Manisa Son Haber
2026-07-03 15:07:59

Sermayenin Gölgesindeki Sandık – II Adayı Kim Belirliyor?

Ahmet Orhan

03 Temmuz 2026, 15:07

Sermayenin Gölgesindeki Sandık – II

Adayı Kim Belirliyor?

Demokrasinin en temel ilkesi, milletin yöneticilerini özgür iradesiyle seçebilmesidir. Ancak çoğu zaman gözden kaçırılan çok önemli bir gerçek vardır:

Millet, önüne konulan adaylar arasından seçim yapar.

İşte bu nedenle demokrasinin kaderi yalnızca sandıkta değil, sandıktan çok önce başlayan aday belirleme süreçlerinde şekillenir.

Vatandaş, oyunu kullanırken kendisine sunulan seçenekler arasından tercih yapmaktadır. Eğer bu seçeneklerin oluşumunda liyakatten çok ekonomik güç, toplumdaki karşılıktan çok mali imkânlar ve hizmet anlayışından çok finansal destek ya da finansal kaygılar belirleyici hâle geliyorsa, demokrasi daha sandık kurulmadan yara almaya başlamış demektir.

Son yıllarda Türkiye'de kamuoyuna yansıyan bazı soruşturmalar, ifade tutanakları ve siyasi tartışmalar, aday belirleme süreçlerini yeniden ülke gündeminin merkezine taşımıştır. Bunun yanında, geçmiş yıllarda farklı siyasi partilerde üst düzey görevlerde bulunmuş bazı isimler de aday listelerinin oluşturulmasında maddi gücün etkili olduğuna ilişkin çeşitli iddiaları dile getirmiştir.

Bu iddiaların hukuki değerlendirmesi elbette bağımsız yargının görevidir. Ancak farklı dönemlerde, farklı siyasi partilerde ve farklı aktörler tarafından benzer nitelikte iddiaların tekrar tekrar gündeme gelmesi, meselenin artık yalnızca bireysel olaylarla açıklanamayacağını göstermektedir.

Asıl cevap aramamız gereken soru ise şudur:

Siyasi partiler gerçekten toplumun en nitelikli insanlarını mı aday göstermektedir, yoksa aday olabilmenin görünmeyen bir ekonomik eşiği mi oluşmuştur?

Bu soru yalnızca siyasetçileri değil, doğrudan demokrasinin niteliğini ilgilendirmektedir.

Günümüzde seçim kampanyalarının maliyeti her geçen gün artmaktadır. Reklam çalışmaları, organizasyonlar, ulaşım giderleri, dijital iletişim faaliyetleri ve kamuoyuna ulaşmanın maliyeti ciddi ekonomik kaynaklar gerektirmektedir. Böyle bir ortamda mali gücü yüksek olan adayların önemli bir avantaj elde ettiği inkâr edilemez. Bunun doğal sonucu ise bilgi, birikim ve liyakat sahibi; ancak ekonomik imkânları sınırlı insanların siyaset sahnesinde geri planda kalabilmesidir.

Oysa demokrasi, yalnızca ekonomik gücü olanların yarıştığı bir sistem olmamalıdır. Gerçek demokrasi, milletin en liyakatli insanlarının eşit şartlarda yarışabildiği bir düzeni ifade eder.

Sorun sadece seçim kampanyalarının maliyeti de değildir. Eğer aday belirleme süreçleri yeterince şeffaf değilse, parti üyelerinin iradesi karar mekanizmalarına tam olarak yansımıyorsa ve süreçler dar kadroların kontrolünde yürütülüyorsa, ekonomik gücün bu mekanizmalar üzerinde etkili olma ihtimali de artmaktadır.

İşte bu nedenle aday belirleme yöntemi yalnızca siyasi partilerin iç meselesi değildir; doğrudan doğruya demokrasinin meselesidir.

Çünkü millet, adayını belirleyemiyorsa aslında seçimini de tam anlamıyla özgür yapamamaktadır. Sandıkta tercih edilen isimler, çok daha önce başka süreçlerden geçerek seçmenin önüne gelmektedir.

Bu nedenle sağlıklı bir demokrasinin ilk şartı; aday belirleme süreçlerinin şeffaf, denetlenebilir ve liyakat esasına dayanmasıdır. Parti üyelerinin iradesini güçlendiren, hesap verebilirliği artıran ve ekonomik gücün siyasal süreçler üzerindeki etkisini sınırlandıran mekanizmalar, yalnızca siyasi partileri değil, demokrasinin tamamını güçlendirecektir.

Yazımızı, ilk bölümde sorduğumuz soruyu biraz değiştirerek bitirelim:

Millet gerçekten yöneticilerini mi seçmektedir, yoksa kendisine önceden belirlenmiş adaylar arasından tercih yapmaya mı zorlanmaktadır?

Bu soruya verilecek dürüst cevap, yalnızca siyasi partilerin değil, demokrasimizin geleceğini de belirleyecektir.

03 Temmuz 2026

Ahmet Orhan 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.