13 Aralık 2018 Perşembe

Çocuklar Eğlendi Veliler Bir Araya Geldi

Derdimiz Şeker

29 Mart 2018, 16:36
Derdimiz  Şeker
Mehmet İlarslan
 696 sayılı KHK kararıyla Türkiye şeker kurumu kapatıldı. Neden olarak da şeker fabrikalarının 70 milyon lira zarar ettiğini ve şeker üretilmediği belirtilerek kurumun yetkilerini Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına devredildiği açıklandı. 

Türkiye şeker pancarı ve bu pancardan elde edilen doğal şekeri üretmek yerine ABD nin ürettiği nişasta bazlı şekeri satın alarak halkımıza satılıyor. Mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesi ile elde edilen bu şekeri Dünyanın en zengin 4.  ailesine ait ABD şirketi CARGİL Şirketi tüketimimizin % 70 karşılıyor. Bu şirketin yıllık geliri 137.000.000.000 $ olup 200 ülkede iş yapıyor. 

Birçok Avrupa ülkesinde ve dünyadaki gelişmiş ülkelerde mısır şurubundan elde edilen GDO lu bu şekere yasak getiriyor. Ülkemizde ise mısır şurubunun satışı teşvik ediliyor. Kullanım kotaları  %25 den %35 çıkarılıyor.  Hollanda, Kanada, İngiltere, Slovenya, Avusturya, Fransa, İsveç, Danimarka, gibi birçok ülkelerde yasaklanmış durumda. 2015 -2016 yıllarında 250.000 ton mısır şurubu ithal ettik. Pancar ekimine kota (yasak) koyduk. 

Dünyada onkologlar nişasta bazlı bu şuruba ölüm şurubu diye adlandırıyorlar. Prf. Dr. Birgül solmaz şeker yerine kullanılan nişasta bazlı şekerin siroz ve pankreas kanseri yaptığı şeklinde çok ciddi bulgulara rastlandığını belirtti. 
Türkiye de 5 tane mısır şurubu üreten firma var,  yıllık 120.000 tondan 500.000 tona kadar yıllık üretim yapanlar var. Üretilenlerin bir kısmı yurt dışına gönderiliyor, ancak iç piyasada da satış yapmaya çok ihtiyaçları var eğer normal pancar şekeri üretilmesi devam ederse mısır şurubunun ellerinde kalmasından endişe ediyorlar. Bu tatlandırıcının fazlaca üretilmesi ve piyasaya hâkim olması demek pek çok ölümcül hastalığı da beraberinde getirecektir. 

Fabrikalarda üretilen endüstriyel tatlılar şekerlemeler çikolata ve bisküviler bal reçel, pekmez gibi tatlılar meyve suları çeşitli gazlı içecekler gofretler marketlerde gördüğümüz renkli ambalajlı çocukların çok sevdiği ambalajlı yiyecekler, kekler, baklava ve çeşitli tatlılar bu mısır şurubu kullanılarak tatlandırılmaktadır. 

Çocuklarımızı ve gençlerimizi sağlıklı bir nesil için bunlardan uzak tutmalıyız. Başta kolit olmak üzere birçok hastalığa neden olmaktadır. Karaciğerimiz normal şekeri glikoza çevirirken mısır şurubundan elde edilen şekeri çeviremiyor. Direk yağa dönüştürüyor. Buda birçok insanımızda karaciğer yağlanmasına sebep oluyor.
Karaciğer ultrasonu yaptıran birçok kişide karaciğer yağlanmasının olduğu görülüyor. Mısır şurubu şerbeti siroz ve pankreas kanserinin yanı sıra tip 2 diyabet yani sonradan olma şeker hastalığına neden oluyor. Vücudun ensülin mekanizmalarını tamamen bozuyor. 

Çocuklarda büyüme geriliği yapıyor. Kısa boyunlu kısa bacaklı çocuklar meydana geliyor. Kız çocuklarında sıkça görülen kolikistiğin sebebi de bu şuruptur. 

