Manisa Son Haber

Prostat olmamak için hergün

SAĞLIK

Prostat belli yaş gruplarının korkulu rüyası bir hastalık. Uzmanlar yaptıkları uzun soluklu bir araştırma sonunda prostat hastalığı ile ilgili inanılmaz bir sonucu kamuoyunla paylaştılar. Araştırmanın sonucuna göre Her gün orgazm olmak (boşalmak) prostatı önleyen en büyük etken. Uzmanlara göre günde en az bir kez orgazm olanlarda bu hastalığa yakalanma riskinin daha az olduğu ortaya çıkmış durumda. Prostat kanseri için en büyük etken bundan böyle her gün sevişmek desek yalan söylememiş oluyoruz. Prostat ile yapılan bu en son araştırmayı siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz

 Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'de Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, her gün bir orgazmın prostat kanserine yakalanma rizikonunu takriben dörtte bir oranında azalttığına işaret ediyor.
Daily Telegraph gazetesinin haberine göre, orgazm ayrı olarak bağışlık sistemini güçlendiriyor, uykuyu iyileştiriyor ve hem de erkekleri kalp hastalıklarına karşı savunuyor.
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin Brigham and Women Hospital ile beraber gerçekleştirdiği araştırma, ayda 21 defa orgazm olanların prostat kanserine yakalanma rizikosunun yüzde 22 daha az olduğunu ortaya koydu.
Uzmanlara göre, orgazmın cinsel ilişki yoluyla olması gerekmiyor. Mastürbasyon da aynı yararları sağlıyor.
PROSTAT KANSERİ NEDİR?
Prostat kanseri Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’de erkeklerde ikinci sıklıkta görülmektedir. Her sene kanser tanısı konulan üç erkekten biri prostat kanseridir. Ülkemizde daha az sıklıkla görülmektedir. Prostat, erkek üreme sisteminin bir bölümüdür. Rektumun (kalın barsağın son bölümü) önünde ve mesanenin altında yerleşmiştir. İdrar akımını sağlayan üretra (idrar yolu) tarafından çevrilmiştir. Sıhhatli prostat bezi bir ceviz büyüklüğündedir. Prostat ,seminal sıvının bir bölümünü üretir. Ejekülasyon sırasında seminal sıvı spermlerin dışarı atılmasını sağlar. Erkek hormonları (androjenler) prostatın büyümesini sağlar. Testisler testosteron dahil olmak üzere erkek hormonlarının asal imalat yeridir. Böbrek üstü bezi (adrenal bez) az miktarda testosteron üretir. Prostat aşırı büyüdüğü vakit üretraya baskı yaparak idrarın mesaneden penise akımını yavaşlatır veyahut durdurur.
Riziko Etmenleri
Prostat kanserinin sebepleri net olarak bilinmemektedir. Bulaşıcı değildir, insandan insana geçmez. Araştırmalar prostat kanseri gelişme rizikonunu artıran bir takım etkenler olduğunu göstermiştir.
Yaş: Prostat kanserinin en ehemmiyetli riziko etkenidir. 45 yaş altında nadir görülür. Yaşlandıkça riziko artar. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’de 65 yaş ve üzerinde görülmektedir.
Aile öyküsü: Erkek kardeşinde prostat kanseri olanlarda riziko artar.
Irk: Afrikalı Amerikalılarda beyazlardan daha yaygındır.
Belirli prostat farklıkları: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazisi olan hücreleri olanlarda prostat kanser rizikosu artmıştır. Bu hücreler mikroskop altında anormal olarak görülürler.
Perhiz: Hayvansal yağdan zengin ve et içeren gıdalarla beslenmenin bir takım çalışmalarda prostat kanser rizikonunu artırdığı gösterilmiştir.
