Ağaların inadı

Okulu bitirip, atama beklediğimiz ancak, 12 Eylül darbesi sebebiyle atanamadığımız yıllardı. Devrin İlköğretim Müdürü Yaşar Sağlam’dı. Kendisine her zaman saygı duymuşumdur. Kulakları kadar kalbi de harikadır. Detone sesi de defolu insanı da iyi seçer. Kendisine sağlıklı ve mutlu nice yıllar dilerim.

Eskiden her köyde bir öğretmen, bir imam mutlaka olurdu. Taşımalı eğitim uygulamasıyla köylerden öğretmenler çekilip merkeze alındılar. Öğrenci sayısının azaldığı gerekçesiyle yapılan bu uygulamanın sonuçları hiç iyi olmadı. Öğretmen-imam balansının olmayışı köylerin sosyolojik yapısını çok olumsuz etkiledi.

Neyse konumuza dönelim.
Bir gün yolda karşılaştığımız Yaşar hoca, beni daireye çağırdı. Gittim, bana “Vekil öğretmelik yapmak ister misin? Seni falanca köye göndereyim? ” dedi. Branşımın sınıf öğretmenliği olmadığını söyledim. Bunun üzerine “Sen gitmezsen Lise mezunu göndereceğiz, Onlar kadar da mı yapamayacaksın?” dedi. Sonuç olarak görevi kabul ettim. İyi ki kabul etmişim, sayesinde çok şeyler öğrendim. 

Görevlendirildiğim köyde çok kısa görev yaptım. Köyün iki ağası vardı, ikisi de hacıydı, ikisi de rahmetli oldu. Aslında ikisi de çok iyi insanlardı. Sorun; birbirlerini sevmemeleri ve birinin köyle ilgili her türlü önerisine diğerinin karşı çıkmasıydı. Bu konuda önyargılıydılar. Birbirlerine hiç zararları yoktu ama köye zarar verdikleri kesindi ama bunun farkında bile değillerdi.

Değişen çok şey yok aslında... Ağaların inadı farklı versiyonlarla devam ediyor. 
Bildiğiniz gibi yerel seçimlerde Manisa ve Demirci’yi farklı partiler kazandılar, millî irade öyle tecelli etti. Demirci’nin, kim yaparsa yapsın, nerden gelirse gelsin hizmete ihtiyacı var. Sonuçta Demirci’ye yapılan Demirci’de kalacak. Bize yakın ilçeler olan Gördes’e, Köprübaşı’na yapılanları duyuyoruz ve görüyoruz. Bu hizmetleri, Manisa Büyük Şehirin sırtına alıp götürecek hali yok. Anlaşılsa, uzlaşılsa ilçeye hizmet gelse fena mı olur? Siyaseten düşünüldüğünde de, Akhisar ve Salihli gibi oy potansiyeli yüksek ilçelerin hizmet almaları daha kolaydır. Bu handikapın aşılması ve pozitif ayrımcılık sağlanması için küçük ilçe belediyelerinin daha uzlaşmacı olması ve realist düşünmesi gerekir. Demirci, genel bütçeden yapılan hizmetler ve yatırımların yanında, yerel bütçeden de kendi payına düşen hizmeti almalıdır. 
Konuştuğumuz, bilgilerine başvurduğumuz zaman herkes kendine göre, kendi açısında haklı olduğunu anlatıyor. Onların kendilerini haklı görmeleri hizmetin gelmesini sağlamıyor, mesele bu… 

Halkın seçtiğine saygımız sonsuz. Seçilenlerin de halka saygı duymalarını ve halka hizmet etmelerini beklemek en doğal hakkımız. Haksız mıyım?

Not: Geçen yazım için görüş ve düşüncelerini ileten okurlara teşekkür ederim. Tabi ki, durup dururken Köy boğasından bahsetmedik. Bazı duyumlarımızı La Fontaine gibi boğayı konuşturarak yapamasak da kendi üslubumuzca anlatmaya çalıştık. Çok kapalı ve kişiselleştirmeden yazmamızın sebebi, özel hayatın gizliliğine ve kutsallığına olan saygımızdandır.
Ahmet Duman
YORUM EKLE