O zaman bazı soruları yüksek sesle sormak, bazı uygulamaları da akademik ve idari sorumluluk çerçevesinde tartışmak gerekir.

Çünkü mesele yalnızca üniversite değildir.

Mesele, Demirci’nin fakülteden ne kazandığı ve fakültenin Demirci’ye ne kattığıdır.

AKADEMİK KADRO DEMİRCİ’DE YAŞAMALI

Öncelikle akademik kadroların görev yaptıkları ilçede yaşamaları meselesini tartışmaya açmak gerekiyor.

Haftanın beş günü dersi bulunan akademik personelin ilçeye haftada yalnızca bir gün geldiği ve aynı gün geri döndüğü yönündeki iddiaların kamuoyuna açık ve tatmin edici biçimde cevaplanması gerekiyor.

Bu durum nasıl mümkün olabiliyor?

Üniversitelerin ilgili mevzuatı açısından nasıl değerlendiriliyor?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve akademik personelin görev yeri bakımından yürürlükteki düzenlemeler bu uygulamaya nasıl bir çerçeve çiziyor?

Eğer mevzuata uygun bir uygulama söz konusuysa bunun hukuki ve idari dayanağı nedir?

Eğer özel bir esneklik uygulanıyorsa bunun gerekçesi nedir?

Görev yeri Demirci olan bir akademisyenin fiilen Demirci’de yaşamaması hangi şartlarla mümkün olabiliyor?

Bu soruların muhatapları bellidir.

Dolayısıyla cevap da verilmelidir.

Çünkü üniversite personeli yalnızca ders saatlerinde ihtiyaç duyulan bir insan kaynağı değildir.

Bir akademisyenin ilçede yaşaması, şehrin sokaklarında yürümesi, esnafıyla temas etmesi, sosyal hayatın içinde bulunması, öğrencileriyle ders dışında da iletişim kurması; ilçenin akademik, kültürel ve sosyal dokusuna doğrudan katkı sağlar.

Bunun ekonomik karşılığı bile vardır.

Ama daha önemlisi, aidiyet duygusunun oluşmasıdır.

Görev yeri burada olan bir insanın burada yaşamaması ile burada yaşayan bir akademisyenin şehrin meselelerine kafa yorması arasında ciddi bir fark vardır.

FAKÜLTE SADECE DERS VEREN BİR KURUM OLMAMALI

Asıl tartışılması gereken bir başka konu ise fakülte yönetiminin Demirci’ye ne kadar katkı koymaya çalıştığıdır.

Bir fakülte yönetiminin temel sorularından biri şu olmalıdır:

“Bu fakülte bulunduğu ilçeye daha fazla nasıl katkı sağlayabilir?”

Son yıllarda bu refleksin zayıfladığını gözlemlemek mümkün.

Oysa Demirci, fakülteye hiçbir zaman sıradan bir kurum gözüyle bakmadı.

Belediyesiyle, kurumlarıyla, esnafıyla ve vatandaşlarıyla fakültenin yanında durdu.

Kampüsün iç düzenlemelerinde belediyenin katkı sunduğunu hatırlıyorum.

Daha da önemlisi, dönemin dekanının kullanacağı makam aracının dahi Demircililerin topladığı bağışlarla alındığını hatırlıyorum.

Yani Demirci bu fakülteye sadece kapısını açmadı.

Elini taşın altına koydu.

Bugün ise haklı olarak şu soru soruluyor:

Demirci fakülte için bunca fedakârlık yapmışken, fakülte bugün Demirci için ne yapıyor?

Bu sorunun cevabı yalnızca birkaç akademik etkinlik veya resmi programla geçiştirilemez.

MEZUNİYET ŞENLİKLERİ NEDEN SÖNDÜ?

Son altı yılda “Mezuniyet Şenlikleri”nin giderek daha sönük hale geldiği, etkinliğin kapsamının ve ilçeye oluşturduğu hareketliliğin azaldığı yönündeki eleştiriler de artık ciddi biçimde ele alınmalıdır.

Çünkü mezuniyet yalnızca öğrencinin diplomasını aldığı bir gün değildir.

Bir öğrencinin mezuniyeti aynı zamanda ailesinin de gurur günüdür.

Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen anne-babalar, kardeşler ve yakınlar Demirci’ye gelir.

Yemeğini burada yer.

Konaklamasını burada yapar.

Çarşıya çıkar.

Yerel ürünlerden alışveriş yapar.

Halı alır.

Hediyelik eşya alır.

Kısacası Demirci ekonomisine doğrudan katkı sağlar.

Geçmiş yıllarda bunun örneklerini hep birlikte gördük.

Peki bugün neden aynı hareketlilik oluşturulamıyor?