Belirtiler
Prostat kanserinin hiçbir belirtisi olmayacağı gibi hastalar; idrar yapma konusunda problemler, ereksiyon zorluğu, semende veya idrarda kan ve sırt, bel, kalça ve uyluk ağrıları ile müracaat edebilirler. İdrar yapma konusunda problemler; idrar yapamama, idrar yapmaya başlama veyahut durdurmada zorlanma, sık sık idrara çıkma, geceleri idrara çıkma, idrar akımında zayıflama, kesik kesik zorlanarak idrar yapma, ağrılı idrar yapma şeklinde olabilir. Bu belirtiler kanser dışı nedenlere (prostat büyümesi, enfeksiyon gibi) de bağlı olabilir.Bu belirtiler bulunduğunda bir bevliye uzmanına müracaat etmeniz gerekmektedir.
Tanı
Prostat kanserinin belirtileri ortaya çıkmadan erken tanısı için bir takım tarama metotları kullanılır. Bu tarama metotlarının 50 yaşından sonra tüm erkeklere senede bir uygulanması önerilmektedir:
Prostatın parmakla kontrolü: Doktor vazelinle kayganlaştırarak eldivenli parmağı ile anüsten prostatı kontrol eder. Prostat sert ve nodüler alanlar açısından taranır.
Kanda prostat spesifik antijen (PSA) testi: Hastanın kan örneğinde laboratuvarda PSA bakılır. PSA prostat kanseri dışında bir takım hastalıklarda da yükselebilir (prostatın irini veyahut iyi huylu büyümesi gibi). Kanseri düşündüren rastgele bir belirti olduğunda doktor bunun kansere mi yoksa başka bir nedene mi ait olduğunu anlamaya çalışır. Bunun için ayrıntılı bir sorgulama ve aile öyküsü alınmasının hemen peşinden prostatın parmakla kontrolü, kanda PSA bakılması, idrar tahlili gibi tetkikler yapılır. Bunların dışında aşağıdaki tetkikler de istenebilir:
Transrektal ultrason: Hastanın rektumuna bir ultrason probu konularak prostat bezindeki anormal bölgeler görüntülenir.
Sistoskopi: İnce ve ışıklı bir tüp yardımıyla üretra ve mesane görülebilir.
Transrektal biyopsi: Rektum yoluyla prostata bir iğne yerleştirilerek doku örneği alınır. Patolog mikroskop altında dokuda kanser hücrelerinin varlığını araştırır. Prostat kanserinin kesin tanısı biyopsiyle konulur.
Fizik muayene ve yapılan testler neticesi kanser bulunamazsa doktor büyümüş prostatın yarattığı belirtileri azaltmak için bazı ilaçlar önerebilir. Cerrahi yolla da prostata ait belirtiler ortadan kaldırılabilir. Bu olaylarda çoğunlukla halk arasında kapalı operasyon denilen transüretral prostat rezeksiyonu (TUR veya TURP) yapılır. Kanser bulunursa patolog tarafında urun greydi (başka bir deyişle normal prostat dokusundan ne kadar farklılaştığı) rapor edilir. Yüksek greydli urlar düşük greydli urlardan daha hızlı büyür ve dağılırlar. Bir greydleme sisteminde G1’den G4’ e kadar kanser greydlenir. Bir başka greydleme sistemi ise Gleason skorudur. Gleason skorunda patolog kanser alanlarının her birine 1-5 arasında puan verir ve en sık iki puan toplanarak skor hesaplanır. Gleason skoru 2-10 arasında değişir.
Safhalama
Rehabilitasyonun tasarılanması için doktor hastalığın dağılım vaziyetini başka bir deyişle safhasını bilmek zorundadır. Safhalama; urun boyutuna, urun prostat dışına dağılıp dağılmadığına ve uzak dağılımına göre yapılır. Kanserin dağılımı kan testleri ve bir takım görüntüleme metotları ile tespit edir.
Kemik Sintigrafisi: Damar yoluyla enjekte edilen az miktarda radyoaktif madde kan dolaşımı yoluyla kemiklere erişir. Bir makine kemiklerde depolanan ışınım miktarını ölçer ve bir film haline getirir. Bu resimde kanserin kemiklerdeki dağılımı görülür.
Bilgisayarlı Tomografi: Bir x-ray makinesi ve bilgisayar yardımıyla vücudun iç uzuvları görüntülenir. Daha çok karın bölgesini görüntülemede kullanılır.
