AKP'nin Yediği Hurmalar

Bizi takip edenler bilecektir arka arkaya kaleme aldığım yazılarla 31 Mart 2024 yerel seçim sonuçlarını yorumlamaya çalıştım.

Türk seçmeninin verdiği mesajları ve muhatabı olan siyasi liderliklerin algılamalarını dikkatlerinize sundum.

Bu nedenle içinde bulunduğumuz, milletimizin çoğunluğuna hayatı çekilmez hale getiren ekonomik gelişeler üzerine değerlendirmeleri bir tarafa bırakmıştık.
Bu yazımda halkımızın önceliği olan enflasyon, hayat pahalılığı konusunda yayınlanan çeşitli ekonomik verilerin verdiği mesajı değerlendirmeye çalışacağım.

Türk ekonomi literatürünü takip edenler bilecektir, her ayın ilk günlerinde Türkiye İstatistik Kurumu, İstanbul Ticaret odası ve bağımsız akademisyenlerden oluşan ENAG geçmiş aya ait ekonomik duyurularda bulunur.
Bu açıklamalara baktığımızda;
-İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından yapılan açıklamaya göre, 2023 Nisan ayına göre 2024 Nisan ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı %78,81, 
-ENAG Tüketici Fiyat Endeksi Nisan ayında %5,02 artarken Tüketici Fiyat Endeksi Yıllık Bazda %124,35,
-TÜİK 2024 yılı Nisan ayında TÜFE yüzde 3,18 oranında artmıştır. Nisan ayındaki artışla birlikte yıllık enflasyon bir önceki aya kıyasla 1,30 puan artarak yüzde 69,80 düzeyinde gerçekleştiği ifade edilmektedir.
Üç kurumun her birinin verileri arasında göz ardı edilmesi mümkün olmayan farkların bulunduğunun dikkatinizden kaçmadığına eminim.
Ancak her üçünün de verdiği mesajlar, şiddeti farklı olmakla birlikte aynı yöndedir.
Rakamların verdiği mesaj, enflasyon ve hayat pahalılığının devam etmekte olduğudur.
Bu sonuç hiç kimse tarafından inkâr edilemeyecek gerçektir.
İş te bu gerçek Erdoğan hükümetini arayışlara sevk etmekte yeni tedbirler almaya mecbur etmektedir.
Son günlerde gerek öncesinde gerekse sonrasında çok fazla tartışmaya ve farklı yorumlara neden olan Tasarruf Genelgesi de bunların en sonuncusudur.
Başta genel idare olmak üzere yerel yönetimleri de kapsayan tasarruf genelgesine konu olan tedbirlerle yüz milyar liralık bir tasarrufun yılsonuna kadar yapılmak istendiği Bakan Şimşek tarafından açıklanmıştır.
Çok fazla detaya girmeden kamu tarafından kullanılan her türlü taşıt, bina kiralama, demirbaş alımı, yatırım, mal ve hizmet alımı hizmet harcamaları, lojmanlar, plajlar başta sosyal tesisler, kırtasiye harcamaları, yurtdışı görev harcamaları vb. birçok kalemde tasarruf edilmesi hedeflenmektedir.
2024 yılı için toplam tasarruf tutar ise 100 milyar liradır.
Tabi öngörülen tedbirler olumlu sonuç verirse.
Elbette 100 milyar lira önemli bir tutardır.

Söz konusu tasarruf tutar 11 trilyonluk 2024 merkezi hükümet bütçesinin ancak %1’ine tekabül ettiğini göz önüne alırsak bu tasarrufun çok anlamsız oluğu kabul edilecektir.
Birçok kesimde özellikle de devlet kapısında iş bekleyenlerde ümitsizliğe neden olan başlıklardan biri de 3 yıl süreyle emekli olanların yeri dışında devlete personel alımı yapılamayacağının genelgede yer almış olmasıdır.
Devlet kadroları 22 yılı aşan AKP hükümetleri döneminde aşırı şişirilmiştir.
2002 yılı sonu itibariyle kamuda çalışan memur, işçi ve sözleşmeli personel toplamı ancak 3 milyon seviyesindeyken günümüzde bu rakam 5 milyona dayanarak devlet kadrolarında %50’nin üzerinde bir artışın olduğunu ortaya koymaktadır.
Yandaşlarını devlet görevlisi yaparak iktidarını sağlamlaştıran AKP, bugün yaşanmakta olan ekonomik krizin kamu personel harcamalarıyla da yegâne sorumlusudur.
Halkın arasında son yıllarda yaygınlaşan bir deyiş vardır;
Yediğin hurmalar sonra tırmalar!
Netice olarak “hurmayı AKP ve yandaşları yemiş, tırmalanan milletimizin bizatihi kendisi” olmuştur.

Hükümet tarafından hazırlanan 2024 gider bütçesinin açığı 2,7 trilyon olması beklenirken 100 milyarlık tasarruf gülünçtür.
Son söz;
Bu israfçı zihniyetin tasarrufçu bir zihniyete dönüşmesi ne yazık ki mümkün değildir.


16 Mayıs 2024
Ahmet Orhan

 

YORUM EKLE