Adalet! Bir Gün Mutlaka

Adalet mülkün temelidir, duruşma salonlarında bu ifadeler yer alır. Adalet dinin de devletin de temelidir. Adalet insanlığın da temelidir. Adaletin terazisi şaşsa bile, bir gün mutlaka tecelli edecektir, er ya da geç. Asıl olan İlahi adalettir, kamu vicdanıdır orada beraatını almışsan, gün gelir insanların adaleti de yerini bulur.

            Türk adaletinde kara bir leke olan, “sizi içeri tıkan kuvvet böyle istiyor” diyebilecek kadar alçaklaşabilen, darbecilerce özenle seçilmiş hakimlerin hüküm verdiği, Yassıada sözde mahkemesinin kararlarını yok sayan ve mağdurlarına tazminat talep etme hakkı doğuran Kanun TBMM genel kurulunda oy birliği ile kabul edildi. Hayırlı uğurlu olsun, oy veren herkese, TBMM’de temsil edilen bütün partilerimize teşekkür ederim. Kamu vicdanında, millet indinde zaten yok sayılan bu kararlar böylelikle hukuksal olarak da ortadan kalkmış oldu.

            Ne babalarımızın ne de bizlerin iade-i itibar gibi bir sorunumuz yoktu. Aziz milletimiz bu itibarı zaten çoktan vermişti. 1961 seçimlerinde darbeyi olumlu gören CHP ile darbeye maruz kalanların partisi AP başa baş oy almışlardır. Demokratları yanıltmak için kurdurulan YTP oylarını da hesaba katarsak daha 61 seçimlerinde millet cevabını vermiştir. 65 seçimleri ise açık, net ve tartışmasız şekilde 27 Mayısı sandıkta mahkum etmiş, demokratlara itibarını geri vermiştir. Süleyman Demirel’in Genel Başkan olduğu ve demokratların devamı olduğunu açıkça ilan eden AP %52.87 oy almıştır. O günden bugüne bu orana ulaşan hiçbir siyasi hareket yoktur. AP oylarına YTP’nin 3,72 oyunu da eklersek demokratların oyları %57 ye ulaşır. Gelelim darbeseverlere, sivil idareye geçişin uzamasını savundukları için MBK’dan tasfiye edilen darbeci 14’lerin ele geçirdiği ve Genel Başkanlığa Alpaslan Türkeş’i getiren CKMP sadece 2.24 oy alabilmiştir. CHP ise %28.75 oy almıştır. Yani darbeci zihniyetin aldığı toplam oy sadece %31 dir. Partisi darbeciler tarafından işgal edilen ve kendi partisinden ayrılmak zorunda kalarak Millet Partisini kuran Osman Bölükbaşı ise Türkeş’i üçe katlayıp %6.26 oy almıştır.

            Bu seçim sonuçları tam anlamıyla Demokratların itibarlarının iadesiydi. Daha öncesinde Ekim 1962’de İnönü-Gümüşpala uzlaşması sonucu çıkarılan af kanunuyla babam dahil, müebbet hapse mahkum olanların haricindeki mebuslar tahliye oldular. Süleyman Demirel Başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz, Celal Bayar önce sağlık nedeniyle tahliye oldu, ardından 3 Ağustos 1966’da çıkan af ile bütün müebbetlikler tahliye oldular. Daha sonra kamu haklarının iadesi için kanun çıktı ama AYM iptal etti.  Anayasa değişikliğiyle “affedilmiş olsalar bile” ibaresinin kalkması gerekiyordu. Senatoda darbeci tabii senatörler ve kontenjan senatörleri yüzünden yeterli çoğunluk sağlanamıyordu. 14 Mayıs 1969 günü Başbakan Demirel’in arabuluculuğuyla tarihi buluşma gerçekleşti. İki Milli mücadele kahramanı, halef, selef cumhurbaşkanları İsmet İnönü ve Celal Bayar yıllar süren dargınlığın ardından barıştılar ve görüştüler. Ancak bu kez de silahlı kuvvetler içindeki dalgalanma yüzünden daha sonra Güven Partisi ve CGP’yi kuran CHP’nin anti demokrat bazı senatörleri darbecilerin safına geçtiler. 12 Mart Muhtırası döneminde Org. Faruk Gürlerin tehdit ve baskıyla Cumhurbaşkanı seçilmesine direnen Demirel ve Ecevit bu uzlaşıyı 73 seçimleri sonrasında da sürdürdüler, Erbakan’ın da katılımıyla Anayasa değişikliği gerçekleşti ve siyasi hakların iadesi sağlandı.