Magnetik Titreşim Görüntüleme: Kuvvetli magnetik dalgalar yayan bir makine ve bilgisayar tarafından vücudun iç uzuvları görüntülenir.
Prostat kanserinin merhaleleri aşağıda özetlenmiştir:
Aşama I: Kanser rektumun parmakla muayenesiyle hissedilmez. Daha çok hasbelkader, genelde prostat büyümesi sebebiyle yapılan cerrahi müdahale sayesinde ortaya çıkar. Kanser yalnızca prostattadır.
Merhale II: Kanser biraz daha ilerlemiştir ancak hala prostat dışına dağılım yoktur.
Merhale III: Kanser prostat dışına dağılmıştır. Belki seminal veziküllere dağılmış olabilir ancak lenf nodlarına dağılım yoktur.
Merhale IV: Kanser yakın adale dokulara ve uzuvlara, lenf nodlarına, vücudun diğer bölümlerine dağılmış olabilir.
TEDAVİSİ
Prostat kanserli hastaların çoğu rehabilitasyonları ile ilgili karar vermede aktif rol almak istemektedirler. Hastalıklarının ve diğer rehabilitasyon seçeneklerinin ne olduğunu bilmek istemektedirler. Bununla beraber tanıdan sonraki şok ve stres istedikleri her şeyi doktorlarına müracaat etmelerini zorlaştırmaktadır. Kontrol öncesi hastaların sormak istediklerini liste haline getirmesi, kontrol sırasında doktorun söylediklerini hastanın kaydetmesi bu meselesi çözmede yardımcı olur. Bazı hastalar bir aile azası ya da arkadaşın yanlarında bulunmasını, kararda aktif rol almasını, notlar almasını veya doktoru dinlemesini isteyebilirler. Doktorlar hastayı prostat kanseriyle ilgilenen bir uzmana gönderebilirler. Prostat kanseri rehabilitasyonuyla uğraşan uzmanlar; ürologlar, medikal onkologlar ve ışınım onkologlarıdır. Prostat kanserli hastaların çeşitli rehabilitasyon seçenekleri vardır bunlar; cerrahi, radyoterapi ve hormon rehabilitasyonudur. Kanser rehabilitasyonu lokal veyahut sistemik olabilir.
Lokal rehabilitasyon: Cerrahi ve radyoterapi lokal rehabilitasyonlardır. Prostattaki kanseri yok etmek amaçlanır. Kanser vücudun diğer bölgelerine dağıldığında lokal rehabilitasyon özel bölgelerdeki hastalığı kontrol etmede kullanılır.
Sistemik rehabilitasyon: Hormon rehabilitasyonu sistemik bir rehabilitasyondur, hastalığın dağılmasını önler.
Rehabilitasyon urun safhasına, hastanın belirtilerine ve genel sıhhat vaziyetine gore değişir. Yan etkiler rehabilitasyonun tipine ve müddetine bağlıdır. Hastalar tedavi tasarınını ve yan tesirleri konusunda bilgilendirilmelidir. Ayrıca hastalar tedavi esnasında hastanede ne kadar kalacaklarını, ne zaman normal aktivitelerine döneceklerini, karşılaşacakları seksüel ve üriner problemleri sorabilirler.
Cerrahi: Cerrahi erken dönem prostat kanserinin en yaygın tedavisidir. Doktor prostatın tamamını veya bir bölümünü alabilir. Bazı olaylarda doktor sinir savunucu yolla ameliyatı seçenek edebilir. Bu tip cerrahide ereksiyonu sağlayan sinirler savunabilir. Sinirlere çok yakın büyük bir ur varsa bu yol uygun değildir. Her bir cerrahi yöntemin kendine has fayda ve riskleri vardır.
Kökten retropubik prostatektomi: Karından bir kesi yapılarak prostat, komşu dokular ve lenf nodları alınır.
Kökten perineal prostatektomi: Skrotum ve anüs arasından bir kesi yapılarak prostatın tamamı çıkartılabilir. Komşu lenf nodları karından ayrı bir kesi yapılarak çıkartılır.
