Sevgili Okurum, bu önünde duran yazım, bir yazı dizisinin 4. ve son bölümü...Tavsiyem önce 1., 2. ve 3. bölümü okuyarak, bunu okumanızdır. Çünkü bu çalışmam bence Demirci tarihini anlatan bir tarihi çalışmadır..1., 2. 3. Bölümleri okumak için aşağıdaki linklere tıklayınız...
YAZI DİZİSİ - Mustafa Temiz Yazdı Demirci’nin sessiz çöküşünün perde arkası-1
https://www.manisasonhaber.com/mustafa-temiz-haberleri/yazi-dizisi-mustafa-temiz-yazdi-demircinin-sessiz-cokusunun-h39670.html
YAZI DİZİSİ - Demirci'nin Sessiz Çöküşünün Perde Arkası-2 "DEMİRCİ'NİN ŞEHİR MERKEZİ DE KÜÇÜLDÜ "
https://www.manisasonhaber.com/mustafa-temiz-haberleri/yazi-dizisi-demirci-nin-sessiz-cokusunun-perde-arkasi-2-h39686.html
YAZI DİZİSİ - Demirci'nin Sessiz Çöküşünün Perde Arkası-3 "DEMİRCİ’NİN FAKÜLTESİ Mİ, DEMİRCİ’DEKİ FAKÜLTE Mİ? "
https://www.manisasonhaber.com/yazi-dizisi-demirci-nin-sessiz-cokusunun-perde-arkasi-3-demircinin-fakultesi-mi-demircideki-fakulte-mi-makale,1858.html
YAZI DİZİSİ - Demirci’nin Sessiz Çöküşünün Perde Arkası -4
"Demirci’ye Artık “Ne Yaptınız?” Değil, “Ne Değişti?” Diye Sorulmalı"
Demirci halıcılığının yaşatılması kültürel açıdan önemli.
Ancak halı yalnızca geçmişin hatırası olarak sergilenirse ekonomik değer üretme kapasitesi sınırlı kalır.
Demirci halısı; marka, tasarım, e-ticaret, turizm, ihracat ve butik üretim alanlarıyla yeniden konumlandırılabilir.
“Demirci Halı Merkezi” projesi de bu açıdan yalnızca kültürel bir proje olarak değil, üretim, tanıtım ve satış zincirinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Müze yapılması kültürel hafızayı korur. Ancak asıl hedef, o kültürel mirastan ürün, marka ve gelir üretmek olmalı.
TİCARET ODASI ARTIK SADECE ODA OLMAMALI
Burada Demirci Ticaret ve Sanayi Odası'na büyük görev düşüyor.
Odanın görevi yalnızca üyelerinin ticari işlemlerini takip etmek değildir.
Demirci'nin ekonomik geleceğini savunmak, ilçenin markalarını ulusal ve uluslararası pazarlara taşımak, yatırımcı bulmak, ihracat bağlantıları kurmak ve yeni ekonomik alanlar açmak da artık bu kurumun temel gündemlerinden biri olmak zorundadır.
Çünkü Demirci'nin artık kaybedecek zamanı yok.
Ekim ayında yapılması beklenen oda seçimleri bu nedenle sıradan bir seçim gibi görülmemeli.
Seçilecek yönetimin önünde ciddi bir sorumluluk bulunuyor.
İlk yapılması gerekenlerden biri de Demirci'nin Ticaret Bakanlığı nezdindeki ticari itibarını ilgilendiren geçmişteki "Kazakistan" başlıklı projelerden neden çıkarıldığı ve tartışmalı süreçlerin bütün yönleriyle aydınlatılması olmalıdır.
Bu sürecin ilçe ve sanayicilere nelere mâl olduğu ve ilçenin ticari geleceğini ve itibarını ne derece etkilediği ortaya çıkarılmalıdır. Kazakistan'dan sonra Demirci Ticaret odasının bu projeden çıkarıldığı için aynı proje kapsamında gidilemeyen ülkelerin isimleri ve firmaların ticari kayıpları tek tek liste yapılmalıdır.
“KAZAKİSTAN” DOSYASI NEDEN AYDINLATILMADI?
Kamuoyunda “Kazakistan skandalı” olarak anılan süreçle ilgili olarak Demirci Ticaret ve Sanayi Odası'nın kendi internet sitesinde Kazakistan ziyaretinin Ticaret Bakanlığı tarafından onaylanan UR-GE projesi kapsamında gerçekleştirildiği açıkça yer alıyor.
Fakat bunun ötesinde kamuoyunda konuşulan bazı iddialar ve tartışmalar var.
Kim ne yaptı?
Kimler UR-GE 'ye katılmaya haiz olmadıkları firmaları olduğu halde, başka tabelanın altında Kazakistan'da projede ismi olmayan firmanın kataloglarını dağıtıp tanıtım ve satış yaptı?
