Manisa Son Haber

Yorgun Ruhların Ortak Dileği: Biraz Sükûnet, Biraz Aile / İpek H. Arpağ

YAŞAM

​Günlük koşturmacanın, ay sonunu getirme telaşının ve hiç bitmeyen borç-harç hesabının arasında en çok neyi feda ettiğimizi fark edebiliyor muyuz?

​Sabah çayın ilk yudumunu alırken, dolmuşa binerken, fırından ekmek alırken ya da mahalle kahvesinin önünden geçerken kulağımıza çalınan sesler hep aynı tonda yükseliyor. Konuşanların kimi ekonomi profesörü edasıyla grafik çiziyor, kimi uluslararası ilişkiler uzmanı gibi harita şekillendiriyor. Anlayan da konuşuyor, sadece duyduğunu tekrarlayan da... Memleketin hangi köşesine adım atarsanız atın, kaçamadığımız devasa bir "siyaset arenası"nın tam ortasındayız.

​Oysa toplum olarak içten içe yükselttiğimiz tek bir sessiz çığlık var: Biraz huzur.

​Günlük koşturmacanın, ay sonunu getirme telaşının ve hiç bitmeyen borç-harç hesabının arasında en çok neyi feda ettiğimizi fark edebiliyor muyuz? Ailemize ayıracağımız o kıymetli zamanı, çocuklarımızın büyürken kaçırdığımız tebessümlerini, eşimizle içeceğimiz sessiz bir yorgunluk kahvesini... Zihnimizi sürekli ekranlardan, tartışma programlarından ve sonsuz polemiklerden akan o ağır yükle doldururken, hayatın asıl aktığı yeri, yani evimizin içini ihmal ediyoruz.

​Tüm ülke olarak kaygısız, yarın sabah hangi gerginliğe uyanacağımızı düşünmediğimiz bir hayatı özlüyoruz. Bu özlem son derece insani ve son derece meşru. Ancak bu sükûnete ulaşmanın yolu, her anı bir mücadele alanına çevirmekten geçmiyor. Belki de ilk adımı kendimiz atmalı, kendi hayatımızda bu gürültüye girmeyen "huzur alanları" yaratmalıyız.

​Siyasete, kutuplaşmaya, sürekli haklı çıkma yarışına bir mola vermek zorundayız.

​Bu mola bir umursamazlık değil; aksine akıl sağlığımızı, aile bağlarımızı ve insani yakınlığımızı koruma mücadelesidir. Masada siyasetin değil, anıların konuşulduğu pazar kahvaltılarına; televizyonun sesinin kapatılıp birbirimizin gözlerinin içine bakıldığı akşam saatlerine ihtiyacımız var. Çocuklarımızın gergin yetişkinlerin tartışmalarını değil, huzurlu bir evin sıcaklığını hatırlamaya hakkı var.

​Memlekete en büyük iyiliğimiz; önce kendi evimizin içine huzuru getirmek, komşumuza gülümsemek ve zihnimizi dinlendirmektir. Birbirimizi dinlemeye, anlamaya ve sadece "insan" olarak yan yana durmaya ihtiyacımız var.

​Gelin, bu haftadan başlayarak gürültünün sesini biraz kısalım. Ekranları kapatıp ailemize sarılalım. Çünkü hayat, ertelediğimiz o huzurlu anların toplamından çok daha kısa.

02 Ekim 2026

İpek H. Arpağ

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.