Yaşlılarda Alzheimer yaparken gençlerde hızla artan baş nedenlerinden biridir. İnsanoğlunun tatlıyla buluşması 5000 yıl öncesine dayanıyor. Önceleri insanlar çeşitli meyve ve bal gibi yiyeceklerle tatlı ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. MS 300 400 yıllarda şeker kamışından elde edilen şeker ortaya çıktı. 

Bu şeker pancar şekeri gibi çok sağlıklı bir şeker olarak bilinir. Güney Asya’dan Amerika’ya ve Küba’ya kadar geliyor. Bunu için adın toprağın altını deniliyordu. 

Ancak ucuz şeker elde etme fikri ABD de 1970 lerde karlı da olması nedeniyle mısır şurubundan elde edilmeye başlandı. Hızla tüm dünya piyasalarını ucuzluğu nedeniyle ele geçirdi. Ucuzluğunun yanı sıra raf ömrünün uzun olması satışını kolaylaştırdı. Kısa sürede dünyanın felaketi haline geldi. Ülkemizde ilk mısır şurubu 1980-1990 yıllar arasında kemal derviş zamanında Amerika’nın baskısıyla Türkiye ye girdi. 

İlk önce %7 gibi bir kotayla ülkeye girmesi sağlandı. Daha sonraları kotalar %15 %25 ve 2010’da da %30 lara çıkartıldı. Ülkemizde üretici ne kadar pancar ekeceğini fabrika yönetimiyle görüşerek anlaşıyor ve ekimini ona göre yapıyordu.  

Anlaştığı fabrika ekilen pancarın tamamını satın alıyordu. Günümüzde ise üretici istediğin kadar ekebilirsin ama şeker fabrikaları kapatılıyor deniliyor ve alım garantisi de verilmiyor. Eskiden evimizde annelerimiz bize baklava yapar ve şerbetini de şekerden yapardı, afiyetle yerdik. Bugün dışarıdan bir kutu baklava alıp hepsini yesenizde doymazsınız çünkü şeker yerine mısır şurubundan yapılmıştır, beyine yeterli doygunluk sinyalini vermez. 

Çünkü beynimiz şeker yemediğimizi bilmektedir. Doyma hormonumuz olan leptini; mısır şurubuyla inaktif hale gelmektedir. Bizler nişasta bazlı şekerden uzak duralım derken; hergün artan kotalar ve haksız rekabet ortamı insan sağlığın tehdit eder hale getirmiştir. Örneğin bir pastane veya baklava veya lokum üreticisi biz ürünlerimizde NŞB (nişasta bazlı şeker) kullanmıyoruz derse ceza alıyor. Sonuçta neler yapmamız gerekir? Dersek satılma kararı alınan 13 şeker fabrikasının vatandaşlar kooperatiflerimiz vakıflar belediyeler veya çeşitli şirketler tarafından satın alınması gerekir. 

Pancardan elde edilen şekerin maliyeti ne olursa olsun üretimini sürmemiz gerekir. En iyi örnek Konya Torku gibi yerli ve milli şeker sanayisine ve fabrikalarımıza sahip çıkmalıyız. 

Satın aldığımız ürünlerde (NBŞ) kullanıldığı yazılmaz onun yerine 937 940 950 938 985 gibi ifadeler yazılarak kanuni sorumluluktan kurtuluyorlar. Bize bunları satan ABD de obozite o kadar artmıştır ki 250-340 kilo olan obezler hızla arttığını görmüşler bu şekerin kotasını %2 veya %1 çekmeye çalışıyorlar. 

Kim ne derse desin halkımızın ve değer verdiğimiz milletimizin geleceğimiz olan çocuklarımızın bu zararlı üründen uzak tutulması satılmasının engellenmesi en kısa sürede yasaklanması dileğiyle…
Mehmet İlarslan 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Yazılan yorumlardan sadece yorumu yazan kişi sorumludur. Bu yüzden T.C. Kurallarına aykırı yorumlar yazmayınız. Hakaret içerikli yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yeni uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı sistemi demokrasimizi geliştirir mi ?

    ARŞİV