Neden Ticaret Bakanlığı Demirci Ticaret Odasını safdışı bırakıp, projeyi dondurup, adeta Demirci'nin üstüne kırmızı kalem çekti?
"Kol kırılır yen içinde kalır" atasözü Bu iş Demirci'nin ismini kirlettiğinden dolayı bu sonuç için geçerli olmamalıdır. Saklanmamalı, ne varsa ortalığa dökülmeli, Kazakistan işinde zarar gördüğü sabit bilinen firma sahiplerinin iddiaların merkezinde olan bakanlıktan alınamayan arka taraftan tahsil edilen 3000 euro için susulmamalıdır. Hatta evrak üzerinde veya uygulamada gayri yasal bir uygulama var ise yargı kurumlarının önüne bile konulmalıdır.
Ticaret ve Sanayi Odası, kişisel ticari itibarların, kişisel hesapların veya yeniden seçilme planlarının önüne memleket menfaatini koymak zorundadır.
Oda yönetimine aday olan herkes şu soruya cevap vermelidir:
“Ben Demirci için ne yapacağım?”
Yoksa... “Bir sonraki seçimde kaçıncı sırada olurum, yeniden seçilir miyim?” sorusu mu daha önemli?
Üyeler oy kullanırken bunu düşünmelidir.
Bir önceki seçimde 8'den çıkıp bir sonraki seçimde 6'ya atlayıp, "8 işi bitti, birde 6'ya geçeyim, belki 4'den bile olabir yine olur" diye yasal olan ancak seçilebilme özgüveninden yoksun bu duruma sinsice düşünüp yükselmeyi başarı saymak başka şeydir.
Demirci'ye yeni yatırımcı getirmek, ihracatı artırmak, gençlere istihdam oluşturmak ve ilçenin ekonomik geleceğini değiştirmek başka şeydir.
Demirci Ticaret Odasının proje işinde sanki son süreçte klasmandan düşmüş bir takım edasında, İstanbul ve İzmir gibi ihracat birlikleri ağırlıklı yapılan projelerde gölge gibi kalmaya razı olup, bu şartlarda bu projelere katılma çabası ise dikkat çekicidir.
Bir dönem başlı başına halı sektöründe ve Ticaret Bakanlığı veya başka birliklerde marka olan Demirci Ticaret ve Sanayi Odası son süreçte lokomotif gibi tek başına bu kulvarlarda niçin olamadığının da Kasım ayı ortalarında yapılacak seçimlerde oy vererek irade gösterecek üyeler arasında tartışılması gerektiğine inanıyorum.
Artık başarı ölçüsü seçilebilmek değil, Demirci ilçesine ve oda üyelerinin ticari gelirlerindeki sonuç olmalıdır.
Demirci Organize Sanayi Bölgesi konusunda da bu çalışmayı başlatan başkan ve yönetimin azmi ve heyecanı gibi aynı kararlılık gerekiyor.
6 Ocak 2025'te Demirci OSB'nin 1. kısmı için ön tahsis sürecinin başladığı ve metrekare fiyatının 500 TL olarak belirlendiği açıklanmıştı.
Belediye de OSB'nin ticari, ekonomik ve istihdam açısından ilçeye katkı sağlamasını beklediğini duyurmuştu.
Demirci'nin yıllardır beklediği sanayi hamlesi artık “başladı” cümlesiyle bitirilemez. İlçede iş, aş ve eş aşamalarının başındaki gençler hep akıllarda olmalı. Onların Demirci coğrafyasında kalanlar olması için tüm imkanlar seferber edilerek bu iş ivedilikle bitirilmelidir.
TARIMDA “ÜRETİYORUZ” YETMEZ
Tarımda yalnızca üretim miktarına değil, ürünün hangi fiyatla ve hangi katma değerle satıldığına bakmak gerekiyor.
Ürünün ham haliyle satılması yerine; işlenmesi, paketlenmesi, markalaştırılması, kooperatifler aracılığıyla pazarlanması ve e-ticaret kanallarıyla tüketiciye ulaştırılması, üreticinin elde ettiği geliri artırabilecek alanlar arasında değerlendirilebilir.
Demirci'nin tarımsal üretimi, yerel marka ve katma değerli ürün politikasıyla desteklenebilir.
GENÇLERİ GERİ ÇAĞIRACAK MODEL KURULMALI
Demirci'nin en önemli meselelerinden biri genç nüfus. Ancak gençlerin ilçede kalmasını veya ilçeye geri dönmesini yalnızca “iş” üzerinden değerlendirmek de yeterli değil.
Genç; iş, gelir, sosyal hayat, eğitim, kültür, spor, internet altyapısı, ulaşım, konut ve kariyer fırsatı istiyor.
Bunların tamamını bir arada sağlayamayan ilçeler genç nüfus kaybıyla karşı karşıya kalabiliyor.
Bu nedenle gençlik politikası yalnızca spor tesisi yapmakla sınırlı kalmamalı.