Laparaskopik prostatektomi: Karından küçük kesiler yapılarak ışıklı bir tüp yerleştirilir, prostat ve lenf nodları çıkartılır.
Transüretral prostat rezeksiyonu (TURP): Üretra yoluyla prostatın bir bölümü kesilerek alınır. Bu yolla kanserin tamamı çıkartılamaz, idrar akımını engelleyen dokular alınır.
Kriyocerrahi: Bazı merkezlerde uygulanan bir yöntemdir.
Pelvik lenfadenektomi: Prostatektomi esnasında rutin olarak yapılmaktadır. Pelvik bölgedeki lenf nodları çıkartılıp kanserin dağılımı açısından incelenir.
Cerrahi sonrası iyileşme her hastada yapılan cerrahi tekniğin türüne göre değişik zaman alır. İlk birkaç gün ağrı hasebiyle hastanın ağrı kesici ilaç ihtiyacı olabilir. Cerrahi sonrası üretranın iyileşmesi vakit alır. Mesaneden üretraya idrar akımını sağlamak için bir idrar sondası takılır. Sonda 5 gün ile 3 hafta arasında kalır. Cerrahiden sonra ilk birkaç hafta idrar kaçırma problemi olabilir ancak mesane kontrolü daha sonra tekrar kazanılır. Bir takım hastalarda kalıcı impotans (iktidarsızlık) olabilir ve bir takım ilaçlarla rehabilitasyon gerekebilir. Prostat alındığı için semen üretilemez ve hasta çocuk sahibi olamaz. Hastalar cerrahi öncesi hangi tip metodun kendileri için uygun olacağını ve yan tesirlerini sorabilirler.
Işınım rehabilitasyonu: Radyoterapi olarak da adlandırılır, lokal bir rehabilitasyondur. Rehabilitasyon edilen alandaki kanser hücrelerini yüksek enerjili ışınlarla öldürmek amaçlanır. Prostat kanserinde erken aşamalarda radyoterapi cerrahinin yerine uygulanabilir. Ayrı olarak cerrahi sonrası bölgede kalan ur hücrelerini öldürmek emeliyle da uygulanabilir. İleri safhalarda radyoterapi ağrıyı hafifletmede yardımcı olur. İki çeşit radyoterapi yöntemi vardır:
Eksternal Radyoterapi: Bir makine yardımıyla radyasyon dışardan hastaya uygulanır. Haftanın beş günü hastalar bu tedavi için hastaneye gelirler.
İnternal Radyoterapi: İnce tüpler tümör içine ya da yakınına yerleştirilir, radyasyon bu tüplerden dağılır. Hastalar hastanede kalırlar ve tedavi birkaç gün sürer, hasta taburcu olurken tüpler çıkarılır.
Radyoterapi sırasında halsizlik, yorgunluk olabilir. Dinlenmek ehemmiyetlidir ancak doktorlar hastalara olabilecekleri kadar aktif olmalarını önerirler. Eksternal radyoterapi alanlarda ishal, sık idrara çıkma, idrar yaparken rahatsızlık, ciltte kızarıklık veya müesseseye olabilir. İnternal radyoterapinin yan tesirleri daha azdır, geçici idrar kaçırma olabilir. Radyoterapi öncesi hastalar neden bu rehabilitasyona ihtiyaç duyduklarını, rehabilitasyonun tesir ve yan tesirlerini, rehabilitasyon sırasında nelere dikkat edeceklerini ve normal aktivitelerine ne vakit döneceklerini bilmek istemektedirler.
Hormon Tedavisi: Prostat kanseri hücreleri gelişmek ve çoğalmak için erkek hormonlarına yani androjenlere ihtiyaç duyar. Hormon tedavisiyle tümör hücreleri androjenden yoksun kalır. Testisler en ehemmiyetli erkeklik hormonu olan testosteronun esas üretim yeridir. Böbrek üstü bezleri de az miktarda testosteron üretir. Hormon tedavisi ilaçlar ve cerrahi tedaviyi kapsar.
