Türkiye’nin farklı şehirlerinde; otellerden alışveriş merkezlerine, sanayi tesislerinden büyük yaşam alanlarına kadar birçok yapıda sahada görev aldıklarını belirten Karabiber, yangın sonrası yaşanan şaşkınlığın aslında önlenebilir bir sürecin sonucu olduğuna dikkat çekti.
Elektrik yangınlarının çoğunun aylar öncesinden kendini belli ettiğini vurgulayan Karabiber, asıl sorunun bu işaretlerin fark edilmemesi değil, önemsenmemesi olduğunu ifade etti. Karabiber, “Yangın çıktığında herkes şaşırıyor. Oysa bu işi sahada yapanlar için gerçek nettir: Elektrik yangınları aniden çıkmaz, geliyorum der” dedi.
Sürekli yaşanan elektrik kesintileri ve tekrar eden sigorta atmalarının ciddi birer uyarı olduğunu belirten Karabiber, bu durumların sistemin kendini koruma çabası olarak görülmesi gerektiğini söyledi. “Sigortalar keyfine göre atmaz; sistemi korumaya çalışır. Her tekrar eden kesinti, kabloların ve bağlantı noktalarının biraz daha ısınması demektir” ifadelerini kullanan Karabiber, bu belirtilerin göz ardı edilmesinin riski katlanarak artırdığını kaydetti.
Elektrik yangınlarının en net habercilerinin gündelik hayatta kolaylıkla fark edilebileceğini dile getiren Karabiber, “Yanık plastik kokusu, pano kapağında kararma, kabloların sertleşmesi ya da elle hissedilen ısı çok ciddi uyarılardır. Elektrikte koku varsa, ısınma başlamıştır” uyarısında bulundu.
Birçok binanın, ilk yapıldığı dönemdeki elektrik altyapısıyla çalışmadığını, zaman içinde eklenen yüklerin çoğu zaman altyapı kontrolü yapılmadan devreye alındığını belirten Karabiber, “Sistem çalışıyor diye güvenli sanılıyor. Oysa çalışmak, güvenli olmak demek değildir” sözleriyle periyodik kontrollerin ve doğru mühendislik hizmetlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Elektrik yangınlarının kader olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Karabiber, “Çoğu yangın aylar öncesinden kendini belli eder. Sorun bilgi eksikliği değil; ertelemek ve bunu alışkanlık haline getirmektir” değerlendirmesinde bulundu.