Asıl hedef, gençlerin Demirci'de hayat kurabileceği bütüncül bir yaşam ve ekonomi modeli oluşturmak olmalı.
ARTIK “NE YAPILDI?” KADAR “NE SONUÇ ALINDI?” DA SORULMALI
Demirci'nin Türkiye genelindeki SEGE sıralamasının 2017'de 316 iken 2022'de 427'ye gerilemesi, ilçenin sosyoekonomik gelişmişlik açısından dikkatle incelenmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.
Bu veri tek başına Demirci'nin bütün sorunlarını açıklamaz.
Ancak önemli bir gösterge niteliğinde olduğu gerçeğini de değiştirmez.
Bundan sonraki kalkınma tartışması yalnızca yapılan yatırımların sayısı üzerinden yürütülmemeli.
Asıl sorular şunlar olmalı..
Kaç yeni iş oluştu?
Kaç genç ilçede kaldı?
Kaç yeni yatırımcı geldi?
Üreticinin geliri ne kadar arttı?
Öğrenci sayısı nasıl değişti?
Nüfus neden azalıyor?
İlçeye dışarıdan neden daha fazla insan gelmiyor?
Ve belki de en önemlisi, Demirci, genç bir insanın geleceğini kurmak isteyeceği bir ilçe haline nasıl gelecek?
Çünkü kalkınma yalnızca bina yapmakla değil, insanın geleceğini o ilçede görmesiyle mümkün oluyor.
DEMİRCİ'YE ARTIK “NE YAPTINIZ?” DEĞİL, “NE DEĞİŞTİ?” DİYE SORULMALI
Bu yazı dizisinin sonunda kimseye “hiçbir şey yapılmadı” demiyoruz.
Tam tersine.
Yapılanları görmezden gelmek de gazetecilik değildir.
Ama yapılan her işi başarı olarak kabul etmek de gazetecilik değildir.
Gazetecinin görevi alkışlamak kadar sormaktır. Sorgulamaktır.
Rakamları masaya koymaktır. Çelişkiyi göstermektir. Ve gerektiğinde rahatsız edici soruları sormaktır. Demirci'nin bugün ihtiyacı olan da tam olarak budur.
Çünkü 2010'da 50.454 olan nüfusun 2025'te 35.629'a düşmesi tesadüfi bir ayrıntı değildir.
SEGE'de 316'dan 427'ye gerilemek de görmezden gelinecek bir rakam değildir.
Bunlar Demirci'nin önüne konulmuş birer uyarı levhasıdır.
Artık yapılması gereken bu levhaların önünden geçip gitmek değil, durup ne anlattıklarını anlamaktır.
Çünkü Demirci'nin sorunu artık sadece nüfus değildir.
Sorun; ekonomi, istihdam, eğitim, tarım, sanayi, turizm, gençlik, markalaşma ve nihayetinde gelecek duygusudur.
Bir genç Demirci'de geleceğini göremiyorsa, en büyük yatırımın bile anlamı sınırlıdır.
Bir üretici ürettiği halde kazanamıyorsa, üretim rakamının anlamı sınırlıdır.
Bir halı yalnızca vitrinde duruyorsa, geçmişin hikâyesi geleceğin ekonomisine dönüşememiş demektir.
Bir OSB'de parsel varsa ama fabrika yoksa, proje henüz sonuç değildir.
Ve bir ilçe seçim akşamlarında sürekli birinci olduğu halde nüfusunu, gençlerini ve ekonomik çekim gücünü koruyamıyorsa, artık başarı kavramının kendisini yeniden tartışmak gerekir.
Demirci'nin ihtiyacı yeni bir slogan değil, yeni bir ekonomik ve sosyal modeldir.
Bu modelin merkezinde ise tek bir hedef olmalıdır:
İNSAN.
Çünkü bir ilçeyi ayakta tutan binaları değildir.
İnsanlarıdır.
Ve Demirci'nin son 15 yılda kaybettiği en değerli şey, işte o insanlardır.
Şimdi mesele onları suçlamak değil.
Neden gittiklerini anlamak ve neden geri dönmek isteyeceklerini yaratmaktır.
Demirci bunu başarabilirse geçmişiyle övünen bir ilçe olmaktan çıkar, geleceğiyle övünen bir ilçe olur.
Başaramazsa geçmişin hikâyelerini anlatmaya devam ederiz.
Halılarımızı müzelerde sergileriz.
Eski fotoğraflara bakarız.
Eski günleri anlatırız.
Ve bir gün şu soruyu sormak zorunda kalırız:
“Biz bu memleketin geleceğini ne zaman kaybettik?”
Oysa hâlâ geç değil.
Ama artık ertelenecek kadar da zaman yok.
DEMİRCİ'YE ARTIK “NE YAPILDI?” DEĞİL, “NE DEĞİŞTİ?” DİYE SORULMALIDIR.
18 Eylül 2026
Mustafa Temiz