Programın hafta içi başlatılıp kısa sürede tamamlanmasının, ailelerin ilçede daha uzun süre kalmasının önüne geçtiği yönündeki eleştiriler neden dikkate alınmıyor?

Eğer mezuniyet programı hafta sonunu da içine alan daha kapsamlı bir organizasyon olarak planlansa, öğrencilerin aileleri Demirci’de iki veya üç gün kalsa, bundan kim zarar görür?

Tam tersine bundan; otelci kazanır, lokantacı kazanır, esnaf kazanır, üretici kazanır, yerel ekonomi kazanır.

Dolayısıyla mezuniyet programının yalnızca akademik bir tören olarak görülmesi ciddi bir eksikliktir.

“YAPTIK, OLDU” ANLAYIŞIYLA OLMAZ

Burada açık konuşmak gerekiyor.

Mahalli idareye topu atıp, hafta içinde sönük bir tören düzenleyerek “mezuniyet programını yaptık” demek, fakültenin bulunduğu ilçeye karşı sorumluluğunu yerine getirmek anlamına gelmez.

Mezuniyet şenliklerinin amacı yalnızca öğrenciyi mezun etmek değildir.

Demirci’ye bir geliş sebebi oluşturmak da olmalıdır.

Bunun için de fakülte yönetiminin bu işi gerçekten istemesi gerekir.

Canla başla çalışması gerekir.

Yerel yönetimle, kamu kurumlarıyla, esnafla, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket etmesi gerekir.

Bir programın ruhunu belirleyen yalnızca afişi veya protokol sıralaması değildir.

O programa gösterilen iradedir.

İrade yoksa organizasyon vardır ama ruh yoktur.

FAKÜLTENİN KORUMA DERNEĞİNE NE OLDU?

Bir başka soru daha var.

Bir dönem bu fakültenin bir koruma derneği vardı.

Ne oldu?

Bugün nerede?

Ne yapıyor?

Fakültenin sosyal ve ekonomik çevresiyle bağlarını güçlendirecek böyle bir yapının neden etkinliği azaldı veya ortadan kalktı?

Bu sorular da cevap bekliyor.

Çünkü üniversite ile şehir arasındaki bağ yalnızca resmi makamlar üzerinden kurulamaz.

Sivil toplumun, yerel yönetimin, mezunların, esnafın ve vatandaşların da bu yapının içinde olması gerekir.

FORMASYON NEDEN DEMİRCİ’DE YAPILMIYOR?

Gelelim yıllardır cevap aradığım başka bir meseleye...

Formasyon programları neden Demirci’de yapılmıyor?

Belli dönemlerde, iki ya da üç yılda bir dahi olsa, bu programlar fakültenin bulunduğu ilçede gerçekleştirilemez mi?

Tabelasında “Demirci Eğitim Fakültesi” yazan bir fakültenin formasyon eğitimlerinin Manisa’da yapılması neden sürekli çözülemeyen bir denkleme dönüşüyor?

Üstelik burada yalnızca akademik bir mesele yok.

Ekonomik bir boyut da var.

Formasyon programlarından elde edilen gelirin akademik yıl açılışının hemen ardından yapılan ilk yönetim kurulu toplantısında alınan kararla, kuruşuna kadar Rektörlüğe devredilmesinin gerekçesi nedir?

Bu uygulamanın hukuki ve idari dayanağı nedir?

Fakülteye bırakılan payın kullanım esasları nelerdir?

Bu soruların tamamının açık biçimde yanıtlanması gerekir.

Burada kişisel bir hesaplaşma aranmamalıdır.

Tam tersine, kurumsal şeffaflık talep edilmektedir.

Eğer her şey mevzuata uygun yürüyorsa bunun kamuoyuna anlatılması neden zor olsun?

DEMİRCİ YAZIN DA ÜNİVERSİTE ŞEHRİ OLABİLİR

Bir başka mesele de fakültenin yaz aylarında nasıl daha aktif hale getirilebileceğidir.

Üniversite hayatı yalnızca akademik takvimde derslerin başladığı ve bittiği dönemlerden ibaret olmamalıdır.

Yaz okulları...

Formasyon programları...

Sertifika eğitimleri...

Bilimsel toplantılar...

Çalıştaylar...

Kültürel etkinlikler...

Hizmet içi eğitimler...

Bunların bir bölümü Demirci’de yapılamaz mı?

Elbette yapılabilir.

Yeter ki meseleye “olmaz” tarafından değil, “nasıl yapabiliriz?” tarafından bakılsın.

DEMİRCİ’NİN FEDAKÂRLIĞI UNUTULMAMALI

Demirci, bu fakültenin kuruluş ve gelişim sürecinde elinden gelen desteği verdi.

Kampüsünden sosyal çevresine kadar fakülteyi sahiplenmeye çalıştı.

