Manisa Son Haber

Depresyon ve Obezite Arasında Tehlikeli Döngü: Uzmanlardan Kritik Uyarı

SAĞLIK

Obezitenin yalnızca fiziksel bir sorun olmadığı, ruh sağlığıyla doğrudan bağlantılı karmaşık bir süreç olduğu bir kez daha uzmanlar tarafından vurgulandı.

Klinik Psikolog Burçin Deniz, psikiyatrik bozukluklar ile obezite arasında çift yönlü ve güçlü bir ilişki bulunduğunu belirterek, özellikle depresyon tanısı bulunan bireylerde obezite riskinin yüzde 58 oranında arttığına dikkat çekti.

Uzmanlara göre bireyler zamanla “obezite–depresyon sarmalı” olarak tanımlanan bir döngünün içine girebiliyor. Klinik Psikolog Burçin Deniz, “Psikiyatrik bozukluklar ile obezite arasında karşılıklı bir etkileşim bulunmaktadır. Mevcut bir psikiyatrik rahatsızlık obezite gelişme riskini artırabilirken, obezite de bireyde psikiyatrik bir bozukluğun ortaya çıkması açısından risk faktörü oluşturabilir. Obezite ile en sık ilişkilendirilen psikiyatrik rahatsızlıklar arasında depresyon ve yeme bozuklukları yer almaktadır” dedi.

Depresyon obeziteyi, obezite depresyonu tetikliyor

Araştırmaların, obez bireylerde depresyon gelişme olasılığının toplum ortalamasına kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koyduğunu belirten Deniz, yaş, cinsiyet, medeni durum, kronik hastalıklar ve ekonomik koşullar gibi değişkenler kontrol edilse bile risk artışının devam ettiğini ifade etti.

Çalışmalara göre obez bireylerde depresyon riski yüzde 55 artarken, depresyon tanısı alan kişilerde obezite gelişme riski yüzde 58 oranında yükseliyor. Deniz, depresyonun temel belirtilerinin kilo artışını kolaylaştırabildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Depresyonun karakteristik özelliklerinden biri olan isteksizlik ve motivasyon kaybı fiziksel aktivitenin azalmasına neden olurken, iştah artışı da kalori alımını yükseltebiliyor. Ayrıca depresyon, bireylerin kilo verme tedavi programlarına uyumunu da olumsuz etkileyebiliyor.”

Toplumsal baskı kısır döngüyü büyütüyor

Yeme bozukluklarının da obezite riskini artıran önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulayan Deniz, özellikle tıkınırcasına yeme bozukluğunun dikkat çektiğini söyledi. Toplumdaki zayıflık idealine yönelik baskının paradoksal biçimde aşırı yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Deniz, diyetle başlayan sürecin bazı bireylerde kontrol kaybına dönüşebildiğini ifade etti.

Düşük benlik saygısı, sosyal destek eksikliği ve özellikle çocuk ile ergenlerde yaşanan dışlanma gibi faktörlerin bu tabloyu ağırlaştırdığını belirten Deniz, kilo artışı, depresif belirtiler ve sosyal geri çekilmenin birbirini besleyen bir kısır döngü oluşturduğunu dile getirdi.

Stres dönemlerinde sağlıksız beslenme artıyor

Stresli ve duygusal açıdan zorlayıcı dönemlerde bireylerin yüksek yağ ve karbonhidrat içeren yiyeceklere yönelme eğiliminin arttığını belirten Deniz, yoğun stres altında çalışan kişilerin sağlıklı besinleri daha az tercih ettiğinin araştırmalarla ortaya konduğunu söyledi.

Kaygı, öfke ve depresif duyguların aşırı yeme davranışını tetikleyebildiğini ifade eden Deniz, yeme eyleminin kısa süreli rahatlama sağladığı için alışkanlığa dönüşebildiğini vurguladı.

Tedavide psikolojik destek şart

Uzmanlara göre obeziteyle mücadelede yalnızca diyet ve egzersiz yeterli değil. Klinik Psikolog Burçin Deniz, psikolojik desteğin tedavi sürecinde kritik rol oynadığını belirterek özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi’nin kilo alımına neden olan düşünce ve davranış kalıplarını yeniden yapılandırarak kalıcı kilo kontrolüne katkı sağladığını ifade etti.

Uzmanlar, obezite ve ruh sağlığı sorunlarının birlikte ele alınmasının hem fiziksel hem de psikolojik iyilik hali açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Yorumlar (1)

Emine Ü. 5 Ay Önce

Ben sizin o insan odaklı yazarlığınızı takdir ediyorum.Memleketim adına teşekkür ederim size..

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.