Manisa Son Haber

Her birimiz vergi ödüyoruz, nereye gidiyor bu paralar?

POLİTİKA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Tekirdağ İl Başkanlığı Binasının açılış töreninde konuştu. Kılıçdaroğlu, Çanakkale Zaferi'nin tarihimizin çok önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret ederek, şunlar söyledi.

''Bu zaferin üç temel özelliğinden söz edebiliriz. Birincisi, Milli Kurtuluş Savaşımızın önsözüdür. Yıkılan bir imparatorluk var ama o imparatorluğun küllerinden yeni bir devleti inşa etmek zorundayız. Kendisini sorumlu hisseden kadrolar önce Çanakkale Savaşında kendilerini gösterdiler. Ve Çanakkale Zaferinin ikinci önemli noktası, Mustafa Kemal Atatürk’ün tarih sahnesine çok güçlü bir şekilde çıkmış olmasıdır. Bir başka önemli özelliği, egemen güçlere karşı yaşlısıyla genciyle ortak mücadele ettiğimiz ve başarı elde ettiğimiz bir savaştır. Bu açıdan; 106 yıl önce mücadele ederek hayatını veren, kolunu, bacağını, gözünü veren şehit ve gazilerimizi şükranla anmak hepimizin temel görevidir. Bu konuda toplum olarak her yıl Çanakkale’yi anmamız aslında bir anlamda onlara duyduğumuz minnetin gelecek kuşaklara devredilmesini sağlamaktır. Bir başarıyı aldık ve o başarıyı gelecek kuşaklara da aktaracağız.''

HDP'ye açılan dava...

Kılıçdaroğlu, parti kapatmayla ilgili görüşlerini, parti ismi vermeden, şöyle açıkladı:

''Ne diyor Anayasamız? “Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır.” Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurları ne demektir? Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar ve kamuoyuyla paylaşır. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan siyasi partiler tarihin çöp sepetine atılırlar. Dolayısıyla biz siyasi partilerin kapatılması, siyasi partilerin sonlandırılması gibi bir süreci bırakmak zorundayız demokrasiyi eğer savunuyorsak. Bizim partimiz de kapatıldı. Bizim eskiden, cumhuriyetin kurulduğu yıllarda, bütün illerde ve ilçelerde binalarımız vardı; mal varlıklarımıza el kondu, arşivlerimize el kondu, binalarımıza el kondu ama biz demokrasi mücadelesinden vazgeçmedik. Demokrasiyi savunmak farklı bir şeydir. Demokrasiyi savunmak, insan haklarını savunmak demektir. Demokrasiyi savunmak, özgürlüğü savunmak demektir. Demokrasiyi savunmak, can ve mal güvenliğini sağlamak demektir. Demokrasiyi savunmak, insana saygı duymak demektir. Demokrasiyi savunmak, benim gibi düşünmeyen insanın düşüncesini özgürce söyleyebileceği bir rejimi savunmaktır. Demokrasiyi savunmak, milli iradeyi savunmak demektir. Demokrasiyi savunmak, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir cümlesini savunmak demektir, hakimiyet bila kaydü şart milletindir demektir.''

İnanç siyasetinin yanlışlığı

Bugün siyasetin önemli bir sorunla karşı karşıya olduğunu, ''İnanç üzerinden yapılan siyasetin yanlış'' olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Biz herkesin inancına saygı gösteririz. Kimlik üzerinden siyaset yanlıştır, biz herkesin kimliğine saygı gösteririz. Yaşam tarzı üzerinden siyaset yanlıştır, herkesin yaşam tarzına saygı gösteririz. Eğer kimlik üzerinden, yaşam tarzı üzerinden, inanç üzerinden siyaset yaparsanız toplumu kutuplaştırırsınız ve toplumu kavga eder hale getirirsiniz. Demokrasilerde bunlar olmaz ve bunlar normalde bütün demokrasilerde yasaktır. Ama bizim ülkemizde maalesef toplum ayrıştı, toplum bölündü. Sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir. Biz kuruluş felsefesine aynen bağlıyız. Kurucu felsefemiz neyse aynı felsefeyi çocuklarımıza da göstermek ve öğretmek zorundayız. Ülkenin birliği ve bütünlüğü bizim için her şeyden önemlidir. Bayrağımıza saygı her şeyden önemlidir. Siyaseti bu zeminde yapmak zorundayız. Siyaseti böyle geliştirmek zorundayız.''

''Vergiler nereye gidiyor?''

''Her birimiz vergi ödüyoruz, nereye gidiyor bu paralar?'' diye soran Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü.

''Bizim ödediğimiz vergiler, yeni doğan çocuğun ödediği vergiler neden bir avuç tefeciye gidiyor? Hangi gerekçeyle bir avuç tefeciye gidiyor ve neden bir siyasi iktidar kendi ülkesinde kendi vatandaşından dolar üzerinden borçlanıyor? Acaba gençlerimiz şu gerçeği de biliyorlar mı; Osmanlı imparatorluğunun parasını basan banka hangi bankaydı, yerli bir banka mıydı, milli bir banka mıydı? Hayır, yabancı bir bankaydı. Peki, biz kendi paramızı ne zaman bastık? Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını kurduktan sonra, 1930’da... Kendi parasını basamayan bir devlet olur mu arkadaşlar? Kendi parasını basmak için yabancı bir bankaya mahkum olan bir devlet olur mu? Milli Kurtuluş Savaşının ne kadar değerli olduğunu acaba biliyor muyuz, yeteri kadar genç kuşaklara aktarıyor muyuz? Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz. Tarihin yüklediği sorumluluğun gereğini yapmak zorundayız. Ayrışmadan, toplumun her kesimini kucaklayarak, demokrasi içinde her düşünceye saygı duyarak yolumuza devam etmek zorundayız. Ayrışmak? Ayrıştırabilirler. Bölmek? Bölmek isteyebilirler. Ama biz onları şiddetle ama şiddetle reddedeceğiz.''

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.