1. İlaçlar:
Luteinleştirici hormon salgılatıcı hormon (LHRH) agonistleri: Bu ilaçlar testislerden testosteron yapımını engellerler (Leuprolid ve Goserelin).
Antiandrojenler: Erkeklik hormonlarının etkilerini bloke ederler (Flutamid, Bikalutamid, Nilutamid).
Diğer İlaçlar: Böbrek üstü bezinde androjen üretimini engellerler (Ketokanazol ve Aminoglutetimid).
2. Cerrahi: Testislerin cerrahiyle alınmasına orşiektomi denir. Orşiektomi veya LHRH agonistleri rehabilitasyonu sonrası vücutta testislerden testosteron imalatı olmaz. Bununla beraber böbrek üstü bezi az miktarda androjen imalatına devam eder. Kalan androjen tesirini engellemek için antiandrojen ilaç almak gerekebilir. Bu rehabilitasyonların kombinasyonuna total androjen blokajı denir. Çalışmalarda Mavibet total androjen blokajının tek başına cerrahi veya LHRH analoğu kullanmaktan daha tesirli olduğu gösterilmiştir. Doktorlar prostat kanserinin dağılımını hormon rehabilitasyonu ile önlerler. Kanser sıklıkla rehabilitasyon sonrası ilk birkaç sene görülmez. Ancak giderek prostat kanseri tekrarlayabilir. O vakit diğer rehabilitasyon seçenekleri gündeme gelir. Hormon rehabilitasyonu hayat kalitesini etkileyebilir. En sık karşılaşılan yan etkiler; impotans, sıcak basmaları, cinsel isteksizlik ve kemik kuvvetinde azalmadır. LHRH agonisti bu belirtileri ilk zamanlarda kısa müddet için artırabilir. Antiandrojenler; bulantı, kusma, ishal, meme dokusunda büyüme ve gerginlik yapabilir. Seyrek karaciğer işlevlerinde bozulma olabilir. Ketokanazol uzun süre kullanıldığında karaciğer işlevlerini bozabilir, aminoglutetimid cilt döküntülerine sebep olabilir.
Tedavisiz takip: Yaşlı ve ek sağlık meseleleri olan prostat kanserli hastalarda tedavisiz yakın takip önerilebilir.
Tedavi sonrası izlem:
Tedavi sonrası vücutta kalan tespit edemeyen kanser hücreleri bir süre sonra kanserin tekrar ortaya çıkmasına sebep olabilir. Hastalar düzenli olarak izlemelidir. Kontrollerde; fizik muayene, rektal muayene, laboratuvar testleri, röntgen ve biyopsi yapılabilir. Bazı gıdaların (domates gibi), ilaçların (finasterid gibi), bazı mineraller ve vitaminlerin (selenyum ve E vitamin gibi) prostat kanserini önleyebileceğine değin araştırmalar sürmektedir.
Hastalık konusunda destek: Prostat kanseri hastanın hem kendi hayatını hem de yakınlarınkini etkileyen ve baş edilmesi zor bir hastalıktır. Hastalar ailelerini kaybetmekten, iş ve günlük aktivitelerini sürdürememekten korkmaktadırlar. Tedaviler, yan etkiler, hastanede yatma süreleri de bu korku ve kaygıya katkıda bulunmaktadır. Doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanları tedavi ve diğer konularda hastaların suallerini cevaplayabilir. Psikolojik açıdan hastanın desteklenmesi ehemmiyetlidir. Sosyal bir görevli finansal yardım, hane bakımı ve tinsel destek konularında hastaya yardımcı olabilir. Prostat kanserli hastalar ve onların aileleriyle buluşmak, onlara bu hastalıkla baş etme yollarını ve rehabilitasyonun tesirlerini öğretmek faydalı olacaktır.
Buradaki metin genel bir bilgilendirme olup, hastalıklar değişkenlik gösterebileceğinden şahsi değerlendirme için uzmanınızla görüşünüz. 

Yorumlar (1)

Жана} Жана} 8 Yıl Önce

yorumunuzu buraya yazabilirsiniz. lütfen aşağıda belirtilen kurallara uygun bir şekilde yorum yazınız. жана} жана}

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.