26 Ağustos 1922 – Sabahın Kılıcı

 Kocatepe’nin etekleri, karanlıkla aydınlığın sınırı
Toprak nemli, rüzgâr serin. Ufukta ince bir çizgi belirmiş, gökyüzü yavaş yavaş soluk maviye dönüyor. Her şey susmuş gibi; sadece uzaklardan gelen bir nal sesi var.

Mustafa Kemal Paşa, dürbününü indirir, sessizce çevresine bakar. Fevzi Paşa, İsmet Paşa, Asım Gündüz ve birkaç kurmay daha yanındadır. Herkesin yüzünde aynı gergin huzur vardır.

Mustafa Kemal Paşa: (alçak sesle)
— İşte bu sessizlik… En güzel marştır savaş öncesi.

İsmet Paşa:
— Emir sizindir Paşam. Tüm cephe hazır. Süvari kolordusu sabırsızlanıyor.

Fevzi Paşa:
— Düşmanın ön hattı sabah sisiyle kayboldu. Gözcüler mevzide.

Mustafa Kemal Paşa: (ellerini arkasında birleştirir, ufka bakar)
— Yirmi yıldır milletin kaderi bu sabaha yükleniyor. Bugün sadece bir ordu değil, bir tarih yürüyüşe geçecek.

Bir top sesi sessizliği deler. Ardından bir diğeri… Derken gökyüzü, sanki ateşle açılan bir kapı gibi parlamaya başlar.
Kocatepe’nin eteklerinden duman yükselir, dağ titrer.

Mustafa Kemal Paşa:
— Başladı! Artık geri dönüş yok.
(Sonra biraz durur, gözlerini kısmış halde mırıldanır)
— Allah Türk ordusunu muzaffer kılsın.

İsmet Paşa: (dizlerini kırarak yere çöker, haritayı açar)
— Düşmanın sol kanadı ilk darbeden sonra şaşıracak. Beşinci tümen oradan yüklenecek.

Fevzi Paşa:
— Uşak yolu kesildiğinde düşmanın nefesi kesilir.

Mustafa Kemal Paşa:
— Onlar, Akşehir’de bir futbol maçı oynandığını sandı. Bizse o maçta Anadolu’nun kaderini çizdik.
(Başını kaldırır, kararlı bir sesle)
— Şimdi sahaya millet çıkıyor.

[Sahne: Cephe hattı – sabah ışığında askerler mevzilerde]
Top sesleri artıyor, sisin arasından güneş doğuyor. Mehmetçik, tüfeğini kavrıyor. Gözlerinde korkudan çok inanç var.

Bir er, yanındaki arkadaşına fısıldar:
Er:
— Komutanım, Paşa’mız orada mı gerçekten?
Yüzbaşı:
— Orada evlât. O bakıyor şu an, hepimize.
Er: (dişlerini sıkar)
— O zaman ölmek kolay komutanım.

 Kocatepe – birkaç saat sonra]
Güneş yükselmiştir. Düşman mevzileri bir bir düşer, duman dağılır. Paşalar haritaya eğilmiş, sessizce bakar.

Fevzi Paşa:
— Cephe yarıldı Paşam.
İsmet Paşa:
— Afyon birazdan bizimdir.
Mustafa Kemal Paşa:
— (derin bir nefes alır)
Milletin alın teri toprağa değil, zafere karışıyor bugün.
(sonra hafif bir tebessümle)
Ve oyun bitmiştir Paşalar. Şimdi tarih yazıyor.

O sabah, Anadolu’nun sessizliği yerini toprağın dirilişine bıraktı.
Bir millet, küllerinden yeniden doğdu.
Ve Kocatepe’den yükselen o ilk top sesi, yalnız bir savaşın değil — bin yıllık bir direnişin yankısıydı.

YORUM EKLE