Ülkemizde cinsel problemlerin başında, çoğu kadının (evlilik ya da ilişkinin başlangıcında) cinsel birleşme konusunda yaşadığı zorluklar geliyor. Türkiye'de kadınların yaklaşık yüzde 20'si, ilk cinsel ilişkilerini ilk denemelerinden çok sonra gerçekleştiriyor. Bu problem çoğunlukla kadınların korku ve kasılmalarından kaynaklanıyor ve problemi yaşayan kadınlar uzun süre veya tedavi görmeksizin cinsel birleşme gerçekleştiremiyor. Bu kişilerde cinsel hayat cinsel münasebet başladıktan sonra bile derhal yoluna girmeyebiliyor. Birçok kadın cinsel hayatına başladıktan çok sonra orgazm olabiliyor.
Cinsel hayatı uzun seneler korku, suç ve ayıp duyguları ile örtüştüren kadının, evlendiği ilk an bu hislerini kaldırıp atamadığı için sağlıklı bir cinsel hayata kavuşması kimi olası olmuyor. Batı ülkelerinde yaşamları boyunca hiç orgazm olmayan kadınların oranı yaklaşık yüzde 5-10 iken bizim toplumumuzdaki oranın bunun en az iki sert olduğu belirtiliyor. Doğan Şahin, ülkemizde kadınların yüzde 20'sinin hiç orgazm olamadığını, bu orandan daha fazlasının ise nadiren orgazm olduğunu diyor. (Türkiye'de bu konuda yapılmış bir alan araştırması olmamakla beraber klinik gözlemler kadınların yaklaşık yüzde 40'ının çok az veya nadiren orgazm olduklarını gösteriyor.)
Toplumumuzda vasat sevişme süresinin 5 dakika civarında olduğunu söyleyen Doğan Şahin, "Bu süre içinde bir kadının yeterli düzeyde uyarılması ve orgazma ulaşması çok zordur, kadın bir süre sonra bu keyifsiz ve doyumsuz cinsel hayattan sıkıldığı için cinsel isteksizlik geliştirir" söylüyor. Batı'da kadınların yüzde 20-30'unda cinsel dilek azalması görüldüğünü söyleyen Şahin, Türkiye'de dilek ve uyarılma problemleri yaşayan kadın oranının yüzde 30'un üzerinde olduğuna dikkat çekiyor.
Şahin'e göre keyifli ve doyumlu bir cinsel hayat, kişilerin bir ve beraber daha mesut olmalarını sağlıyor. Tatminkâr münasebet yaşayan çiftlerin birbirlerine duydukları sevgi, tutku ve aşk gibi duygular hem daha yoğun oluyor hem de tükenmiyor. Orgazm sırasında salgılanan hormonlar çiftin birbirine bağlanmasını ve tutku hissi sağlarken yaşanan beraberlikten sevinç duyulmasına da yol açıyor. Cinsel problemleri olan çiftlerde ise hem keyifsizlik hem de ruhsal ve bedensel birçok hastalık (bilhassa de psikosomatik olanlar) görülüyor.
Aşk olmadan seks olur mu?
Hiç orgazm olamayan kadın oranı yüzde 20.
Türkiye'de kadınların yaklaşık yüzde 20'si, ilk cinsel ilişkilerini ilk denemelerinden çok sonra gerçekleştiriyor.
Nadiren orgazm olan kadın oranı yüzde 40.
Cinsel şiddete uğradığını söyleyenlerin yüzde 67'si aynı zamanda fiziksel şiddete de maruz kaldığını ifade ediyor.
3 kadından biri şiddet görüyor.
Yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında şiddete maruz kalanların oranı yüzde 12.
Kadınların yüzde 14'ü en az bir defa, istemediği zamanlarda cinsel ilişkiye zorlanıyor.
EN ÇOK KİMLER DÖVÜYOR?
Kadına yönelik şiddet uygulayanların sanıldığı gibi ruhsal hastalığı olan, cemiyet içinde psikopati olarak bilinen antisosyal sahıslık özellikleri olanlar ya da alkol-madde bağımlısı olan erkekler olmadığı belirtiliyor. Her eğitim seviyesinden, her meslekten, her sosyokültürel yapıdan ve her gelir düzeyinden erkek, kız çocuklarına ve eşlerine şiddet uygulayabiliyor. Kendi çocukluk döneminde aile içi şiddete tanıklık eden (babası annesini döven) erkeklerin ise daha sık şiddet uyguladıkları belirtiliyor.