            75 kısmi senato seçimlerinde birçok DP milletvekili senatör seçildi. 77 genel seçimlerine gelindiğinde ise babam AP’den aday oldu. Tek arzusu silah zoruyla çıkarıldığı yüce meclise millet iradesiyle yeniden seçilmek. Hem kendisinin ve hem de kader arkadaşlarının itibarlarının iadesini sağlamaktı. Nitekim 1977 seçimlerinde 20 kadar eski DP’li vekil, milletvekili ve senatör seçildiler. O seçimlerde hem önseçim hem de asıl seçim safhalarının her anında yanındaydım. Asıl itibar orada kazanıldı, yasayla değil milli iradeyle kazanılan itibar. Ben canlı tanığıyım, Yassıada’dan, Kayseri’den, Menderes’ten söz edildikçe ağlayanları, halktaki coşkuyu, gözlerimle gördüm bizzat yaşadım.

            Aslında Menderes ve arkadaşlarının kanunen de iade-i itibarı ve mezarlarının nakli merhum Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde 3623 sayılı Kanunla zaten sağlanmıştı. 17 Eylül 1990 günü İmralı adasından gelen cenazeler, Aksaray Muratpaşa camiinde yüzbinlerce vatandaşın katıldığı cenaze merasimiyle Anıt Mezara nakledilerek defnedildiler. O tarihi gün ben, annem ve abim de oradaydık. Önce Demokratlar Kulübünün organizasyonuyla İstanbul Valiliğine giderek hayatta olan DP’li vekiller ve vefat edenlerin aileleriyle buluştuk. Sonra Valiliğin tahsis ettiği otobüslerle camiye intikal ettik. Dedelerimin yakın dostu ve babamın abi diyerek hürmet ettiği Ulaştırma eski bakanı merhum Muzaffer Kurbanoğlu’yla birlikte oturduk. O gün onu son görüşümdü. Valilik mührünü taşıyan, yakamıza takılan “yakınları” kokartı sayesinde caminin avlusuna kadar girebildik. İzdiham nedeniyle sadece siyasiler, devlet erkanı ve bu kokartı taşıyanlar girebiliyorlardı o alana. Bu kokart sayesinde “aile” yazmadığı halde Anıt Mezarın alt kısmında yer alan defin alanına aileler dışında sızabilen 8-10 kişiden biriydim bu benim için ömür boyu taşıyacağım bir onurdur.

            Diyeceğim odur ki; 1990 yılında gösterilen bu yakınlığa ve ilgiye rağmen bu yasa çıkarılırken de daha öncesinde de hiçbir ilgi görmedik, fikrimiz dahi sorulmadı. Sayın meclis başkanı DP’lileri ve 11. Dönem vekillerinin yakınlarını kesinlikle temsile mezun olmayan kendisini Anıtmezarın türbedarı olarak takdim eden kişi ve üç beş kişiyle istişare ettikleri gazete haberlerine yansıdı. Yıllar önce de FETÖ’cüleri Yassıada’ya götürmüşler, genç demokratlar diye takdim etmişlerdi, şaşırdık mı? Hayır, AKP iktidarı bugüne kadar, Kadim Demokrat Parti ve Menderes ile ilgili hiçbir, tören, anma ve benzeri bir etkinliğe bizleri çağırmadı. Sorun değil, biz kendi anmamızı kendimiz zaten yapıyoruz. Yassıada’yı bile ranta kurban edenlerden başka ne beklenirdi ki? Ancak meclisten oy birliği ile geçen bu teklifi imzaya açarken bugünkü Demokrat Parti’nin genel başkanı Gültekin Uysal, Yassıada’da idama mahkum edilen Agah Erozan’ın oğlu Bursa milletvekili Ahmet Kamil Erozan neden aklınıza gelmez? En çok içimi acıtan da nedir biliyor musunuz? Bu saydığım isimler ve daha başkalarının imzaları alınmazken, darbeci 14’lerin partisinin gurup başkanvekillerinin imzalarının olması bana göre züldür.

            Her şeye rağmen bütün takiyelere ve hatalara rağmen oy birliği ile karar alınmış olmasını takdire şayan buluyorum. Umarım bu kanun toplumdaki ayrışmanın, kutuplaşmanın sonunun gelmesine vesile olur. Bu yasayla malumun ilanı ve tescili olmuştur.

Siz DP’lilerin imzalarından bile korkuyorsunuz. Korkunun ecele faydası yoktur.  Ne kadar DP ve demokratları yok sayarsanız sayın, yakında kıvılcım çakıyor, merkez sağ harekete geçiyor. Kalın sağlıcakla…

27 Haziran 2020

Naci Akın

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Ragıp Doğan
Mustafa Ragıp Doğan - 1 hafta Önce

Mükemmel anlatmışsınız. Mağdur olan milletin seçtikleri ve seçenlerdi. Bunları görmezden gelenlerde sadece siyasi getirisi için işin ucundan tutuyor gibi görünüyor. Topyekün mağdur ve yakınlarını yok sayıp ihtilalci artıklarını yassıtılmış toprak parçasına götürmek samimiyetsizliktir. Selam ve muhabbetle