Vatandaşın yaptığı bağışlardan belediyenin sunduğu hizmetlere kadar pek çok katkı sağlandı.

Bugün Demirci’nin beklentisi ise bunun karşılığında ayrıcalık istemek değildir.

Kimse fakültenin akademik standartlarının düşürülmesini istemiyor.

Kimse bilimsel kriterlerin bir kenara bırakılmasını istemiyor.

İstenen şey çok daha basit:

Fakülte, bulunduğu şehri görsün.

Şehrin ekonomik ve sosyal hayatına katkı sunmayı görev alanının bir parçası olarak görsün.

Akademisyenleriyle ilçenin arasında daha güçlü bağ kursun.

Öğrencileriyle şehir arasında daha güçlü bir etkileşim oluştursun.

Mezuniyetleri ilçeye hareket getiren organizasyonlara dönüştürsün.

Yaz aylarını değerlendirsin.

Formasyonları mümkün olduğunca Demirci’ye taşımanın yollarını arasın.

Ve en önemlisi...

Demirci’nin fakülteye verdiği desteğin karşılığını kurumsal sorumluluk anlayışıyla vermeye çalışsın.

SORUYORUZ: DEMİRCİ’NİN FAKÜLTESİ Mİ, DEMİRCİ’DEKİ FAKÜLTE Mİ?

Bütün mesele aslında burada düğümleniyor.

Demirci’de bir fakültenin bulunması başka şeydir.

Demirci’nin fakültesine sahip çıkması ve fakültenin de Demirci’ye sahip çıkması başka şeydir.

Bugün sorulması gereken soru şudur:

Akademik kadrolar görev yaptıkları ilçede neden daha fazla yaşamıyor?

Mezuniyet şenlikleri neden son yıllarda giderek sönükleşiyor?

Programlar neden ilçenin ekonomik hareketliliğini artıracak şekilde planlanmıyor?

Formasyon programları neden Demirci’de yapılamıyor?

Fakültenin yaz aylarında daha aktif olması için neden daha güçlü projeler geliştirilmiyor?

Geçmişte fakülteye destek veren sivil yapılar neden bugün aynı etkinlikte değil?

Ve en önemlisi:

Fakülte yönetimi, “Demirci’ye nasıl daha fazla katkı sağlayabiliriz?” sorusunu gerçekten kendisine soruyor mu?

Bunlar suçlama değil, cevap bekleyen sorulardır.

Ancak cevap verilmedikçe soru büyür.

Sorun büyüdükçe kamuoyundaki rahatsızlık da büyür.

Artık “Dostlar alışverişte görsün” misali sönük bir program yapıp, “biz görevimizi yaptık” anlayışının değişmesi gerekiyor.

Çünkü üniversite ile şehir arasındaki ilişki göstermelik bir protokolden ibaret değildir.

Bir fakülte, bulunduğu ilçenin yalnızca eğitim kurumlarından biri değil; sosyal, kültürel ve ekonomik hayatının da önemli aktörlerinden biridir.

Demirci’nin beklentisi budur.

Daha fazla kavga değil.

Daha fazla katkı.

Daha fazla iletişim.

Daha fazla akademik hareketlilik.

Ve en önemlisi, Demirci’nin fakültesinin gerçekten Demirci’nin fakültesi olduğunu hissettiren bir irade.

YARIN ARTIK YAZI DİZİMİZİN FİNALİNİ OKUYACAKSINIZ...

BU BÖLÜMDEN SONRA KONUŞMASI GEREKENLER KONUŞACAK, SUSMALARI GEREKENLER SONSUZA KADAR HEP SUSACAK....

17 Eylül 2026

Mustafa Temiz

KAYNAKLAR :

1. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı – Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü
Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmaları (SEGE). Bakanlık, ilçe düzeyinde SEGE çalışmalarının 2017 ve 2022 yıllarında gerçekleştirildiğini ve güncel ilçe çalışmasının SEGE-2022 olduğunu belirtiyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı – SEGE çalışmaları

2. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı – İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması SEGE-2022
SEGE-2022 çalışması 973 ilçeyi ve 56 değişkeni kapsıyor.
SEGE-2022 Raporu (PDF)

3. Zafer Kalkınma Ajansı – Manisa İli Genel Sosyo-Ekonomik Görünüm
Çalışmada Manisa ilçelerinin 2017 ve 2022 SEGE sıralamaları karşılaştırmalı olarak veriliyor. Demirci'nin 2017'de 316, 2022'de 427; Yunusemre'nin 63 ve 68; Salihli'nin 202 ve 197; Alaşehir'in 362 ve 327; Kula'nın ise 415 ve 382. sıralarda olduğu görülüyor.
Manisa İli Genel Sosyo-Ekonomik Görünüm – Zafer Kalkınma Ajansı (PDF)

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.