Manisa Son Haber

Mide Kanserine Sebep Olan Bakterinin Tespiti İçin Geliştirilen Biyosensör Yakın Doğu Üniversitesi adına tescil edildi

SAĞLIK

Mide kanseri, mide hücrelerinde anormal ve kontrolsüz büyüme oluşturan bir tür kanserdir. Mide kanseri genellikle mide iç yüzeyinde başlar ve zamanla çevre dokulara ve organlara yayılabilir. Mide kanserinin belirtileri başlangıçta hafif olabilir ve sindirim sorunları, mide ağrısı, hazımsızlık gibi yaygın mide rahatsızlıkları ile karıştırılabilir.

Mide kanseri türleri arasında en yaygın olanları şunlardır:

Adenokarsinom: Midenin iç yüzeyindeki hücrelerden kaynaklanır ve en sık görülen mide kanseri türüdür.

Lenfoma: Mide lenf dokusundan kaynaklanan nadir bir kanser türüdür.

Sarkom: Mide duvarının destek dokusundan (kas, yağ, bağ dokusu) kaynaklanır.

Mide kanserinin nedeni tam olarak anlaşılmamış olsa da, bazı risk faktörleri şunlar olabilir:

Helikobakter pilori enfeksiyonu: Bu bakteri mide ülseri ve inflamasyonuna yol açabilir ve mide kanseri riskini artırabilir. Diyet: Tuzlu, tuzlu ve işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi mide kanseri riskini artırabilir. Sigara içmek ve aşırı alkol tüketmek. Aile geçmişi: Ailesinde mide kanseri öyküsü bulunan bireylerde risk artabilir. Mide polipleri: Uzun süreli olarak var olan mide polipleri mide kanseri riskini artırabilir.

Mide kanseri, erken aşamada genellikle belirti vermez ve ilerlediğinde daha belirgin hale gelebilir. Erken teşhis ve tedavi, tedavi şansını artırabilir. Teşhis yöntemleri arasında endoskopi, biyopsi, görüntüleme testleri (MRI, CT taramaları) bulunabilir. Tedavi seçenekleri cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik tedavileri içerebilir. Tedavi planı, kanserin tipine, evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.

Mide kanseri hakkında daha fazla bilgi ve doğru teşhis ve tedavi için bir sağlık profesyoneli ile iletişime geçmek önemlidir.

Başta kanser, ülser ve gastrit olmak üzere pek çok mide hastalığına neden olabilen Helikobakter pilori bakterilerinin tespitini sağlamak için geliştirilen biyosensörün patenti, Yakın Doğu Üniversitesi adına tescil edildi.

Yıllarca, mide ülserinin en önemli sebebinin midede yükselen asit oranı olduğu düşünülse de 80’li yıllarda bu hastalığın asıl kaynağının, mide ve bağırsak florasına yerleşen Helikobakter pilori olduğu ortaya çıkarıldı. Üstelik, oldukça yaygın olan bu bakterinin yoğunluğu; ülser, gastrit ve reflü gibi hastalıklarının yanı sıra mide duvarında incelme, kansere neden olabilecek hücresel değişiklikler, mide kanseri ve mide lenfoması gibi rahatsızlıklara da yol açabiliyor. Bu nedenle mide ve bağırsaktaki Helikobakter pilori’nin yoğunluğunun takip edilmesi, bu hastalıkların teşhisinde olduğu kadar uygulanan tedavinin işe yarayıp yaramadığının belirlenmesinde de hayati önem taşıyor.

Aynı zamanda mikrobiyolog olan Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ve Yakın Doğu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Süleyman Aşır’ın; Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümünden Prof. Dr. Adil Denizli ve Dr. Monireh Yücel ile birlikte imza attıkları çalışma sonucunda moleküler baskılama yöntemi ile doğrudan Helikobakter pilori’yi tanıyan bir sistem geliştirildi. Bu sistem üzerinden geliştirilen nanoçipten oluşan biyosensörün patenti ise geçtiğimiz haftalarda Yakın Doğu Üniversitesi adına tescil edildi.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirdiği biyosensör sayesinde, Helikobakter pilori’nin yoğunluğu belirlenerek teşhis ve tedavi aşamasında bakteri kaynaklı hastalıkların seyri kolayca izlenebilecek.

Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Üniversitemizin yetkin bilim insanlarının gerçekleştirdiği akademik çalışmaları, Üniversite 4.0 vizyonu ile ürüne dönüştürerek insanlık için somut faydaya dönüştürüyoruz.”

Yakın Doğu Üniversitesi’nin sahip olduğu akademik birikimi ürüne dönüştürme kabiliyetine vurgu yapan Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Üniversitemizin yetkin bilim insanlarının gerçekleştirdiği akademik çalışmaları, Üniversite 4.0 vizyonu ile ürüne dönüştürerek insanlık için somut faydaya dönüştürüyoruz” ifadesini kullandı.

Bilimsel ilerlemenin ancak ürünlere dönüştüğünde insan hayatının kalitesini artırabileceğini söyleyen Prof. Dr. Günsel, “Temelinde yüksek teknolojiler olan pek çok bilimsel çalışmamızı, ARGE ve ürüne dönüştürme kapasitemiz ile insanlığın hizmetine sunmaya devam edeceğiz” dedi.

Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Aldığımız patentin ardında Yakın Doğu Üniversitesi’nin akademik birikimi ile ARGE ve ürün geliştirme kabiliyeti yatıyor.”

Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ da pek çok derecelendirme kuruluşunun dünyanın en iyi üniversiteleri arasında gösterdiği Yakın Doğu Üniversitesi’nin bu başarısının ardında büyük bir akademik birikim, ARGE ve ürün geliştirme kabiliyeti yattığını söyledi.

Başta dünyanın pek çok ülkesinden üniversiteler ve farklı alanlarda uzmanlaşan akademisyenlerden oluşan ekiplerle multidisipliner çalışmalara imza attıklarını da vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, “Hacettepe Üniversitesi ve Yakın Doğu Üniversitesi’nden değerli bilim insanlarının birlikte yürüttüğü çalışmalar sonucunda geliştirdiğimiz biyosensör de bu yaklaşımımızın en önemli örneklerinden biri oldu” ifadesini kullandı. Helikobakter pilori’nin takibini sağlayacak olan biyosensörün patentinin Yakın Doğu Üniversitesi adına tescil edildiğini söyleyen Prof. Dr. Şanlıdağ, “Geliştirdiğimiz biyosensörü kullanıma sunmak için önemli bir adım atmış olduk” dedi.

Doç. Dr. Süleyman Aşır: “Geliştirdiğimiz biyosensör, teşhis kadar tedavi sürecinin etkinliğinin takip edilmesinde de hekimlere büyük bir kolaylık sağlayacak.”

Yakın Doğu Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Süleyman Aşır ise mide hastalıklarına neden olan Helikobakter pilori’nin tespitini sağlayan biyosensör ile ilgili “Alınan örnekleri geliştirdiğimiz nanoçipe yerleştirdiğimizde bakterinin olup olmadığını ve eğer varsa miktarını hızlı bir şekilde saptayabiliyoruz” ifadesini kullandı.

Helikobakter pilori yoğunluğunun doğru şekilde belirlenebilmesinin hastalıkların teşhisini kolaylaştıracağını vurgulayan Doç. Dr. Aşır, “Geliştirdiğimiz biyosensör, teşhis kadar tedavi sürecinin etkinliğinin takip edilmesinde de hekimlere büyük bir kolaylık sağlayacak” değerlendirmesini yaptı.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.